Amerikalıların Demokrasi konusundaki kötümserliği 
https://parstoday.ir/tr/news/world-i242188-amerikalıların_demokrasi_konusundaki_kötümserliği
 Yeni bir anketin sonuçları  Amerika'daki  yetişkinlerin çoğunun  bu ülkenin yasaları ve siyasetlerinin kamu çıkarlarını sağlamada yetersiz olduğunu  düşündüğünü gösteriyor. 
(last modified 2024-12-09T04:22:16+00:00 )
Temmuz 18, 2023 03:37 Europe/Istanbul
  • Amerikalıların Demokrasi konusundaki kötümserliği 

 Yeni bir anketin sonuçları  Amerika'daki  yetişkinlerin çoğunun  bu ülkenin yasaları ve siyasetlerinin kamu çıkarlarını sağlamada yetersiz olduğunu  düşündüğünü gösteriyor. 

Associated Press ve Nork Center for Public Research tarafından ortaklaşa yürütülen bu ankete göre, yaklaşık her 10 Amerikalıdan sadece biri bu ülkede demokrasinin işleyiş biçimine veya vatandaşların çıkarlarını en iyi şekilde sağlamaya yönelik konulara yüksek puan veriyor. Genel olarak, Amerikalıların yaklaşık yarısı (yüzde 49'u) demokrasinin kendi ülkelerinde iyi işlemediğini söylerken, yalnızca yüzde 10'u Amerika'da demokrasinin "çok" veya "aşırı derecede" iyi çalıştığına inanıyor ve geri kalan kesim buna inanmıyor. Ülkelerinde "biraz" demokrasi iyidir diyenler ise yüzde 40 kadardır. Bu ankete katılanların neredeyse yarısı, iki ana Amerikan partisinin demokrasi alanındaki performansını kötü olarak değerlendirdi. Bu bağlamda ankete katılanların yüzde 47'si Demokratların demokrasinin değerlerini korumada iyi performans göstermediğini düşünüyor. Bu konu Cumhuriyetçilere yönelik daha da yüksek rakamlara işaret ediyor.  Amerikalıların yüzde  56'sı Cumhuriyetçiler hakkında aynı görüşü paylaştılar. Genel olarak, bu anketin bulguları, korona virüsü salgını, enflasyon ve ekonomik durgunluk gibi sorunlar yaşayan iki kutuplu bir ülkede Amerikan halkının siyasete karşı yaygın hoşnutsuzluğunu ve memnuniyetsizliğini gösteriyor.

Amerika'daki aşırı siyasi iki kutuplu atmosfer, Joe Biden ve Donald Trump'ın birbirlerine yönelik sözlü saldırıları ve karşılıklı açıklamaları ve birbirlerine yönelik büyük suçlamaları sonucu genel olarak da Demokratlar ve Cumhuriyetçiler arasındaki karşıtlık şeklinde görülüyor. Amerikalılar, bu ülkedeki demokrasinin durumu hakkında dünyadaki liberal demokrasinin liderliğini iddia eden ülkelerinin geleceği hususunda da kaygılılar. Böylelikle son yıllarda yaşanan olayların gölgesinde Amerikan toplumu daha da kaygılanmış ve içinde benzeri görülmemiş bir iki kutupluluk oluşmuştur.  Burada ilginç olan nokta, hem Biden hem de Trump'ın Amerikan demokrasisini desteklediklerini iddia edip diğerini suçlu olarak öne sürmesidir.  Bu söylemlerin dışında gerçek şu ki, ABD'de demokrasi, özellikle Kasım 2020 Başkanlık seçimleri ve sonrasında yaşananların, yani bu seçimin resmi sonucunun açıklanmasının ardından son üç yılda yaşanan gelişmelerin gölgesinde iyice kötüleşti. Biden'ın zaferiyle, Trump'ın bunu kabullenememesi ve destekçilerini kitlesel protestolar düzenlemeye teşvik etmesi, sonunda 6 Ocak 2021 olayına yol açtı  yani Trump destekçilerinin ABD Kongresi'ne hücum etmesi en  ciddi şekilde sözde ABD demokrasisini de zayıflattı ve aslında dünyanın en büyük kapitalist ülkesinde demokrasinin sadece bir slogan olduğunu da gözler önüne serdi. 

 

Ayrıca Amerika'da iç savaş çıkma ihtimaline dair endişeler de her geçen gün artıyor. Eylül 2022'de Amerikan vatandaşları arasında yapılan bir anket, katılımcıların yüzde 43'ünün önümüzdeki on yılda ülkede bir iç savaş çıkmasının muhtemel olduğunu düşündüğünü gösteriyor. Amerikalıların bu ülkedeki demokrasinin işleyişine ilişkin karamsarlığı bazı özel konularda daha da olumsuz: Amerikalı yetişkinlerin yaklaşık üçte ikisi göçmenlik politikası, hükümet bütçesi, silah kontrolü ve kürtaj politikalarının halkın görüşlerini yansıtmadığını söylüyor. Ve hemen hemen aynı sayıda kişi ekonominin durumu hakkında böyle bir görüşe sahip.Amerikalıların yarısından fazlası da Amerika Birleşik Devletleri politikalarının Amerikan halkının sağlık ve çevre alanlarındaki tutumunu yansıtmadığını söylüyor.

 

Önemli nokta siyasi düzeni bozan en önemli faktörün Trump olmasıdır.Amerika artık sadece ABD başkanlık seçimlerine tekrar aday olmakla kalmayıp çeşitli vesilelerle Biden hükümetinin iç ve dış politikalarını ve eylemlerini sorgulayan Trump'a da tepkili. Ukrayna'daki savaşa yasadışı göçmen sorununa yönelik eleştirilerini dikkatle izliyor.  Aynı zamanda, bir Demokrat olarak Biden'ın kendisinin ve bazı Cumhuriyetçilerin sol görüşlerden ilham aldığını iddia ettiği planları Kongre'ye sunarak Amerika'yı riske attığını iddia ediyor.

Öte yandan Biden, Trump ve "ABD'yi tekrar büyüteceğiz" hareketi biçimindeki destekçilerinin ABD'deki demokrasi için büyük tehlike oluşturduğunu ve ABD'yi geri götürmek istediğini vurguluyor. Gerçek ne olursa olsun, Amerikan demokrasisinin benzeri görülmemiş bir kimlik kriziyle karşı karşıya olduğu kesindir ve iki parti olan, Demokratlar ve Cumhuriyetçiler,  bir birlerini suçlamakta ve karşı tarafı demokrasiye tehdit olarak göstermektedir. Bu boşluk benzer şekilde Amerikan eyaletleri düzeyinde var olmuş ve kürtaj da dahil olmak üzere çeşitli konularda Cumhuriyetçi ve Demokrat eyaletlerin politika ve yaklaşımlarının çelişmesine yol açmıştır. Zaten Amerika şimdiye kadar dünyadaki liberal demokrasi sisteminin lideri olduğunu iddia ettiyse de, son yıllardaki gelişmeler bu ülkede demokrasinin ne kadar sıkıntılı ve tehdit altında olduğunu gösteriyor. Bu konu o kadar ileri seviyeye gitmiştir ki Amerika Birleşik Devletleri Başkan Yardımcısı Kamala Harris de bu konuda bir tehlike duyurusunda bulundu. Harris, Aralık 2021 sonunda verdiği bir röportajda Amerika'ya yönelik en büyük ulusal güvenlik tehdidinin ne olduğu sorusuna yanıt olarak şunları söylemişti: Amerika'daki demokrasinin zayıf durumu ülke için bir güvenlik tehdididir.