Britanya'da grev ve siyasi gerilimlerin nedenleri
Birleşik Krallık'ta artan ekonomik ve siyasi sorunlar durumu o kadar kritik hale getirmiş ki, hükümet grevdeki çalışanların yerine ordu askerlerini kullanmakla tehdit etti.
Londra da dahil olmak üzere çeşitli İngiliz şehirleri, bugünlerde kötü ekonomik duruma, düşük maaşlara, pahalı enerjiye ve temel ihtiyaç maddelerinin fiyatlarındaki artışa karşı protestolara, toplantılara ve grevlere tanık oluyor.
Greve katılacağını açıklayanlar arasında hemşireler, postane ve araç sürücüleri/ sağlık ağı çalışanları ve havalimanları çalışanları da yer alıyor. Aynı zamanda, İngiliz hükümetinin grevdeki havaalanı çalışanlarının yerine ordu askerlerini kullanmayı planladığına dair haberler de çıktı.
Yeni yılın başlamasına bir aydan az bir süre kalmışken İngiltere'de durum vahim ve siyasi ve ekonomik kriz bu ülkeye de sirayet etmiş durumda. Ekonomik durgunluk, kontrol edilemeyen enflasyon, enerji eksikliği ve geçim sorunları, 2022'nin son günlerinde dünyanın en büyük altıncı ekonomisini, 1989'dan beri görülmemiş bir süreç olan çeşitli sendikaların işçi ve çalışanları tarafından gerçekleştirilen en büyük halk protestoları ve grev dalgasıyla karşı karşıya getirdi.
İngiltere Merkez Bankası Başkanı Andrew Bailey, bankanın enflasyon görünümünde önemli bir risk gördüğüne işaret ederek; "Reel gelir şokları İngiltere'yi resesyona doğru itecek" dedi.
Şu sıralar ekonomik kriz İngiltere başta olmak üzere çeşitli Avrupa ülkelerine yayıldı ve havaların soğumasıyla durumun daha da kritik hale gelmesi bekleniyor. "Times" dergisi bu bağlamda şunları yazdı: " Kış mevsiminde grevler ve ekonomik sorunlar yoğunlaşacak. Bu durum North Sea- Kuzey Denizi petrol işçilerinden İskoçya'daki ambulans şoförlerine ve Londra'daki kamu sektörü çalışanları ve otobüs şoförlerine kadar çeşitli sektörleri kapsayacak.
İngiltere'deki izleme ve denetleme kurumları ve kuruluşlarının raporuna göre bu ülkede 14,5 milyon insan yoksulluk içinde yaşıyor ve bu durum İngiliz belediyelerinin dörtte birinin acil yardım bütçesini tasfiye etmesine neden olmuştur.
Bu koşullar, İngiltere muhafazakar Başbakanı Rishi Sunak'ın hükümetinin ekonomiyi iyileştirme vaatlerine rağmen tehdit ve baskı seçeneklerini kullanmasına neden oldu. Grevcileri ordu çalışanlarıyla değiştireceği tehdidinde bile bulundu.
İngiltere Muhafazakar Partisi lideri Nadeem Zahavi, hükümetin kamu sektörü grevinin etkilerini kontrol altına almak için gerekirse ordudan yardım isteyeceğini itiraf etti.
İngiltere Başbakanı da protestocuları bastırmak ve durumu kontrolü altına almak için ordunun hükümetin tam desteğini alacağını açıkladı.
Sunak'ın tehditleri, başta İngiltere olmak üzere Batılı ülkelerin yetkililerinin her zaman demokrasi ve ifade özgürlüğü hakkına ve vatandaşların haklarına saygı gösterilmesini talep ettikleri bir zamanda geldi. Bu ülke özellikle son yıllarda düşmanca ve müdahaleci tavırlarla birçok ülkeyi demokrasi ilkelerine uymamakla suçlamaktadır.
Ama şimdi İngiltere Başbakanı, Londra sokaklarındaki protestocuların varlığını kaos olarak nitelendiriyor ve şöyle diyor: "İnsanlar kaostan yeterince acı çekti ve artık kanunları çiğneyenlerin yasaların gücünü hissetme zamanı gelip çattı."
Aslında İngiltere Başbakanı protestoculara yönelik şiddeti yasallaştırmaya ve savunmaya çalışıyor.