Kanlı Sicil: Britanya Nasıl Filistin'deki İşgalin Kurucusu Oldu? + Fotoğraflar
https://parstoday.ir/tr/news/world-i281598-kanlı_sicil_britanya_nasıl_filistin'deki_İşgalin_kurucusu_oldu_fotoğraflar
Parstoday – İskoçya partileri, Britanya hükümetinden İsrail rejiminin Filistin halkına yönelik suçları karşısında sessiz kalmamasını istedi.
(last modified 2025-08-25T00:40:53+00:00 )
Ağustos 25, 2025 03:40 Europe/Istanbul
  • Kanlı Sicil: Britanya Nasıl Filistin'deki İşgalin Kurucusu Oldu? + Fotoğraflar

Parstoday – İskoçya partileri, Britanya hükümetinden İsrail rejiminin Filistin halkına yönelik suçları karşısında sessiz kalmamasını istedi.

Parstoday’in ISNA Haber Ajansı’na dayandırdığı haberine göre, İskoçya Ulusal Partisi’nin (SNP) Batı Asya Sözcüsü Brendan O’Hara, Britanya Başbakanı Keir Starmer’a hitaben kaleme aldığı yazıda, “Hükümetiniz Gazze’deki soykırım karşısında sessiz kalamaz” dedi. O’Hara, Britanya hükümetine tavsiyelerde bulunarak, İsrail rejimine tam kapsamlı silah ambargosu uygulanmasını, Filistin devletinin derhal tanınmasını, Uluslararası Adalet Divanı’nda İsrail’e karşı açılan soykırım davasına resmen katılmasını ve bu rejime ekonomik yaptırımlar uygulanmasını istedi.

Ancak Avrupa’ya, özellikle Britanya’ya gönderilen mektuplar, talepler ve uyarılar, İsrail rejiminin Filistin’i uzun süredir işgal etmesinden kaynaklanan yaraya merhem olabilir mi? Tarih gösteriyor ki, 1948 yılında İsrail’in kurulmasını, Britanya’nın merkezi ve karmaşık rolünü göz önünde bulundurmadan anlamak mümkün değildir.

Arthur Balfour’un Ünlü Mektubu: İsrail Rejiminin Resmi Kuruluş Belgesi
  • Balfour’un Filistin’i İşgal Hayali

2 Kasım 1917 tarihinde Britanya’nın dönemin Dışişleri Bakanı Arthur James Balfour tarafından kaleme alınan ve “Balfour Deklarasyonu” olarak bilinen mektup, Britanya hükümetinin onayıyla bu ülkede yaşayan Yahudilerin lideri Lionel Walter de Rothschild’e yazıldı. Bu mektup, Batı Asya bölgesinde, Birinci Dünya Savaşı’nın sona ermesinden bir yıl sonra yaşanan tüm gelişmelerin kaynağı oldu. Mektubun bir bölümünde şu ifadeler yer alır: “Sayın Lord Rothschild, Majestelerinin Hükümeti, Yahudi halkı için Filistin’de bir ulusal yurt kurulmasını olumlu karşılamakta ve bu hedefin gerçekleşmesi için elinden gelen tüm çabayı gösterecektir.”

Lionel Walter de Rothschild, Britanya’da Yaşayan Yahudilerin Dönemin Lideri
  • Siyonist Akımın Balfour Üzerindeki Etkisi

Açık olan şu ki, Balfour bu bildiriyi yayınlama kararını yalnızca sömürgeci sermaye çevrelerinden değil, farklı bir akım olan Siyonist etkiden almıştır. Mektubun içeriğini birkaç kez Rothschild ve İsrail rejiminin ilk başkanı olan Haim Weizmann ve Amerikan Siyonist Birliği ile istişare etmesi ve nihai onayı Rothschild’den aldıktan sonra resmen açıklaması, onun Siyonist akımdan güçlü biçimde etkilendiğini göstermektedir. Bu akımın destekçileri arasında Britanya’nın ilk Yahudi kökenli bakanı Herbert Samuel de yer alıyordu.

