Uyuşturucuyla Mücadele Savaşının ABD’nin Venezuela Üzerine Baskı Aracına Dönüşmesi
-
Venezuela askerleri
Parstoday – Yakın zamanda 15 bin Venezuelalı asker, Kolombiya ile sınır komşusu olan Zulia ve Táchira eyaletlerinde güvenliği güçlendirmek amacıyla konuşlandırıldı.Venezuela, ABD savaş gemilerinin ülke kıyılarına konuşlandırılmasına karşılık olarak, Kolombiya sınırındaki Zulia ve Táchira eyaletlerine 15 bin asker gönderdi.
Parstoday’in haberine göre, ABD, “Nicolás Maduro”yu “Cartel de los Soles” adı verilen uyuşturucu kaçakçılığı kartelinin lideri olmakla suçlamakta ve yakalanmasına yol açacak bilgi için 50 milyon dolarlık ödül koymuş durumda. Bu adımlara karşılık Venezuela Devlet Başkanı, Kolombiya sınırına binlerce asker yerleştirdiklerini duyurarak, bu durumu ülkesinin ulusal egemenliğine bir tehdit olarak nitelendirdi.ABD-Venezuela ilişkileri son on yıllarda sürekli gergin olmasına rağmen, bu durum özellikle son yıllarda ve şimdi de ABD’de Donald Trump’ın yeniden başkan olmasıyla daha da tırmanmış durumda.
Latin Amerika ülkelerini her zaman kendi “arka bahçesi” olarak gören ABD yetkilileri, son yıllarda uluslararası siyasi dengelerin değişmesiyle birlikte Monroe Doktrini’ne yeniden sarılarak Venezuela üzerindeki baskılarını artırdılar. 19. yüzyılın başlarında dönemin ABD Başkanı James Monroe tarafından ilan edilen bu doktrine göre, ABD kendisini Latin Amerika’nın hamisi ve sahibi olarak görmekte ve bu nedenle bölgede Washington’un çıkarlarına aykırı hareket eden solcu hükümetlere karşı her zaman düşmanca bir tavır takınarak onları devirmeye çalışmaktadır. Bu yaklaşım, ABD’nin emperyalist ve hegemonik karakterinden kaynaklanmaktadır.
Son yıllarda da ABD yetkilileri Venezuela’ya yönelik çeşitli siyasi ve ekonomik baskılar uygulamış, ülkeyi özellikle mali, parasal ve enerji sektörlerinde tarihin en ağır Amerikan yaptırımlarıyla karşı karşıya bırakmıştır. Petrol ve enerji sektöründeki yaptırımlar, Venezuela hükümetinin temel gelir kaynağına ciddi darbe vurmuştur. Ancak Washington’un baskı ve yaptırımlarından kaynaklanan sorunlar, Venezuelalıların ABD’nin müdahalesini kabul etmesine yol açmamış; nitekim geçen yıl yapılan başkanlık seçimlerinde halk bir kez daha Maduro’yu devlet başkanı olarak seçmiştir.Mevcut koşullar altında, Donald Trump’ın Venezuela’ya karşı yeni adımlar attığı görülmektedir ki bunlardan biri de uyuşturucuyla mücadele bahanesidir.Washington, Şubat ayında Tren de Aragua ve Cartel de los Soles gibi uyuşturucu kaçakçılığı gruplarını yabancı terör örgütleri listesine almış ve Nicolás Maduro’nun yakalanmasına yol açacak bilgiler için 50 milyon dolarlık ödül belirlemiştir. Bu adımlar, Haziran 2025’te eski bir Venezuelalı askeri istihbarat yetkilisinin ABD’de uyuşturucu kaçakçılığı ve terör suçlarından suçlu bulunmasının ardından atılmıştır.
Trump yönetimi, bu adımların uyuşturucu kaçakçılığıyla ve güvenlik tehditleriyle mücadele kapsamında olduğunu iddia etmekte ve şimdi de Latin Amerika’da, Venezuela yakınlarında olmak üzere üç savaş gemisinin konuşlandırılması talimatını vermektedir. Bu gemiler, uyuşturucu kaçakçılığı şüphesi taşıyan sevkiyatları durdurma yetkisine sahip olacaktır. Ancak bu girişimler, aslında ABD’nin Venezuela sınırlarında askeri varlığını artırmak ve bunu meşrulaştırmak için kullanılan yeni bir bahaneden ibarettir.Gerçekte, ABD yönetimi güvenlikten çok, uyuşturucuyla mücadeleyi Washington’a muhalif hükümetlere, özellikle de Maduro yönetimine siyasi baskı aracı olarak kullanmaktadır.
Washington, Latin Amerika’da solcu hükümetlerin varlığını ve bunların kendi komşuluğunda devam etmesini kabul etmemektedir; çünkü bu hükümetler açıkça ABD’nin saldırgan politikalarını ve taleplerini reddetmektedir. Nitekim bugün Gazze’deki savaşta da Latin Amerika’daki çoğu solcu ülke Filistin davasını desteklemekte ve ABD’nin İsrail’e verdiği desteği kınamaktadır.Sonuç olarak, ABD’nin uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele adı altında Venezuela’ya karşı aldığı son önlemler, bölgesel güvenliği sağlama amacından çok siyasi baskı amacı taşımaktadır.
Savaş gemilerinin konuşlandırılması, ekonomik ve siyasi baskılarınartırılmasıyla birlikte Washington, Maduro hükümetini zayıflatmaya ve Latin Amerika’daki nüfuzunu güçlendirmeye çalışmaktadır. Bu girişimler, diğer ekonomik baskılarla birlikte, ABD’nin bağımsız bölge ülkelerine karşı sömürgeci yaklaşımının açık bir göstergesidir; zira bu ülkeler Washington’un taleplerine boyun eğmeyi reddetmektedir. Böylece uyuşturucuyla mücadele savaşı da ABD için yeni bir baskı aracı haline gelmiştir.