Dünya filozofları ve düşünürleri İslam Peygamberi’nin ahlakı hakkında ne diyor?
Parstoday - İslam Peygamberi, küresel görevi, insanlığı tevhid (birlik) ve adalete yönlendirmek amacıyla başlayan insanlık tarihinin en büyük şahsiyeti ve ilahi peygamberlerin sonuncusudur.
Peygamber’in hayatı, ahlaki, insani ve manevi öğretilerle doludur; İslam tarihi ve insanlık üzerinde derin ve kalıcı etkiler bırakmıştır. Batılı doğu bilimciler ve Müslüman olmayanlar da onun kişiliğini övmüşlerdir. Batılı doğu bilimciler ve Müslüman olmayanlar tarafından Peygamber’in kişiliği hakkında birçok söz ve kitap kalmıştır. Bu yazıda Parstoday olarak onlara bir göz atıyoruz.
- Michael Hart
“Dünyanın En Etkili 100 Kişisi” adlı kitap, Amerikalı yazar Michael Hart tarafından 1978’de yayınlandı. Bu kitapta Hart’ın listesinde tarih boyunca en etkili kişi olarak İslam Peygamberi birinci sırada yer almaktadır. Hart, Peygamber’in insanlık tarihindeki en etkili kişi seçilmesi hakkında şunları söyler: O, tarih boyunca hem manevi hem maddi boyutlarda olağanüstü başarıya ulaşmış tek kişidir. Muhammed, tarihin en büyük dinlerinden birini kurmuş ve yaymış, etkili bir siyasi lider olmuştur. Onun ölümünden 13 asır sonra bile etkisi güçlü ve yaygındır ve onu insanlık tarihinin en etkili kişisi yapmıştır.
- William Montgomery Watt
Wliam Montgomery Watt (1909–2006), Arap dili ve İslam çalışmaları alanında Edinburgh Üniversitesi’nde profesörlük yapmış ve Batı’daki en önde gelen gayrimüslim yorumculardan biri olarak kabul edilmiştir. Hz. Muhammed’in -s.a.a- hayatına dair iki biyografi kitabı yazmıştır: “Muhammed Mekke’de” ve “Muhammed Medine’de.” Bu eserlerden ilki olan “Muhammed Mekke’de”yi 1953 yılında kaleme almıştır.
Bu kitapta şöyle yazmıştır: “Bu adamın inançları uğruna eziyet ve işkenceye katlanma konusundaki hazırlığı, ona iman eden ve onu önderleri olarak kabul eden kişilerin yüksek ahlaki karakteriyle birlikte, Muhammed’in başarılarının büyüklüğü ve ihtişamı, onun özünde köklü bir adalet ve dürüstlük taşıdığının göstergesidir.”
- Bartley Saint-Hilaire
Alman doğu bilimci Bartley Saint-Hilaire (1793-1884), “Doğulular ve İnançları” adlı kitabında şöyle yazıyor: Muhammed, herkesi tek tanrıya çağırdı ve düşmanlarına bile şefkat ve merhametle davrandı. Onun kişiliğinde en değerli iki insanî özellik olan adalet ve merhamet görülür.
- Edouard Montet
Fransız filozof ve doğu bilimci Edouard Montet (1817-1894) “Araplar” adlı kitabında şöyle yazar: “Muhammed, temiz niyetli, yumuşak huylu ve adil bir hüküm verici olarak, düşüncelerini ifade etmede ve onları hayata geçirmede dürüsttü. Kısaca, kendi zamanının en temiz, en dindar, en merhametli kişiliği ve en güçlü lideri olarak insanları daha önce hayal bile edemedikleri bir hayata yönlendirdi ve gelişmiş ve dini bir devlet kurdu; bu devlet günümüze kadar devam etmektedir.”
- Jean-Jacques Rousseau
İsviçreli yazar, siyasi teorisyen ve 18. yüzyıl Aydınlanma filozoflarından Jean-Jacques Rousseau, Resulullah -s.a.a- hakkında şöyle der: “Bugüne kadar dünyada, zihinleri ve kalpleri putlara tapmaktan tek Tanrı’ya tapmaya yönlendirebilen bir adam görülmemiştir; o da ‘Muhammed’dir. Eğer hayatına dürüst ve güvenilir bir şekilde başlamasaydı, en yakınındakiler bile ona inanmazdı, özellikle de peygamber, kalpleri ve akılları katılaşmış bir topluma gönderilmişti; ancak onu mesajını iletmek üzere seçen Allah, onu çocukluktan itibaren hazırlamıştı.”