Herbert Samuel, Britanya hükümetini, Birinci Dünya Savaşı’nda Siyonistlerin desteğini kazanmak amacıyla Yahudi halkı için bir yurt fikrini desteklemeye teşvik etti. Böylece Siyonistler savaşta Britanya’ya mali destek sağladı ve ülke bu kaynakla savaşı kazandı. Hatırlatmak gerekir ki Britanya, Birinci Dünya Savaşı’nı Osmanlı İmparatorluğu’na karşı başlatmıştı. Oysa Osmanlı, savaşın başlamasından yaklaşık 10 yıl önce, Siyonizmin kurucusu Theodor Herzl’in vaatlerine rağmen Filistin’i Siyonistlere vermeyi kabul etmemişti.

  • Başka Bir Halkın Toprağını Vadetme Taahhüdü

Balfour Deklarasyonu’yla birlikte hep göz ardı edilen ikinci önemli nokta ise şu: Britanya, Yahudi halkı için bir yurt kurulmasını vaat ettiği toprak üzerinde hiçbir mülkiyet hakkına sahip değildi ve savaşın galibi olma iddiasıyla başka bir halkın toprağını Siyonistlere taahhüt etti. Ancak daha da önemlisi, varsayalım ki savaşın galibi olmanın bir hakkı varsa bile, Balfour Deklarasyonu’nun yayınlandığı 1917 yılında Birinci Dünya Savaşı henüz sona ermemişti ve Britanya da savaşın galibi değildi. Aksine, bu ülke Balfour Deklarasyonu’nu yayınlayarak Siyonistlerin mali desteğini kazandı ve bu destekle savaşta zafer elde etti.

Netanyahu’nun Britanya’daki Lancaster Malikanesi’nde Balfour’un Tarihi Mektubunu Ziyareti
  • Filistin Halkına İhanet

Birinci Dünya Savaşı’nın sona ermesinden sonra, bölgedeki tüm ülkeler Osmanlı İmparatorluğu’nun eski coğrafyasında bağımsız devletler olarak ortaya çıktı. Ancak Britanya, o dönemdeki Milletler Cemiyeti’nde Filistin’in bağımsız bir devlet kurma koşullarına sahip olmadığını öne sürerek bu toprakların vesayetini üstlendi. 10 yıllık bir süreçte Filistin’de bağımsız bir devletin kurulması için gerekli ortamı hazırlayacağını taahhüt etti.

Fakat Britanya, Milletler Cemiyeti’ne verdiği sözün aksine bir yol izledi. Filistin’de bağımsız bir Filistin devleti kurmak yerine, Yahudilerin bölgeye göç etmesini ve güç kazanmalarını sağlayacak zemini oluşturdu. Bu süreç, Filistin’in Siyonistler tarafından işgal edilmesinin ve Siyonist rejimin kurulmasının önünü açtı.

İsrail Rejimi Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Britanya’nın Eski Başbakanı Rishi Sunak ile Görüşmesi

Sonuçta Filistin’deki Siyonist Rejimin Kuruluşu, Britanya’nın Balfour Deklarasyonu’yla Siyonistlere Verdiği Taahhütle Gerçekleşti. Ancak bu kuruluş süreci ve Filistin’in işgali, her zaman entrikanın gölgesinde gizlenmiştir. Britanya, Filistin’deki vesayet döneminde elinde bulunan tüm imkânları Yahudilere devretmekle kalmadı; 14 Mayıs 1948 gecesi, Siyonistlerin ertesi gün bağımsızlık ilan edecekleri sırada, Kraliyet Muhafızları’nı silahsız şekilde gemilere bindirerek ülkesine geri gönderdi. Ardından, Siyonist rejim Birleşmiş Milletler üyeliği için oy toplamaya çalışırken, Britanya çekimser oy kullanarak Filistin’in işgalindeki rolünü örtbas etmeye çalıştı.

Filistinlilerin Balfour Deklarasyonu nedeniyle defalarca özür talep etmesine rağmen, Britanya hiçbir zaman bu konuda özür dilemedi ve İsrail’e verdiği desteği sürdürdü. Ancak artık dünya, Britanya’nın alnında bir belge görüyor; üzerinde şu yazıyor: “Filistin’de masum insanların eti ticarete konu ediliyor.”/