Venezuela, Amerika'nın egemenliğini ihlal etmesine karşı nasıl direnç gösterecek?
Parstoday – Venezuela Cumhurbaşkanı Nicolás Maduro, ülkesine yönelik Amerika Birleşik Devletleri'nin askeri tehditlerine yanıt vererek, hiçbir tehdidin, hatta füze saldırılarının bile Venezuela'yı geri adım atmaya zorlayamayacağını vurguladı.
Venezuela Cumhurbaşkanı, ülkesinin hiçbir şart altında düşmanların baskılarına ve şantajlarına boyun eğmeyeceğini ve tehditlere karşı kendini savunmaya hazır olduğunu söyledi. ABD'nin şu anki tutumunu son yüz yılın en büyük tehdidi olarak nitelendiren Maduro, Venezuela'nın direnişini sürdüreceğini belirtti.
Maduro’nun açıklamaları, ABD Başkanı Donald Trump’ın son haftalarda ABD ve bölgedeki uyuşturucu kartelleriyle mücadele politikasını sıkça vurgulamasıyla aynı zamana denk geliyor. Trump, Maduro'nun da bu uyuşturucu kartellerinden birinin lideri olduğunu iddia ediyor. Washington yetkilileri, Maduro'yu “De Los Soles” adlı acımasız bir kartelin lideri olarak ilan etmiş ve onun ABD’ye kokain gibi ölümcül uyuşturucular ve şiddet getirdiğini öne sürmüşlerdir. Ayrıca Trump yönetimi, Nicolás Maduro'nun tutuklanmasına yol açacak bilgiyi verenlere 50 milyon dolar ödül vaat etti.
Şimdi Trump, bu bahane ile Venezuela’ya karşı askeri mücadele emri verdi ve ardından ABD savaş gemilerini Karayip sularına gönderdi. Bu kapsamda, 4500 asker taşıyan 7 Amerikan savaş gemisi, 3 güdümlü füze destroyeri ve en az bir saldırı denizaltısı şu anda Güney Karayipler’de ve Venezuela kıyılarına yakın bölgede bulunuyor.
ABD’nin bu askeri varlığı karşısında Venezuela da savaş hazırlığına başladı. Savunma Bakanı General Vladimir Padrino López, Trump’ın tehditlerini ve ABD donanmasının Karayiplerin güneyine gönderilmesini kınayarak, “Hazırlanıyoruz ve cesaret ederseniz Venezuela’ya adım atın, nasıl savaşacağımızı göreceksiniz” dedi. Maduro da ABD tehditlerini haksız, suçlu ve kanlı olarak nitelendirerek, Venezuela askeri güçlerinin her türlü düşmanca eyleme karşı hazır olduğunu açıkladı.
Maduro'nun sözleri sadece ABD'nin askeri tehditlerine bir tepki değil, aynı zamanda Venezuela’ya karşı uzun süredir devam eden dış baskıların da bir göstergesi olarak değerlendirilebilir. Son yıllarda ABD'nin Venezuela’ya yönelik yaptırımları ve ekonomik baskıları ciddi şekilde artmıştır. Özellikle 2015’ten itibaren ABD, ağır siyasi ve ekonomik yaptırımlar uygulamak, muhalifleri desteklemek ve Venezuela muhalif liderini ülkenin meşru cumhurbaşkanı olarak tanımak gibi çeşitli taktiklerle Maduro hükümetini devirmeye çalışmıştır. Ancak bu politikalar henüz ABD’nin hedeflerine ulaşmasını sağlayamamış ve Maduro'nun devrilmesine yol açmamıştır.
Aslında, ABD son birkaç on yıldır Monroe Doktrini doğrultusunda Latin Amerika ülkelerinde etkisini artırmaya çalışmaktadır, ancak özellikle solcu ülkeler olan Küba ve Venezuela, ABD’nin yeniden bölgeye hakim olmasına izin vermemektedir. Bu ülkeler, ABD'nin zulüm politikalarına uzun yıllar maruz kalmış ve şimdi sömürgeci politikaları kınayarak despotizm ve sömürgecilikle mücadele etmektedir. Aynı zamanda Filistin meselesinde de bu ülkeler, İsrail’in Gazze’ye karşı yürüttüğü savaşta Filistin ve Gazze halkının destekçisidir.Şimdi Trump, Venezuela’yı sadece uyuşturucu ile mücadelede işbirliği yapmayan değil, aynı zamanda uyuşturucu kartellerinin başı olarak etiketleyerek ABD’nin doğrudan askeri müdahalesinin zeminini hazırlamaya çalışmaktadır. ABD, siyasi ve ekonomik nedenlerle bu ülkeye daha fazla ihtiyaç duymaktadır; özellikle Venezuela bölgedeki en büyük enerji kaynaklarına sahiptir.
Buna rağmen, Venezuela’daki mevcut durum, tüm baskı ve yaptırımlara rağmen halkın ve hükümetin yüksek direncini göstermektedir. Venezuela, tüm zorluklara rağmen toprak bütünlüğünü savunmaya ve siyasi bağımsızlığını korumaya bağlıdır. Ulusal dayanışmaya dayanarak tehditlere karşı koymayı başarmış ve bağımsız karar alma hakkını ve toprak bütünlüğünü savunacağını ilan etmiştir. Savunma Bakanı, emperyalist kuşatmanın Bolivarcı devrimi güçlendirdiğini ve halkın yurtsever bilincini artırdığını belirtmiş ve “Bu kuşatma bizi güçlendiriyor ve Komutan Chavez’in bize bıraktığı net görev doğrultusunda bizi daha hazır hale getiriyor” demiştir.Bu koşullarda Venezuela'nın dış baskılara karşı direnişi sadece askeri direnişle sınırlı kalmayıp, bağımsızlık ve sömürgeci politikalarla mücadele iradesinin bir sembolüdür. Sadece dış politika değil, aynı zamanda halkın idealleri de ulusal kimliğin korunması ve dış müdahalelere karşı direnişin devamını vurgulamaktadır. Bu süreç, Maduro ve Venezuela halkının egemenlik ihlallerine karşı her koşulda kararlı bir şekilde direneceklerini göstermektedir.