Ukrayna’daki Son Olayların Nedenleri ve Sonuçları Nelerdir?
Ukrayna’daki Son Olayların Nedenleri ve Sonuçları Nelerdir?
Parstoday – Son günlerde Ukrayna’nın başkenti Kiev’in yanı sıra Lviv, Harkiv ve diğer birçok şehirde, sivil toplum aktivistleri, öğrenciler, gazeteciler ve şeffaflık yanlısı grupların geniş çaplı protestoları yaşandı.
Kiev’deki protestocular, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski’nin, ülkenin yolsuzlukla mücadele kurumlarının bağımsızlığını sınırlayan parlamento kararını imzalamasına karşı sloganlar atarak tepkilerini dile getirdiler. Göstericiler aralarında gençler ve savaş gazilerinin de olduğu “Yolsuzluğa son verin” ve “Yargı bağımsızlığını koruyun” yazılı pankartlarla parlamento binasından Cumhurbaşkanlığı ofisine yürüdüler. Bazı protestocular, Zelenski’nin istifasını isterken, onu yargı sistemini kontrol altına almaya çalışmakla suçladı.
Kiev Belediye Başkanı ve Zelenski’nin uzun süredir eleştirmeni olan eski boks şampiyonu Vitali Kliçko, başkentteki protestolara katıldı. Amerikan hükümeti tarafından finanse edilen Özgürlük Radyosu’na konuşan Kliçko, “Burada olmak benim için önemli. Ortaklarımız, bu yolsuzlukla mücadele kurumlarını kurdu ve 10 yıldır ayakta tutmak için ellerinden geleni yaptılar. Şimdi ise yetkililer, onların bağımsızlığını yok etmek istiyor.” dedi.
Kliçko daha önce Telegram hesabında yaptığı açıklamada, Zelenski hükümetini “savaşı bahane ederek yolsuzlukla mücadele kurumlarını yok etmek ve Ukrayna’yı otoriterliğe sürüklemekle” suçlamıştı. Ukrayna Parlamentosu, 263 oyla bir yasayı kabul etti ve Zelenski derhal bu yasayı imzaladı. 23 Temmuz Çarşamba günü yürürlüğe giren bu yasa, Ulusal Yolsuzlukla Mücadele Bürosu (NABU) ve Yolsuzlukla Mücadele Özel Savcılığı (SAPO) gibi kurumların yetkilerini azaltıyor ve bu kurumlar üzerindeki hükümet denetimini artırıyor. Yasaya göre, Cumhurbaşkanı tarafından atanan Başsavcı, bu kurumlar üzerinde daha fazla kontrol sahibi olacak ve dosyaları kurumlar arasında taşıyabilecek.Eleştirmenler, bu yasal değişikliklerin, yolsuzlukla mücadele kurumlarının bağımsızlığını ortadan kaldıracağını ve hassas davalara siyasi müdahale riskini artıracağını söylüyor.
Yeni yasa sadece iç kamuoyunda değil, Ukrayna’nın Avrupa ve Amerikan müttefikleri arasında da yankı uyandırdı. Avrupa Birliği, daha önce Ukrayna’ya adaylık statüsü verilmesini “yolsuzlukla mücadelede somut ilerleme” şartına bağlamıştı. Son gelişmeler üzerine, Avrupa Komisyonu Sözcüsü Virginie Joron, şu açıklamayı yaptı:“Ukrayna hükümetinin son adımları, AB’ye katılım sürecindeki taahhütleriyle açıkça çelişmektedir. Bu karardan acilen dönülmesini talep ediyoruz.”
Bu arada, Amerikan Kongresi’ndeki bazı Cumhuriyetçiler de Zelenski’nin bu kararına sert tepki gösterdi.Küresel Politika Enstitüsü (GPI), yayımladığı hızlı analizde şu ifadelere yer verdi:“Yolsuzlukla mücadele kurumlarının yetkilerinin azaltılması sadece iç politikada değil, Batılı ortakların özellikle Avrupa Birliği’nin – gözünde Ukrayna hükümetinin itibarını ciddi biçimde zedeleyecektir.” Peki, Zelenski hükümeti neden böyle bir zamanda yani Rusya ile yıpratıcı bir savaşın, ekonomik krizin ve artan kamuoyu baskısının ortasında şeffaflık ve hesap verebilirlik mekanizmalarını zayıflatmayı tercih etti? Uzmanlara göre bu adım, yalnızca savaşın yarattığı baskıların değil, iç siyasi hesapların ve yaklaşan seçimlerde bağımsız kurumların kontrolünü ele geçirme çabasının sonucudur. Brookings Enstitüsü şöyle yazıyor: “Zelenski ve yakın çevresi, özellikle savaş tedarikleri, dış yardımlar ve altyapı yenileme gibi hassas alanlarda, üst düzey askeri ve sivil yetkililerin yolsuzluklarını ortaya çıkarabilecek bağımsız kurumların artan etkisinden endişe duyuyor.”
Son aylarda, hem yerel hem Batılı bazı medya organları, devlet ihalelerinde ve dış yardımların kullanımında yaşanan yolsuzlukları ifşa etti. Carnegie Europe ve Chatham House gibi düşünce kuruluşlarının analizlerinde, Zelenski yönetiminin savaş ortamından yararlanarak bağımsız denetim mekanizmalarını zayıflattığı belirtiliyor.Ukraynalı analizciler, örneğin d Pravda gazetesi, Zelenski’nin görev süresinin sonlarına yaklaştığı bu dönemde, eleştirileri bastırmak ve yürütme yetkisini artırmak için hazırlık yaptığını savunuyor. Yönetim yanlısı askerî figürlerin denetim mekanizmalarına dahil edilmesi ve bağımsız kişilerin sadık kadrolarla değiştirilmesi, bu stratejinin göstergeleri olarak değerlendiriliyor.
RAND Corporation’un son Ukrayna analizinde şu ifadeler yer alıyor: “Ukrayna kamuoyu artık ‘direniş sonrası’ bir döneme giriyor. Bu, savaşın yarattığı insanî, ekonomik ve psikolojik bedellere karşı toplumsal dayanıklılığın özellikle gençler ve şehirli kesimlerde azalmaya başladığı ve yeni taleplerin yükseldiği bir aşamadır.”
Doğu Avrupa uzmanı Anna Colino, şu uyarıyı yapıyor: “Zelenski hükümetine yönelik eleştirilerin artması henüz doğrudan bir siyasi kriz yaratmamış olsa da, Washington ve Brüksel için bir uyarı zili niteliğindedir. Çünkü Ukrayna cephesindeki birlik, toplumsal meşruiyet olmadan Rus baskısına direnemez.” Kiev ve diğer şehirlerdeki geniş çaplı protestolar, Ukrayna toplumunun savaşa bakışında niteliksel bir dönüşüm yaşandığını gösteriyor. Artık, bu savaşı yalnızca “zafer anlatıları” veya “dış yardım vaatleri” ile sürdürmek mümkün değil. Ukrayna sokaklarının sesi açıkça gösteriyor ki, halkın artık mermiden çok ufuk ve gelecek vizyonuna ihtiyacı var.