Neden Tel Aviv, Filistin Devletinin Tanınmasından Endişe Duyuyor
https://parstoday.ir/tr/news/world-i283104-neden_tel_aviv_filistin_devletinin_tanınmasından_endişe_duyuyor
Parstoday – Bazı Batılı ülkelerin Filistin’i resmen tanımaya yaklaşmasıyla birlikte, İsrail ordusu olası gelişmelere karşı hazırlık yapıyor.
(last modified 2026-04-25T04:33:38+00:00 )
Eylül 22, 2025 03:28 Europe/Istanbul
  • Neden Tel Aviv, Filistin Devletinin Tanınmasından Endişe Duyuyor

Parstoday – Bazı Batılı ülkelerin Filistin’i resmen tanımaya yaklaşmasıyla birlikte, İsrail ordusu olası gelişmelere karşı hazırlık yapıyor.

İsrail ordu radyosunun bildirdiğine göre, Batılı ülkelerin Filistin’i bağımsız bir devlet olarak tanıma tarihinin yaklaşması üzerine, İsrail ordusunun komutanları Batı Şeria’ya sekiz tabur sevk etmeye hazırlanıyor. Parstoday’a göre, 22 Eylül Pazartesi günü Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda 10’dan fazla Batılı ülke Filistin’i bağımsız bir devlet olarak tanımayı planlıyor. Bu gelişmeye karşılık Tel Aviv, ABD’nin desteği ve onayıyla Batı Şeria’yı ilhak ve işgal etme tehdidinde bulundu.
Kanada, Avustralya, Portekiz, Belçika, Malta, Lüksemburg, San Marino, Andorra ve Fransa gibi ülkeler, Birleşmiş Milletler merkezinde düzenlenecek Filistin konulu uluslararası konferansta Filistin’i resmen tanımayı hedefleyen ülkeler arasında yer alıyor.
Gazze’deki savaşın sürmesi ve İsrail rejiminin Filistinlilere yönelik katliam ve soykırım politikasında ısrar etmesi, dünya kamuoyunun giderek daha güçlü bir şekilde İsrail’e karşı harekete geçmesine yol açtı.
Son aylarda Gazze’deki açlık ve susuzluk görüntülerinin yayılması ve İsrail’in soykırım politikalarına karşı dünyanın farklı ülkelerinde protesto gösterilerinin düzenlenmesi, Avrupa’daki hükümetler üzerinde kamuoyu baskısını artırdı. Bu süreçte, insan hakları ve bireysel özgürlükleri savunma iddiasında olan Avrupa ülkeleri, son aylarda görünürde İsrail’e doğrudan destek vermekten geri adım atmak zorunda kaldı ve Gazze’deki sivillere yönelik saldırıları kınamaya başladı.
İsrail ordusunun beyaz fosfor gibi kitlesel imha silahları kullanması, güvenli bölgelere saldırması, Filistinlileri kitlesel olarak yerinden etmesi, Gazze’ye gıda ve ilaç girişini engellemesi ve su şebekeleri, hastaneler gibi altyapıları hedef alması, Avrupa’daki yetkililerin İsrail’e desteğini sürdürmesi için artık hiçbir savunma zemini bırakmadı. Özellikle Avrupa kamuoyu, bu konuda hiçbir gerekçeyi kabul etmeyecek noktaya gelmiş durumda.
Mevcut koşullarda birçok ülke, Batı Asya’da kalıcı barış ve güvenliğin ancak bağımsız bir Filistin devleti kurulması ve Filistin halkının haklarının tanınmasıyla mümkün olabileceğine inanıyor. Bu bağlamda, Batılı ülkelerin Filistin’i tanıması yalnızca insan haklarına saygı göstermek anlamına gelmiyor; aynı zamanda uluslararası siyasette denge kurmaya yönelik diplomatik bir adım olarak değerlendiriliyor.
Bu gelişmeler karşısında İsrail rejimi, Filistin’in tanınmasından büyük endişe duyuyor. Bu korkunun en önemli nedenlerinden biri, Filistin’in tanınmasının İsrail’in sözde meşruiyetini tehdit etmesidir. Bugüne dek İsrail rejimi, “meşru müdafaa hakkı” gibi ifadeleri kullanarak Filistin topraklarını işgal etmiş ve Filistinlilerin haklarını ihlal etmiştir. Ancak Filistin’in bağımsız bir devlet olarak tanınması, bu söylemleri geçersiz kılabilir ve uluslararası toplumun İsrail’in işgal ve hak ihlallerine karşı daha güçlü baskı uygulamasına zemin hazırlayabilir.
Filistin’in tanınması, İsrail rejiminin etkin rol oynadığı mevcut diplomatik süreçleri ve müzakereleri zayıflatma potansiyeline sahiptir. Oslo gibi geçici anlaşmalar ve diğer görüşmeler, bugüne dek büyük ölçüde İsrail’in çıkarlarına hizmet etmiş olsa da, Filistin’in tanınması bu dengeleri ciddi biçimde sorgulatabilir.
Aynı zamanda bu adım, Filistinlilerin uluslararası alandaki konumunu güçlendirebilir. Filistin bağımsız bir devlet olarak tanındığında, Filistinliler Birleşmiş Milletler gibi uluslararası kuruluşlarda devlet statüsüyle yer alabilecek ve yasal haklarını daha etkin biçimde savunabileceklerdir. Bu durum, Filistin meselesine yönelik küresel ilgiyi artırabilir ve kalıcı bir çözüm için uluslararası baskının yükselmesine zemin hazırlayabilir.
Yine de Filistin’in tanınması, Batı Asya’da barış ve güvenlik sürecinde yalnızca ilk adımdır. Bu süreç, çok sayıda zorluk ve karmaşıklık barındırmaktadır. Özellikle Avrupa ülkelerinin Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’ndaki tutumlarını sürdürüp sürdürmeyecekleri ya da ABD’nin baskısıyla geri adım atıp atmayacakları henüz net değildir./