- Alphonse Lamartine
Fransız düşünür Alphonse Lamartine (1790-1869) şöyle der: Hayatımda başıma gelen en büyük olay, İslam Peygamberi’nin hayatını kapsamlı şekilde inceleyip büyüklüğünü ve ebediliğini fark etmektir. Ünlü kişiler silah yapmış, kanun koymuş, imparatorluklar kurmuşlardır; ancak Muhammed, ne ordu komutanıydı, ne kanun koydu, ne imparatorluk yönetti, ne de insanları zorla yönetiyordu; ama o zamanlar dünyanın üçte birini kapsayan milyonlarca insanı yönetti ve sadece bu değil, aynı zamanda yanlış inançları da ortadan kaldırdı.
- Bernard Shaw
İngiliz yazar Bernard Shaw (1856-1950) şöyle der: İslam Peygamberi’nin hayatını defalarca dikkatlice okudum ve ondan başka yaratılış dışında hiçbir şey göremedim. Keşke bu din tüm dünyaya yol ve yöntem olsaydı.
- Rama Krishna
Hindu lider Rama Krishna (1886), “Muhammed Peygamber” adlı kitabında şöyle yazmıştır: Muhammed’in kişiliğini her yönüyle tanımak mümkün değildir, ama sunabileceğim şey, hayatının ardışık güzel görüntülerine genel bir bakıştır. O, Peygamber Muhammed, savaşçı Muhammed, tüccar Muhammed, politikacı Muhammed, hatip Muhammed, reformcu Muhammed, yetimlerin koruyucusu Muhammed, kölelere destekçi Muhammed, cariyelerin özgürleştiricisi Muhammed ve adaletli Muhammed’dir. Tüm bu şaşırtıcı roller onu bir kahraman yaptı.
- Leo Tolstoy
Ünlü Rus yazar Leo Tolstoy (1828-1910) şöyle der: Muhammed’in gururu, halkını cehalet geleneklerinden kurtarması ve onlara gelişme ve ilerleme yolunu açmasıdır. Muhammed’in şeriatı, akıl ve hikmetle uyumlu olduğu için tüm dünyaya hükmedecek.
- William Muir
William Muir (1819-1905) “Muhammed Tarihi” kitabında şöyle yazmıştır: “Muhammed, çocukluğundan beri üstün ahlak ve iyi davranışlarından dolayı emin olarak anılmıştır. Karakteri öylesine büyüktür ki hiçbir tasvirci onun yüce halini anlatmaya yetmez. Cehalet ve sınırlı bilgi nedeniyle onu tam olarak anlayamazlar. Ancak hayatının muhteşem tarihini inceleyenler, onun kişiliğine dair bir dereceye kadar bilgi edinirler.”
- Bertrand Russell
İngiliz filozof ve 1950 Nobel Barış Ödülü sahibi Bertrand Russell şöyle der: “İslam ve İslam Peygamberi hakkında okudum ve bunun, dünyaya ve insanlığa gelen bir din olduğunu gördüm. Muhammed’in getirdiği öğretileri hala inceliyor ve açıklıyoruz ve bu nedenle en yüksek ödülleri alıyoruz.”
- Edward Brown
Fransız araştırmacı Edward Brown (1862-1926), “Dünya Medeniyetleri Tarihi” kitabında şöyle yazar: “Muhammed bin Abdullah, Araplar ve tüm insanlar için yeni bir dini müjdeledi ve tek Tanrı’ya ibadete çağırdı. Onun şeriatı, inanç ve imanla aynıdır. O, sadece dini değil, dünyevi işleri de kontrol eden ilahi bir otoriteye sahiptir. Bu yüzden zekatı Müslümanlara farz kılmış, müşriklere karşı cihadı zorunlu kılmıştır. İslam öncesi Arap kabile sisteminin ötesinde bir sosyal düzen kurdu ve böylece Arabistan Yarımadası’nda daha önce görülmemiş bir dini birlik sağladı.”
- Gustave Le Bon
Fransız doğu bilimci Gustave Le Bon (1821-1921) şöyle der: Eğer insanların büyüklüğü yaptıkları büyük işler ile ölçülürse, Muhammed tarih tarafından tanınan en büyük kişilerden biridir. Bazı Batılı bilim adamları Muhammed’e adaletli davranmışlardır; ancak dini önyargı, ona şükran duyan birçok tarihçinin görüşünü karartmıştır./