AFD adaylarının ölümü Almanya siyasetini nasıl etkiler?
PARSTODAY – Almanya’nın en kalabalık eyaleti Kuzey Ren-Vestfalya’da yerel seçimler yaklaşırken, aşırı sağcı “Almanya için Alternatif” (AfD) partisinin dört adayının ani ölümü siyasi ve seçimsel bir kriz yarattı.
Almanya’nın en kalabalık eyaleti Kuzey Ren-Vestfalya’da yapılacak yerel seçimler öncesinde, medyada aşırı sağcı “Almanya için Alternatif” (AfD) partisinin dört adayının ani ölümü haberi yer aldı. Bu dört adayın kazanma şansının yüksek olduğu belirtiliyor. Bu ani ölümler, Almanya’nın en büyük eyaletinde seçim ve siyasi bir krize yol açtı.
Polis ve eyalet içişleri bakanlığı, herhangi bir suç kanıtı olmadığını ve bazı detayların gizlilik gerekçesiyle açıklanmadığını vurguladı. Ancak bu ani ölümler, 14 Eylül’de yapılacak Kuzey Ren-Vestfalya yerel seçimlerinin atmosferini etkiledi.
Bu olay, Kuzey Ren-Vestfalya’daki yerel seçimlere iki hafta kala, Friedrich Merz hükümeti ve Almanya siyaset sahnesi için kader belirleyici bir sınav olarak değerlendiriliyor. Bu gelişmelerin doğrudan sonucu olarak, bazı seçim bölgelerinde oy pusulalarının yeniden basılması ve posta yoluyla verilen oyların iptal edilmesi kararı alındı.
Bad Lippspringe belediyesi, AfD’nin dört adayının ölümü nedeniyle 133 seçmenin oyunun iptal edildiğini ve yeni zarfların dağıtıldığını duyurdu. Bu durum, eyalet idaresini dar zamanda zorlayarak oy kullanma sürecinde karışıklık riskini artırdı. Batı Almanya’da bir eyalette ilk kez AfD’nin belirleyici güç olma ihtimali gündeme geldi.
Son anketler bu eğilimi destekliyor. Forsa Enstitüsü, Temmuz ayında Kuzey Ren-Vestfalya’da AfD’nin oy oranında eşi görülmemiş %8,9 artış kaydetti ve partinin desteği %14’e yükseldi. INSA’nın 22 Ağustos verileri ise %16 seviyesinde, bu da 2023’e göre yedi puanlık bir artış anlamına geliyor.
Bu değişim, AfD’nin Şubat 2025’teki federal seçimlerde yaklaşık %20 oy alarak Bundestag’da ikinci büyük parti haline gelmesinin ardından gerçekleşti. Dolayısıyla, yaklaşan yerel seçimler eyalet hükümeti için bir sınav olacak ve Almanya’daki koalisyon partilerinin sosyal tabanının gücünü ölçme fırsatı sunacak. Friedrich Merz hükümeti, istikrarı geri getirme ve Almanya’nın birliğini güçlendirme sloganıyla iktidara gelmişti, ancak şimdi zor bir durumda bulunuyor.
Almanya’nın merkez sol ve sağ koalisyonu, Kuzey Ren-Vestfalya’daki yerel seçim sürecini adil ve şeffaf şekilde yönetmek zorunda ve aynı zamanda AfD’nin ani aday ölümlerini “kurbanlık” ve “yapısal mazlumluk” anlatısını güçlendirmek için kullanmasına izin vermek istemiyor.
Siyasi deneyimler, Avrupa’da sağ popülist partilerin bu tür anlardan defalarca faydalandığını gösteriyor. Marine Le Pen Fransa’da marjinal seçmenlerin görmezden gelindiğini vurgularken, Nigel Farage Birleşik Krallık’ta resmi kurumlara güvensizliği ön plana çıkardı; İtalya, İsveç ve Macaristan’daki aşırı sağ partiler benzer anlatılarla sosyal tabanlarını güçlendirdi.
AfD adaylarının ani ölümü, resmi olarak suç ya da siyasi nedenlerle açıklanmasa ve polis dış ya da iç müdahale iddialarını reddetse de, asıl önem siyasi alan ve kamuoyu nezdinde ortaya çıkıyor.
Almanya’daki dijital ortam spekülasyonlarla dolu. AfD destekçilerinin önemli bir kısmı bu ölümleri partinin “hedef alındığı”na dair işaret olarak görüyor. Bu noktada sıradan bir olay siyasi seferberlik aracı haline geliyor. Araştırma ve şeffaf bilgilendirme yapılmazsa, bu güvensizlik tüm siyasi sisteme yayılabilir.
Almanya’daki önceki seçim deneyimleri, seçim sürecindeki küçük değişikliklerin bile sonuçları etkileyebileceğini gösteriyor; özellikle küçük ve marjinal partilerin güç kazanmaya yakın olduğu bölgelerde. Bu bağlamda, 2020’de sadece %5 oy alan Kuzey Ren-Vestfalya, şimdi AfD’nin Batı Almanya’daki uzun vadeli varlığının kaderini belirleyebilecek bir sahneye dönüşüyor.18 milyondan fazla nüfusa sahip Kuzey Ren-Vestfalya, Almanya ekonomisinde kilit rol oynuyor.Bu eyalet, defalarca ulusal trendler için siyasi bir laboratuvar işlevi gördü. AfD bu eyalette anlamlı bir başarı elde ederse, ulusal siyasetteki ağırlığı artacak ve hükümet üzerinde göç, güvenlik ve kültür politikalarında daha sert tedbirler alma baskısı yükselecek.
Böyle bir gelişme, Berlin’deki siyasi koalisyonların dengesini değiştirebilir ve Şansölye Merz’i Hristiyan Demokrat Parti içindeki daha sağ kanatlara taviz vermeye zorlayabilir.
Aynı zamanda, konunun Avrupa boyutuna da dikkat çekmek gerekiyor. AfD’nin yükselişi, Avrupa kıtasında aşırı sağın genel yükselişinin bir parçası.Fransa’da Marine Le Pen’in Ulusal Birlik Partisi 2024 seçimlerinde göreceli çoğunluk elde ederek ülke siyasetini kimlik ve göç meselelerine kaydırdı.
Birleşik Krallık’ta Nigel Farage’ın Reform Partisi Muhafazakar Parti’nin tekelini kırarak siyasi sahnede yeni bir ağırlık kazandı. İtalya ve Macaristan’da aşırı sağ partiler şu anda iktidarda ve İsveç’te de güvenlik ve göç politikalarında doğrudan etkili.AfD’nin Kuzey Ren-Vestfalya’daki başarısı bu eğilimi güçlendirebilir ve diğer ülkelerdeki benzer partilere ilham verebilir.