Avrupa Birliği Üyeleri Arasında Ukrayna'ya Destek Konusunda Ayrışma
PARS TODAY – ABD ve Rusya temsilcileri Riyad'daki toplantıda Ukrayna meselesinde ilk somut adımları atarken, Brüksel ve Paris’te gerçekleşen iki liderler zirvesi sonuç üretmekten çok Avrupa Birliği (AB) üyeleri arasındaki ayrışmayı gözler önüne serdi.
Yaklaşık üç yıldır devam eden ve dünyanın en karmaşık ve hassas jeopolitik krizlerinden biri olan Ukrayna krizi konusunda, ABD’nin yeni Başkanı Donald Trump’ın göreve gelmesiyle birlikte müzakereler hız kazandı.
Geçen hafta boyunca bir yandan Moskova ve Washington arasındaki görüşmeler Suudi Arabistan’da, Ukrayna ve Avrupa Birliği’nin koordinasyonu olmaksızın gerçekleştirildi. Öte yandan, Avrupa ülkeleri Fransa’nın öncülüğünde Paris’te bir dizi toplantı düzenledi.
Bu gelişmelerin yanı sıra, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve ABD Başkanı Donald Trump, 12 Şubat Çarşamba akşamı yaptıkları telefon görüşmesinde yüz yüze görüşme konusunda umutlarını dile getirdi.
Her ne kadar bu görüşmenin tarihi henüz belirlenmemiş olsa da, Ukrayna ve Avrupalı müttefiklerin görüşleri dikkate alınmadan yapılan bu telefon konuşması ve planlamalar, yeni diplomatik karmaşıklıkların ve Atlantik’in iki yakası arasındaki güvensizliğin arttığını gösteriyor.
Bu telefon görüşmesinin ardından, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 18 Şubat Salı günü Riyad’da bir araya geldi. Ukrayna ve Avrupa temsilcilerinin bulunmadığı bu görüşme, müzakere eden taraflar tarafından “yapıcı” olarak nitelendirildi.
Trump ve Putin’in temsilcilerinin Riyad’daki görüşmeleriyle eş zamanlı olarak, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, geçen hafta Paris’te Ukrayna savaşıyla ilgili iki toplantı düzenledi. Bu toplantılara yaklaşık 15 ülke ya yüz yüze ya da video konferans yoluyla katıldı.
Bu zirvede, Avrupa liderleri savunma harcamalarını artıracaklarını duyurdu ve Ukrayna’nın kendi geleceğine ilişkin karar alma süreçlerinde rol oynaması gerektiği konusunda mutabakata vardılar.
Ancak Paris toplantısında dikkat çeken en önemli konulardan biri, Avrupa Birliği üyeleri arasında Ukrayna’ya verilen destek konusunda yaşanan ayrışmaydı. Gözlemciler bu ayrışmayı, Avrupa ülkeleri arasındaki farklı bakış açılarına ve ABD politikalarına yönelik iç bölünmelere bağlıyor.
Bazı AB ülkeleri hâlâ Ukrayna konusunda ABD politikalarını desteklerken, diğerleri Beyaz Saray’ın politikalarından uzaklaşma eğilimi gösterebiliyor.
Mevcut müzakerelerdeki karmaşıklıklar ve Batı ülkeleri arasındaki iç anlaşmazlıklar göz önüne alındığında, Ukrayna krizinin geleceği belirsizliğini koruyor.
Bu durumda, gayriresmî diplomasi ve perde arkası görüşmeler krizin seyrini etkileyebilir. Ancak üç yıldır devam eden bu savaşı sona erdirmek için kapsayıcı ve sürdürülebilir bir çözüm bulmak son derece zor. Trump’ın daha önce iddia ettiği gibi 24 saatte çözülebilecek bir kriz olmadığı artık çok daha net bir şekilde görülüyor.