ABD’nin Venezuela’ya Saldırı Tehdidinin Perde Arkası Ne?
Parstoday - Latin Amerika televizyon ağı, ABD’nin Venezuela’ya yönelik tehditlerinin gerçek nedeninin uyuşturucu kaçakçılığı değil, bu ülkenin stratejik kaynaklarını kontrol etme arzusu olduğunu, iftira ve tekrarlanan yalanlarla bunu meşrulaştırmaya çalıştığını, bu yaklaşımın yalnızca Venezuela’yı değil, tüm Latin Amerika’yı yeni bir savaş, kaos ve istikrarsızlık dalgasıyla karşı karşıya bıraktığını belirtti.
TeleSUR’un haberine göre, ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, uyuşturucu kartelleriyle mücadele bahanesiyle 2020 yılında Venezuela kıyılarına yakın, Güney Karayipler’e yaklaşık dört bin deniz piyadesi konuşlandırma talimatı verdi. Aynı yıl, ABD Adalet Bakanlığı, Trump ve ekibinin, aralarında Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Adalet Bakanı Pam Bondi’nin de bulunduğu üst düzey isimlerin, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, İçişleri ve Adalet Bakanı Diosdado Cabello ve Savunma Bakanı Vladimir Padrino Lopez’i “narkoterörist” ve sözde “Güneşler Karteli”nin (Cartel de los Soles) liderleri olarak suçladığını açıkladı. Bu suçlamalar, milyonlarca dolarlık ödüller vaat edilerek resmileştirildi. Ancak bugüne dek bu iddiaları kanıtlayacak somut bir delil sunulmadı. CEPR (Center for Economic and Policy Research) dahil birçok analist, bu davaların siyasi niteliğini vurguladı.
ABD’nin diğer ülkelere yönelik saldırganlığını meşrulaştırmak için yalanlara başvurması yeni bir konu değil. 2003’te dönemin ABD Başkanı George W. Bush ve İngiltere Başbakanı Tony Blair, Irak’a saldırıyı “Saddam’ın kitle imha silahları” iddiasıyla başlattılar; ancak BM silah denetçisi Scott Ritter bu iddiayı yalanlamıştı. Bugün Venezuela hakkında ileri sürülenler de benzer nitelikte.
Venezuela, 2024 OPEC verilerine göre 303 milyar varilden fazla dünyadaki en büyük kanıtlanmış petrol rezervlerine, 2024 Dünya Altın Konseyi verilerine göre 161 ton olmak üzere kayda değer altın rezervlerine ve “Orinoco Kuşağı”nda devasa madencilik kapasitesine sahip. Venezuela’nın koltan ve nadir toprak elementleri dahil stratejik mineralleri, 2 trilyon dolar değerinde tahmin ediliyor (OPEC, WGC, 2024).
Washington’un hedefi, Venezuela’yı boyun eğdirip, tıpkı Irak, Libya ve Suriye’de olduğu gibi, kaynaklara erişimi garanti altına almak ve kukla bir yönetim kurmak. “Önce Amerika” (America First) sloganı, bağımsız ülkelerin savaş, yaptırım ve yağmalanmasından başka bir anlama gelmiyor.
Bu saldırganlığın arkasında, ABD’nin yapısal ekonomik krizi yatıyor. 2024’te Çin ile ticaret açığı 295 milyar doları, AB ile ise 235 milyar doları aştı (ABD Nüfus Sayım Bürosu, Eurostat, 2024). Trump, bu açığı kapatmak için korumacılığı artırdı, tarifelere başvurdu ve tüm dünyayı ABD’yi “sömürmekle” suçladı. Bu bağlamda, Venezuela’nın stratejik kaynaklarının kontrolü, ABD’nin küresel hegemonyasını sürdürmesi açısından kritik hale geldi.
Sonuç olarak, askeri müdahale tehdidi sadece Venezuela’yı değil, tüm Latin Amerika’yı yeni bir savaş, kaos ve istikrarsızlık sürecine sürükleme riski taşıyor. Özellikle, Venezuela ile 2.200 kilometreden fazla sınırı olan Kolombiya’nın bu çatışmanın içine çekilmesi kaçınılmaz görünüyor./