Fransız Askerlerinin Altıncı Afrika Ülkesinden Çıkarılması
Fransız askerleri, 20 Şubat Perşembe günü düzenlenen törenle Fildişi Sahili’ndeki tek askeri üssünden ayrıldı.
Yaklaşık bin Fransız askeri, terörle mücadele ve aşırılık yanlısı gruplarla savaş bahanesiyle Port Bouët adlı üste konuşlanmıştı. Ancak Aralık ayında Fildişi Sahili Cumhurbaşkanı Alassane Ouattara, Fransız askerlerinin ülkesinden ayrılacağını duyurdu. Bu karar, Fransa’nın Afrika’daki askeri varlığını azaltma sürecinin bir parçası olarak alındı.
Fildişi Sahili, Fransız askerlerinin varlığına son veren altıncı Afrika ülkesi oldu. Şu anda Fransa’nın yalnızca Cibuti’de 1.500 ve Gabon’da 350 askeri bulunuyor.
Fransa, 1960’lı yıllarda eski sömürgeleri bağımsızlık kazandıktan sonra bile, Afrika’daki askeri varlığını korudu. Paris yönetimi, kıtadaki stratejik ve ekonomik çıkarlarını güvence altına almak için Fransa yanlısı hükümetlerin kurulmasını destekledi. Bunun için de eski sömürgelerinde birçok darbenin arkasında yer aldı.
Son 60 yılda Afrika’da 30 darbe gerçekleşti ve Fransa ya bu darbelerin planlayıcısıydı ya da darbecilere destek verdi. Fransız askerlerinin birçok Afrika ülkesinde bulunmasının amacı, Paris’in siyasi, ekonomik ve güvenlik alanındaki nüfuzunu sürdürmekti. Ancak günümüzde Afrika’daki teknolojik gelişmeler ve küresel rekabet, eski sömürgeci yöntemleri geçersiz hale getirdi.
Afrika ülkeleri artık Fransa’nın ekonomik ve siyasi tahakkümünü kabul etmiyor. Bölge devletleri, küresel ve bölgesel güçlerle dengeli ilişkiler kurarak ekonomik ve güvenlik çıkarlarını daha bağımsız şekilde koruyabileceklerini anladılar.
Bu nedenle, birçok Afrika ülkesi Fransız askerlerinin topraklarından çekilmesini talep etti ve Paris ile olan ilişkilerini yeniden gözden geçirmeye başladı. Bazı ülkeler ise bu süreçte daha ileri giderek Fransa’nın büyükelçiliklerini kapattı.
Afrika’da Fransa’nın sömürgeci nüfuzu sona eriyor ve kıta yeni bir döneme giriyor. Pek çok Afrika ülkesi, Çin ve Rusya gibi ülkelerden milyarlarca dolarlık yatırımlar alarak büyüme ve kalkınma yolunda ilerliyor.
Afrika ülkeleri artık doğal kaynaklarını yalnızca Fransız şirketlerine tahsis etmek zorunda değil. Kıta, eskiden olduğu gibi sadece fakirlik ve açlıkla anılmıyor; küresel arenada aktif ve etkili bir aktör haline geliyor.
Fransa’nın Afrika’daki nüfuzunun azalması, Avrupa Birliği’nin de küresel güç olarak zayıflaması anlamına geliyor.