Neden Amerikan Demokrasisi İsrail’in Çıkarları Karşısında Geri Plana Düşüyor?
https://parstoday.ir/tr/news/world-i281756-neden_amerikan_demokrasisi_İsrail’in_Çıkarları_karşısında_geri_plana_düşüyor
Parstoday – Amerikan polisi, Microsoft’un Siyonist rejimle iş birliğini protesto eden göstericileri gözaltına aldı.
(last modified 2025-08-28T01:41:11+00:00 )
Ağustos 28, 2025 04:40 Europe/Istanbul
  • Neden Amerikan Demokrasisi İsrail’in Çıkarları Karşısında Geri Plana Düşüyor?

Parstoday – Amerikan polisi, Microsoft’un Siyonist rejimle iş birliğini protesto eden göstericileri gözaltına aldı.

Siyonist rejim ordusunun 8200. biriminden kaynaklar, Microsoft’a ait bulut platformu “Azure”un Batı Şeria’daki sakinler hakkında geniş çaplı bir veri tabanı olarak kullanıldığını ortaya çıkardı. Parstoday’in aktardığına göre, bu veriler kişilere şantaj yapmak, onları tutuklamak ya da öldürülmelerini meşrulaştırmak gibi amaçlarla kullanılmış; ayrıca Gazze ve Batı Şeria’ya yönelik askeri saldırıların planlanmasında da önemli rol oynadığı belirtilmiştir.

Bu ifşaatlar, Siyonist rejimin Batı teknolojilerini Filistin halkını bastırmak ve kontrol altına almak için araçsallaştırdığı yönündeki endişeleri bir kez daha gündeme getirmiştir. Öte yandan, Microsoft’un bu rejimle iş birliğini protesto eden Amerikalı göstericilerin gözaltına alınması, şu soruyu yeniden gündeme taşımıştır: Amerika’nın iddia ettiği demokrasi ve bireysel-sosyal özgürlükler nerede duruyor ve neden İsrail’in çıkarları karşısında geri çekiliyor? Kendini ifade özgürlüğünün beşiği olarak tanıtan ve diğer ülkeleri insan haklarını ihlal etmekle suçlayan bir devlet, neden kendi vatandaşlarının barışçıl protestolarına bu şekilde karşılık veriyor?

Microsoft’un Siyonist rejimle iş birliğini protesto eden göstericilerin gözaltına alınması, Amerika’daki özgürlük sınırlarının nerede başladığını ve nasıl İsrail’in çıkarlarıyla kesiştiğinde hızla ortadan kalktığını gösteren yeni bir örnektir. Görünüşte yaşanan şey, bir protesto gösterisinin düzenlenmesi ve ardından göstericilerin tutuklanmasıdır; ancak bu tepki, Washington’daki değerler hiyerarşisinde İsrail’in güvenliği ve çıkarlarının Amerikan vatandaşlarının haklarından daha öncelikli olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

Bu tutum, Amerika’nın İsrail’e koşulsuz desteğinin uzun tarihine dayanmaktadır. 1948’den bu yana ABD, bu rejime milyarlarca dolarlık askeri ve ekonomik yardım sağlamış, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde İsrail’i eleştiren kararları defalarca veto etmiş ve siyasi arenada Tel Aviv’in politikalarını savunmuştur.

Son aylarda, Amerika’daki prestijli üniversitelerdeki öğrenci protestolarına yönelik sert müdahaleler, öğrencilerin okuldan uzaklaştırılması, tutuklanması ve tehdit edilmesiyle sonuçlanmıştır. Üniversiteler, özgür tartışma alanları olmak yerine akademik özgürlüğün bastırıldığı alanlara dönüşmüştür.

Bu gelişmeler, Amerika’da ifade özgürlüğünün seçici olduğunu açıkça göstermektedir: sadece İsrail’in çıkarlarıyla çelişmediği sürece özgürsünüz.

Bu çelişki, Amerika’nın onlarca yıldır kendini özgürlük savunucusu olarak tanıtma çabalarıyla daha da belirginleşiyor. Özgürlük söylemi, ülkenin yumuşak güç stratejisinin temel taşlarından biri olmuştur. Ancak New York sokaklarında ya da Harvard ve Columbia gibi üniversitelerin kampüslerinde savaş karşıtı göstericiler bastırıldığında, ya da bir teknoloji şirketinin ofisinde çalışanlar protesto ettikleri için gözaltına alındığında, artık Amerika’daki kurumsallaşmış demokrasi iddiasından söz etmek mümkün değildir.

Öte yandan, Batı teknolojilerinin İsrail’in askeri amaçları için araçsallaştırılması da ciddi etik soruları gündeme getiriyor. Microsoft ve Google gibi şirketler, İsrail’in askeri projelerinde dolaylı iş birliği yapmakla defalarca suçlanmıştır. Kullanıcı verilerinin bulut platformlarında toplanıp, keyfi tutuklamalar veya askeri saldırıların planlanması için İsrail ordusunun eline geçme ihtimali, yalnızca dış politika meselesi değildir; bu durum, halkın teknolojiye olan güvenini ve çok uluslu şirketlerin sorumluluk anlayışını da doğrudan etkiler.

Microsoft’un, İsrail tarafından kullanılan veri türlerinden haberdar olmadığını iddia etmesi ise bu bağlamda ikna edici değildir.

Aslında Amerika’da yaşananlar, bir tür demokrasi gösterisinden ibarettir. Ne zaman İsrail’in çıkarları tehlikeye girse, Amerika’nın demokrasiye ve ifade özgürlüğüne bağlılık iddiaları kolayca bir kenara bırakılmaktadır. Bu tür müdahaleler, Washington’un çifte hatta çoklu standartlarını daha da belirgin hale getirmektedir; insan haklarını ihlal ettikleri gerekçesiyle diğer ülkeleri yaptırımlarla cezalandıran bir ülke, en yakın müttefiki olan İsrail’in açık insan hakları ihlallerine karşı sessiz kalmakta ya da kendi vatandaşlarının protestolarını bastırmaktadır. Böyle bir durumda, Amerika’nın kendi ülkesinde demokrasi kurduğunu iddia etmesi ne kadar inandırıcı olabilir?

Microsoft çalışanlarının gözaltına alınması ve öğrencilerin bastırılması, daha geniş bir sürecin yalnızca birkaç örneğidir. Bu süreçte İsrail, Amerika’nın iç ve dış politikasında temel bir öncelik haline gelmiş ve diğer tüm değerler onun karşısında gölgede kalmıştır.

Bu bağlamda Amerika’yı, ilkelerinin bölgesel politikalar ve Siyonist lobilerin baskısı karşısında kolayca çözülen bir güç olarak görmek gerekir. Açıkça görülen şey şudur: “Amerikan demokrasisi” özellikle İsrail’in çıkarları söz konusu olduğunda yalnızca zayıflamış değil, aynı zamanda içi boş bir gösteriye dönüşmüştür.