Hamburg camisinin kapatılması; Muhammedi İslam'a hayır, dini aşırılığa evet
Hamburg camisinin kapatılması; Muhammedi İslam'a hayır, dini aşırılığa evet Pars Today- İran İslam Kültür ve İletişim Teşkilatı Başkanı "Muhammed Mehdi İmanipur", yayınladığı yazıda, Hamburg'daki İslam Merkezi'nin Alman hükümeti tarafından kapatılmasını, Almanya'nın İsrail'in oluşturduğu sahte ortamdan etkilendiğini gösterdiğini söyledi.
İslam Kültür ve İletişim Teşkilatı Başkanı "Muhammed Mehdi İmanipur", Alman güvenlik güçlerinin alışılmadık saldırısını analiz ederek, bir notta Hamburg İslam Merkezi'nin kapatılmasını ele aldı.
Mehr Haber Ajansı'nın Pars Today'e dayanarak verdiği habere göre, bu eylemi bu Avrupa ülkesinde insan hakları, ifade özgürlüğü ve vatandaşlık haklarının göstermelik olduğunu açık bir noktası olarak değerlendirdi ve şunları yazdı: Almanya'daki medya ve resmi merkezler tarafından Hamburg İslam Merkezi ve faaliyetlerinin mahiyetine ilişkin yapılan yanlış ve çarpık gerekçeler ve anlatılar, kesinlikle gerçekçi ve hak peşinde koşan insanların zihinlerini perde arkasındaki gerçeklerden habersiz hale getiremez. Bu bağlamda dikkate alınması gereken bazı noktalar vardır:
Hamburg İslam Merkezi; Dine dayalı yakınlaşmanın sembolü
Birinci nokta, Hamburg İslam Merkezi'nin gurur verici geçmişine ve Almanya'daki konumuna dayanıyor. Bu merkezin kuruluşu Hamburglu bir grup mümin ve dindar vatandaşın isteği üzerine yapılmış, 70 yılı aşkın süredir diğer ilahi dinlerle ve birçok Alman gibi insanlarla barışçıl ve uyumlu etkileşim içinde etkin ve bereketli yaşamını sürdürmüştür Pek çok Alman din aliminin de kabul ettiği gibi, burası ülkedeki dini diyalog ve yakınlaşmanın önemli merkezlerinden biri olarak kabul ediliyor.
Hamburg İslam Merkezi'nin yapıcı faaliyetlerine ilişkin bir inceleme, bu konunun gerçek bir kanıtıdır. Bu koşullar altında, son zamanlardaki küstah eylem, maneviyat ve dini yaşam arayan insanlar için dini yakınlaşmaya ve bilimsel ve yapıcı tartışmalara karşı açık bir muhalefet örneğidir.
Alman koalisyon hükümeti ve Siyonist senaryo
İkinci nokta ise mevcut Alman koalisyon hükümetinin yaklaşımıyla ilgili. Daha önce de Hamburg İslam Merkezi'ne yönelik gerçek dışı iddialar ortaya atılarak kapatılmasına zemin hazırlanmıştı. Ancak mevcut koalisyon, Siyonist lobilerin ve Kudüs’ü işgal eden rejiminin güvenlik kurumlarının yazmaktan sorumlu olduğu senaryonun hayata geçirilmesinin hızlandırılmasından sorumluydu. Bu nedenle olayın gerçekliği ile olaya dair asılsız iddialar arasında akıllı bir ayrım yapmalıyız.
Almanya'daki resmi parti ve kurumlar, Hamburg İslam Merkezi'nin kapatılmasını hukuki ve bir iç sürecin sonucu olarak değerlendirmeye çalışırken, böyle bir iddia ise kamuoyunun yanlış yönlendirilmesine ve konunun gerçeğinden saptırılmasına örnek teşkil ediyor. Bu noktada sahte ortamların yaratılması İsrail rejimin küstah yüzünün dünya kamuoyuna her zamankinden daha fazla ortaya çıktığı bir ortamda, çocuk katili Siyonist rejime baskıyı azaltmak için alınmış bir önlemdir.
İsrail topraklarında oynamanın Berlin açısından siyasi bedeli
Üçüncü nokta ise, Kudüs’ü işgal eden rejiminin sahasında Alman partilerinin oyunu, Berlin'e her zaman bedeli olmuştur. Ancak bu arkadaşlığın bedeli geçmişe göre daha fazla olacaktır. Gazze soykırımına karşı Filistinlileri savunmak için Alman vatandaşlarının yaygın ve coşkulu protestoları, Berlin'in çağdaş dış politikası tarihinde bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
Burada Alman yetkililer, Siyonist lobilerden yollarını ayırma fırsatını kaçırmakla kalmadı, aynı zamanda Gazze cellatlarının ve Filistin’i işgal edenlerin sahasına oynamaya devam ederek, Alman vatandaşlarıyla aralarındaki uçurumu daha da derinleştirdiler.
Hamburg İslam Merkezi'nin kapatılmasının sonuçları
Dördüncü nokta ise Alman hükümetinin Hamburg İslam Merkezi'nin kapatılmasına ilişkin aldığı kararın sonuçlarıyla ilgilidir. 3 Ağustos Çarşamba gününe "Kara Çarşamba" diyoruz çünkü tek bir merkez ya da kurumun ötesinde, milyarlarca insanın gözü önünde ifade özgürlüğü katledildi.
Dünyanın her yerindeki bilinçli insanları her zamankinden daha fazla endişelendiren şey, böyle bir eylemin meşrulaştırıldığı makro trenddir ve dünyanın herhangi bir yerinde ve herhangi bir nedenle tekrarlanabilir. Bazıları, Alman hükümetinin son hamlesinin hedefinin İran İslam Cumhuriyeti ve İslam Devrimi söylemi olduğunu düşünebilir.
Fakat böyle bir düşünce yanlıştır. Hamburg İslam Merkezi'nin kapatılması, 21. yüzyılda ifade özgürlüğü ilkesine, insan haklarına ve ilahi din mensuplarının yapıcı diyaloglarına aykırı bir eylem olarak değerlendiriliyor. Eğer bu eyleme karşı sessiz kalınırsa ya da bazı din alimleri bunu basit bir mesele ve sınırlı karar alma süreci olarak görmek isterlerse, çok yanılgıya ve büyük bir hataya düşerler.
Batı'da din karşıtlığı, dinlerin kutsal kitaplarının yakılması, fıtri değerlerin silinmesi, aile kurumuna saldırılması, nihilizm ve doğal olmayan hedonizmin güçlendirilmesi gibi çeşitli şekillerde kendini göstermiştir ve bu olaylar karşısında her türlü açıklama girişimi Batı tarafından kınandı.
Bu nedenle insanı kendine ve doğuştan gelen değerlerini korumaya çağıran her din ve medeniyet, Avrupa'daki gizli güç kurumlarının kara listesinde yer almaktadır. Bu süreci dinlerin ve dinlerin yakınlaşmasıyla bitirmek gerekiyor ki bu da elbette dünya dini liderlerinden Hamburg İslam Merkezi'nin kapatılmasını sorgulamasının en objektif yollarından biri olacaktır./
.