Filistin’de Doğan Mesih; Hristiyanlığın İddiacıları Vatikan’da
PARS TODAY – Gazze olayı, Batı medeniyetinin tüm kimlik unsurları için bir sınav oldu: Devlet, din ve uluslararası kurumlar dahil. Bu sınavda Batılılaşmış Hristiyanlık, yani kilise de kendi değerini ortaya koydu.
"İsa (as) bugün aramızda olsaydı, zulüm ve küresel istibdat liderlerine karşı mücadelede bir an bile tereddüt etmezdi. Milyarlarca insanın açlık ve sefaletini, hegemonya güçleri tarafından savaşa sürüklenmesini asla kabul etmezdi." Bu mesaj, Ayetullah Hamanei tarafından Hz. İsa’nın doğum günü münasebetiyle yayınlandı.
Birçok kişi, günümüz Hristiyanlığının Mesih’in fikirleri ve ideallerinden ciddi şekilde uzaklaştığına inanıyor. Pars Today’in bildirdiğine göre, İran’ın Resalet gazetesi bu bağlamda “Filistin’in Oğlu Mesih” başlıklı bir yazısında gerçek Hristiyanlık ve Vatikan’ın özellikle Filistin meselesindeki davranışlarını ele aldı. Yazıda şu ifadeler yer aldı:
"Vatikan’ın Hristiyanlığın başkenti olduğu hangi gerekçeyle söylenebilir ki? Oysa birçok Hristiyan hayatlarında bir kez bile Beytüllahim’in ismini duymamıştır."
Vatikan Kilisesi, İsa’nın dininin merkezi haline gelmişken, Mesih’in doğduğu yer olan Beytüllahim’in Kilisesi, kuşatma ve savaş altında yalnız bırakılmıştır. Pars Today, Resalet gazetesine atıfta bulunarak şu gerçeği aktardı: Vatikan, tıpkı diğer uluslararası kurumlar gibi Gazze sınavında başarısız oldu.
Dünyanın en önemli dini kurumu olarak Vatikan, işgalci rejimin suçlarına karşı Hristiyan dünyasını yönlendirme konusunda eşsiz bir etki yaratabilirdi.
Birleşmiş Milletler’in, dünya toplumunun siyasi kolu olarak Gazze krizini yönetmede zayıf kaldığı noktada, Vatikan’ın müdahalesi bu eksikliği giderebilirdi. Diğer yandan, Hristiyanlık, özellikle Katolik Hristiyanlık, yüzyıllar boyunca merhamet, barış ve sevgi dini olarak tanındı.
Dünyanın en önemli barış elçisi, tarihin en büyük vahşetlerinden birinin yaşandığı bir durumda tamamen devre dışı kalabilir mi?
Bu, kilisenin dini kimliğini savunması için en iyi fırsattı. Rönesans ve modernleşme sürecinde cazibesini kaybeden bu kimlik, artık yeniden öne çıkabilir ve Batı toplumuna hatırlatabilirdi ki ilahi dinlerden başka insanlık için güvenli bir sığınak yoktur.
Ancak bu gerçekleşmedi ve kilise bir kez daha etkisizliğini kanıtladı. Papa ve Katolik Hristiyanlığın bu izolasyonu, inançlı Hristiyan toplumunu kiliseyi İsa’nın öğretisinden ayırmaya daha da fazla yönlendirdi.
Gazze olayı, Batı medeniyetinin tüm kimlik unsurları için bir sınav oldu: Devlet, din ve uluslararası kurumlar. Bu sınavda Batılılaşmış Hristiyanlık, yani kilise de kendi değerini ortaya koydu.
Filistin’den geriye kalan her şey yok edilmekte ve bu yalnızca bir işgal değil, tamamen bir yok etme sürecidir.
Binlerce insanın vahşice katledilmesi ve bir yaşam alanının yok edilmesi, gün ortasında tüm dünyanın gözleri önünde gerçekleşen bir gerçekliktir. Bu gerçeklik, Mesih gibi insanların uğruna hayatlarını feda etmeye değer.
Mesih gökyüzünde kıyam gününü bekliyor; ancak Gazze bugün, Mesih’in hikayesine benzer şekilde acılarla çarmıha gerilmiş durumda. Yürek taşıyan Hristiyanların, Meryem’in oğlu ve göklerdeki Babalarını çağırmaları gerekiyor.
Not: Pars Today’de yer alan diğer medya içeriklerinin yeniden yayınlanması, bu içeriklerin onaylandığı anlamına gelmemekte olup, yalnızca Pars Today okuyucularını bilgilendirme amacı taşımaktadır.