Trump'ın Orta Doğu politikası, cumhurbaşkanlığının ikinci döneminde nasıl olacak?
https://parstoday.ir/tr/news/world-i272210-trump'ın_orta_doğu_politikası_cumhurbaşkanlığının_ikinci_döneminde_nasıl_olacak
Sahab – Donald Trump'ın dört yıllık aranın ardından ikinci başkanlık dönemi pazartesi günü başladı. Önemli sorulardan biri de Trump'ın ikinci başkanlık döneminde Batı Asya politikasının nasıl olacağıdır.
(last modified 2025-01-22T12:42:15+00:00 )
Ocak 22, 2025 15:42 Europe/Istanbul
  • Trump'ın Orta Doğu politikası, cumhurbaşkanlığının ikinci döneminde nasıl olacak?

Sahab – Donald Trump'ın dört yıllık aranın ardından ikinci başkanlık dönemi pazartesi günü başladı. Önemli sorulardan biri de Trump'ın ikinci başkanlık döneminde Batı Asya politikasının nasıl olacağıdır.

Donald Trump, 20 Ocak 2025 Pazartesi günü Amerika Birleşik Devletleri Kongresi'nde Amerika’nın 47. başkanı olarak yemin etti. 2016-2020 yılları arasında cumhurbaşkanlığı yaptığı ilk dönemde Batı Asya’nın özel bir yeri vardı. Suudi Arabistan, Trump'ın dış politikasında özel bir yere sahipti. Trump ayrıca Riyad'ı sağmal ineği olarak görüyordu.

Trump ayrıca, Siyonist rejimin çıkarlarıyla tamamen uyumlu olan Yüzyılın Anlaşması'nı açıklamış ve Arap ülkeleri ile bu rejim arasındaki ilişkilerin normalleşmesini Abraham Planı şeklinde sürdürmüştür. Bu arada Trump, İran İslam Cumhuriyeti'ne karşı azami baskı politikasını da benimsemiş ve uygulamaya koymuştu. Trump'ın ilk başkanlık döneminde Batı Asya'ya ilişkin üç temel bakış açısının Suudi Arabistan'a karşı materyalist bakış, Arap ülkeleriyle Siyonist rejim arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesi ve İran'a karşı azami baskı olduğu söylenebilir.

Texas A&M Üniversitesi'nde uluslararası ilişkiler profesörü olan Gregory Gauss'a göre Trump, ikinci defa olarak Beyaz Saray'daki işine, cumhurbaşkanlığının ilk döneminde deneyimlediğinden çok farklı olan bir Batı Asya'nın olduğu bir sırada başlıyor. Suriye kökten değişti; hem yeni fırsatlar hem de zorluklar ortaya çıktı. Suudi Arabistan daha fazla özgüven kazandı ve İran'a karşı saldırgan bir politika izleme olasılığı çok daha düşük.

Değişmeyen şey, Arap-İsrail ihtilafındaki temel sorunların çözülmesi ihtimalinin düşük olmasıdır. Çözülmemiş bu sorunların Abraham Anlaşmaları'nın genişletilmesi yönündeki her türlü girişim için bir zorluk oluşturması muhtemeldir.

Trump, göreve geldiği ilk gün Suudi Arabistan için, "Suudi Arabistan'a ilk seyahatimde, tıpkı geçen sefer yaptıkları gibi, bizden 450 milyar dolar mal satın almaları şartıyla gideceğim." demişti. Bu yorum, Trump'ın da Biden gibi Suudi Arabistan'ı bir müttefik olarak değil, maddi bir araç olarak gördüğü anlamına geliyor. Ancak Trump'ın ilk başkanlık döneminden farklı olarak Suudi Arabistan, hem dış politikada hem de ABD ile ilişkilerde daha bağımsız davranmaya çalışıyor.

Trump, İran konusunda özellikle petrol ihracatının engellenmesi yoluyla azami baskıdan bir kez daha söz etti. İran ile ilgili fark da şu ki Trump'ın bu kez İran'a karşı maksimum baskıda, Arabistan ve Arap ülkelerinin kendisiyle aynı doğrultuda olmasına sahip olduğu gözükmüyor. İran ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkiler Mart 2023'ten bu yana yeniden tesis edilmiş, Tahran ve Riyad, ikili ilişkileri ve bölgesel iş birliğini genişletme yönünde adımlar atmaktadır. Dolayısıyla Suudi Arabistan'ın İran'a yönelik azami baskıda Trump'ın yanında yer alması pek olası görünmüyor.

Öte yandan hiç şüphesiz Trump, yeni başkanlık döneminde İsrail rejiminin Arap ülkeleriyle ilişkilerinin normalleşmesi konusunu da önemseyecektir, ancak bu konuda önceki dönemden farklı olarak ciddi zorluklarla karşı karşıya olacağı görülüyor. Bu zorluklar Siyonist rejimin Gazze halkına yönelik soykırımının sonucudur. Gazze'ye yönelik savaşın, Trump'ın göreve gelmesinden bir gün önce sona ermesine rağmen Suudi Arabistan ve diğer Arap ülkeleri bağımsız bir Filistin devletinin kurulması çağrısında bulunuyor. Bu, Siyonist rejimin karşı çıktığı bir konudur ve ilişkilerin normalleşmesinin yaygınlaşması önünde ciddi bir engel teşkil edebilir./