İtalyan Sömürgecilerin Afrika’daki İzleri + Fotoğraflar
Pars Today – Güney Avrupa’da, haritasının şekli nedeniyle “Çizme Ülkesi” olarak bilinen bir ülke vardır. Bu ülke İtalya’dır ve bu “çizme” şeklindeki coğrafyasıyla, Afrika topraklarını kendi güçlerinin saldırı alanına dönüştürmüştür.
İtalya, 1870 yılında kurulmuştur ancak bu Avrupa ülkesi, kıtanın diğer birçok ülkesi gibi sömürgecilik yolunu izlemiştir. Pars Today’in haberine göre, Batı Roma İmparatorluğu’nun yıkılmasından sonra, günümüzde İtalya olarak bilinen topraklar, feodal yönetimler arasında bölünmüş ve her birinin başında Avrupa’nın kraliyet ailelerinden bir prens bulunmuştur. İtalya toprakları zaman zaman ve bazen paralel olarak İspanya, Avusturya ve Fransa’nın nüfuzu altında kalmıştır. Ancak, 1859 ile 1870 yılları arasında yaşanan ulusal uyanış, İtalya’nın birleşmesini sağlamış ve ülkeyi uluslararası büyük güçler arasında yer alacak konuma getirmiştir; bu da İtalya’nın dünyanın diğer bölgelerinde toprak ele geçirme hayallerini doğurmuştur.
İtalya’nın Afrika’yı Ele Geçirme Mücadelesi
Günümüz Tunus’u, Kuzey Afrika’da İtalya ve Fransa’nın rekabet ettiği ilk bölge olmuştur. Ancak, “Bardo Antlaşması” sonucunda Tunus Fransa’ya verilmiş ve İtalya hedeflerine ulaşamamıştır. Bu yenilgi o kadar etkili olmuştur ki, İtalya’da mevcut hükümetin düşmesine yol açmıştır. Eritre, 1882’de İtalya’nın sömürgesi olmuş ve 1889 yılında ise günümüzde Somali olarak bilinen ikinci Afrika toprağı İtalya’nın sömürgesi olmuştur. İtalya’nın bitmek bilmeyen sömürge arzusu, “Çizme Ülkesi”ni Habeşistan (bugünkü Etiyopya) hedefleri arasına katmıştır. 1896’da Crispi liderliğinde Habeşistan’a saldırılmış ancak bu saldırı başarısız olmuş, Crispi hükümeti düşmüş ve görevini sürdürememiştir.
Libya’ya Saldırı
Libya unutulmamalıdır; Afrika ülkeleri arasında en çok İtalyan sömürgeciliğiyle anılan ülkedir. Büyük sömürgeci güçler olan Fransa, İngiltere ve diğerleri, Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşte olan topraklarını Kuzey Afrika, Batı Asya ve Güney Avrupa’da paylaşmışlardır. İtalyanlar, Libya’yı ele geçirmenin birkaç günlük deniz yolculuğundan ibaret olacağını düşünmüşlerdir; ancak 1911’de Trablus kıyılarına çıkarma yapan ilk çıkarma birlikleri, yerel halkın güçlü direnişiyle karşılaşmışlardır.
Saldırganların sayısı arttıkça, Libya direniş güçleri gerilla taktikleri kullanarak İtalyan ordusuna karşı küçük ve genellikle gece yapılan çatışmalarla savaşı sürdürmüştür. Bu kişiler, bölgeyi ve coğrafyasını çok iyi bildikleri için İtalyan ordusuna her yerde zorluk çıkarmışlardır.
Bu direnişin en parlak ismi “Ömer Muhtar”dır. İki on yıl boyunca İtalyan sömürgecilerine karşı Libyalı halk direnişinin lideri olmuştur. İtalyanların Libyalı kadın ve çocuklara yönelik geniş çaplı katliamları, idamları ve sakatlamaları üzerine Ömer Muhtar, halk direnişinin liderliğini üstlenmiş ve son nefesine kadar işgalcilere karşı savaşmıştır.
Suçların Arkasındaki Suçlar
İtalya, Libya’yı bombalayarak savaş tarihine havadan ilk saldırı yapan ülke olarak geçmiştir. İtalyan pilot Giulio Gavotti, babasına yazdığı mektupta Kasım 1911’de Libya’daki bir kampta ilk bombayı nasıl attığını anlatmaktadır. Ancak, İtalya’nın Libya’ya yönelik hava bombardımanı bununla sınırlı kalmamış, sonraki çatışmalarda direnişi desteklediği düşünülen köylü ve paramiliter gruplara zehirli gazlarla saldırılmıştır. İtalyan sömürgeciler, Libyalı direnişi yok etmek ve İtalyan çiftçileri yerleştirmek için gerektiğinde toprağı zorla temizlemeyi planlamışlardır.
O dönemde İtalya’nın uyguladığı acımasız şiddet politikası, direnişi kırmayı ve yerel halkı bastırmayı amaçlamış ve 83 binden fazla Libyalı yaşamını yitirmiştir. Yaklaşık 70 bin sivil, özellikle kadınlar, çocuklar ve yaşlılar, kırsal bölgelerde açlık ve hastalık nedeniyle ölmüştür. Bu trajediler sadece büyük bir insanlık felaketi değil, aynı zamanda sömürgeciliğin simgesi olarak dünya tarihine acı bir miras bırakmıştır.