Dolar Artık Dünyanın Güvenli Limanı Değil Mi?
Parstoday – ABD’nin onlarca yıldır doların küresel mali sistemdeki hâkimiyetini korumak için gösterdiği çabalara rağmen, bugün doların durumu tehlike sinyalleri veriyor.
Parstoday'in haberine göre, ABD doları onlarca yıldır küresel rezerv para birimi ve finansal kriz dönemlerinde güvenli liman olarak kabul edilse de, bu konumunun sarsılmakta olduğuna dair işaretler artmaktadır. Brookings Enstitüsü’nün yayımladığı yeni bir rapora göre, ABD’nin iç ve dış politikasından kaynaklanan siyasi ve ekonomik istikrarsızlık – özellikle Donald Trump döneminde – birçok ülkeyi ve küresel yatırımcıyı dolara olan güvenlerini yeniden gözden geçirmeye sevk etmiştir. Brookings, doların “alarm noktasına” ulaştığı konusunda uyarıda bulunarak, daha önce ABD doları ve Hazine tahvillerini en güvenli varlıklar olarak gören yabancı yatırımcıların artık bu görüşlerini değiştirmeye başladığını bildirmiştir.
Son haftalarda doların değeri düşmüş durumda, üstelik ABD’de faiz oranları artarken. Oysa normal şartlarda bu durum doların değerini yükseltmeliydi. Uzmanlara göre bu tutarsızlık, piyasanın ABD ekonomisinin geleceğine güvenmediğini göstermektedir. Mevcut durumun, 2022 yılında yaşanan İngiltere ekonomik kriziyle benzerlikler taşıması da analistleri endişelendirmektedir. O dönemde kamu borcundaki artış İngiliz sterlininin değer kaybetmesine ve tahvil faizlerinin yükselmesine yol açmıştı. Bugün ABD’de benzer bir senaryo oluşmaktadır.
Ekonomik veriler, doları başta euro, sterlin ve yen olmak üzere altı büyük para birimine karşı ölçen dolar endeksinin, bu yılın ilk yarısında %1,8 oranında düştüğünü göstermektedir. Bu, 1973 yılından bu yana doların ilk altı ayda gösterdiği en kötü performans olarak kaydedilmiştir. Trump yönetiminin politikaları, yatırımcıları dolara olan yatırımlarını hızla satmaya itmiştir ki bu da doların küresel konumunu ciddi şekilde tehdit etmektedir.
Uzmanlar, dolardaki düşüş konusunda uzun süredir uyarılarda bulunuyordu, ancak artık siyasi nedenler ve ABD başkanının ekonomik kararları bu süreci hızlandırmıştır.
Ekonomik açıdan bakıldığında; kamu borcundaki artış, ekonomik politikalara duyulan güvensizlik, genişlemeci para politikaları, dolar talebindeki düşüş, ABD iç siyasetindeki belirsizlikler, enflasyon ve alım gücündeki azalma bu düşüşün temel nedenleri arasında yer almaktadır.
Doların değer kaybetmesinin en önemli nedenlerinden biri ise Donald Trump’ın neredeyse tüm dünyayla başlattığı ticaret savaşıdır. Yüksek gümrük tarifeleri yatırımcılarda korku ve belirsizlik yaratmış, ülkeleri de alternatif ortaklıklara yönlendirmiştir. Zayıflayan dolar, Amerikan yatırımcıları da yabancı borsalara yönlendirmiştir. Öyle ki, Avrupa’nın en büyük 600 şirketini içeren Stoxx 600 endeksi bu yılın başından itibaren yaklaşık %15 oranında artmıştır.
Öte yandan Trump yönetimi, doların gücünü siyasi bir baskı aracı olarak kullanmıştır. ABD, doların küresel ticaretteki konumunu kullanarak İran, Rusya ve Venezuela gibi ülkeleri siyasi hedeflerine boyun eğdirmek amacıyla sert yaptırımlarla baskı altına almış; diğer ülkelere de benzer tehditler yöneltmiştir. Bu durum, birçok ülkenin döviz rezervlerini ve uluslararası ödeme sistemlerini yalnızca dolara bağlamayı tekrar sorgulamasına yol açmıştır. Bu nedenle birçok ülke alternatif arayışlarına başlamıştır. Örneğin Çin, ikili ticarette yuan kullanımını yaygınlaştırırken, Rusya da dolar rezervlerinin büyük kısmını euro ve altına çevirmiştir.
Ayrıca, bölgesel işbirliğinin güçlenmesi ve BRICS gibi yeni ekonomik birliklerin kurulması da uluslararası sistemde dolara olan bağımlılığı azaltma yönünde atılmış adımlardır. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov bu konuda, “Küresel toplum Batı’dan bağımsız mekanizmalar oluşturmak konusunda daha istekli hale geliyor ve Doğu ile Küresel Güney, artık küresel büyümenin ana itici gücü haline geliyor,” açıklamasında bulunmuştur. Finansal piyasalar da bu değişimi onaylamaktadır. Brookings raporuna göre, uzun yıllar dolar ve ABD Hazine tahvillerini en güvenli yatırım olarak gören yatırımcılar, artık varlıklarını yavaş yavaş diğer pazarlara yönlendirmektedir. Bu da dolar için bir tür “risk primi” oluşmasına neden olmuştur; yani yatırımcılar artık doları tutmak için geçmişe kıyasla daha yüksek getiri beklemektedir. Bu da doların eski koşulsuz güvenli liman konumunu kaybettiğini göstermektedir.
Pek çok analiste göre eğer bu gidişat devam ederse, dolar kriz dönemlerinin güvenli limanı olmak yerine, bizatihi bir kriz kaynağı haline gelebilir. Bu elbette doların tamamen ortadan kalkacağı anlamına gelmese de, doların küresel ekonomik sistemdeki öncü konumunu kaybetmekte olduğunu göstermektedir.
Sonuç olarak, bugün şahit olduğumuz şey, ABD’nin ekonomik ve uluslararası politikalarına yönelik artan güvensizliğin neden olduğu derin bir krizdir. Eğer ABD hükümeti bu güveni yeniden tesis edemez, ekonomik karar alma süreçlerinde şeffaflığa önem vermez ve doların gücünü siyasi araç olarak kullanmak yerine çok taraflı mali işbirliklerini geliştirmeye odaklanmazsa, doların küresel sistemdeki hâkimiyeti yavaş yavaş sona erecektir.
Şu sorunun cevabı: “Dolar hâlâ dünyanın güvenli limanı mı?”Her geçen gün “hayır” cevabına daha çok yaklaşıyor gibi görünüyor.