ABD'nin Filistin Heyetine BM'de Engel Çıkarmasının Sonuçları Nelerdir?
ParsToday – ABD hükümeti, benzeri görülmemiş bir adımla, Filistin'in Özerk Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas dahil olmak üzere yaklaşık 80 Filistinli yetkilinin vizelerini iptal etti veya reddetti. ABD'nin bu kararı, Filistin heyetinin Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'ndaki varlığını doğrudan etkileyen açık bir diplomatik engelleme olarak değerlendirilmektedir.
Filistin, 2012 yılından beri BM'de gözlemci statüsünde bir devlet olarak Genel Kurul toplantılarına katılma hakkına sahiptir; ancak ABD'nin son kararı, Fransa ve Suudi Arabistan'ın öncülüğünde yürütülen iki devletli çözüm odaklı önemli toplantılar da dahil olmak üzere kilit Filistinli liderlerin bu tür toplantılara katılımını engellemektedir.
Bu adım, ABD'nin Filistin meselesinde tek taraflı politikalarının bir sembolü olmanın ötesinde, aynı zamanda BM merkezi olan ABD'nin yasal yükümlülüklerini açıkça ihlal etmesinin işaretidir.
ABD hükümeti, kararın ulusal güvenlik gerekçeleriyle alındığını iddia etmekte ve Filistin Özerk Yönetimi ile Filistin Kurtuluş Örgütü'nün yükümlülüklerini ihlal ettiğini ileri sürmektedir.ABD Dışişleri Bakanlığı'nın resmi açıklamasında, Filistin Özerk Yönetimi ve Filistin Kurtuluş Örgütü'nün, 7 Ekim katliamı da dahil olmak üzere terörizmi sürekli kınaması ve terörizmi teşvik eden eğitim faaliyetlerine son vermesi gerektiği belirtilmiştir.
ABD ayrıca, Filistin Özerk Yönetimi'nin İsrail rejimine karşı Uluslararası Ceza Mahkemesi ve Uluslararası Adalet Divanı'nda açtığı davaları ve Filistin devletinin tanınması için yürüttüğü girişimleri, Filistin heyetinin vizelerinin reddedilmesi için gerekçe olarak göstermektedir.
Oysa ABD, BM Genel Merkezi'nin ev sahibi olarak 1947 tarihli “BM Merkezi Anlaşması” (UN Headquarters Agreement) kapsamında yasal yükümlülük altındadır.Bu anlaşma, ABD federal yasalarının bir parçası olarak, ABD’nin ilgili devletler ile kendi arasındaki ilişkiler ne olursa olsun, tüm devletlerin ve gözlemcilerin BM merkezine serbest ve engelsiz erişimini sağlamasını açıkça hükme bağlamaktadır.Filistin, 2012’den beri “gözlemci devlet” olarak bu haklardan yararlanmaktadır ve anlaşmanın 21. maddesi herhangi bir ihtilafın tek taraflı adımlar yerine tahkim yoluyla çözülmesini öngörmektedir.
Ayrıca, ABD’nin onayladığı Viyana Diplomatik İlişkiler Sözleşmesi, diplomatik dokunulmazlıkları ve serbest geçiş haklarını garanti altına almaktadır. ABD’nin diplomatik ilişkiler yasası da ev sahibi ülkenin vizeleri zamanında ve haksız gecikmeler olmaksızın vermesi gerektiğini vurgular.
ABD'nin Filistin heyetinin bu yılki BM Genel Kurulu toplantısına katılımını engellemesi, diplomatik, hukuki ve insani düzeylerde geniş çaplı sonuçlara yol açacaktır.BM, bu sorunu çözmek için tahkim sürecini başlatabilir ki bu da ABD'nin ev sahipliği itibarını zedeleyebilir. 1988 tarihli benzer bir olayda toplantılar başka bir yere taşınmış, bu hem maliyetli hem de prestij kaybettirici olmuştur.
Bu adım, diplomatik dokunulmazlıkların ihlali anlamına gelebilir ve Uluslararası Adalet Divanı'nda hukuki mücadelelere neden olabilir.Ayrıca, Gazze'nin işgalciler tarafından katliam, soykırım ve kıtlıkla karşı karşıya olduğu bir dönemde ABD, Filistinlilerin sesini uluslararası platformlarda susturmaya çalışmaktadır ki, tecrübeler bu girişimin başarısız olacağını göstermektedir.
Sonuç olarak, Filistin heyetinin BM Genel Kurulu'na katılamaması durumunda bile, Filistinliler haklarını başka yollarla dile getirmeye devam edecek ve İsrail ile onu destekleyen ABD’yi uluslararası kamuoyuna şikayet edeceklerdir.