Karayipler'de Yargısız İnfazlar ve Venezuela'nın ABD'yi BM'ye Şikayeti
Parstoday – Venezuela, Karayipler’de yaşanan “yargısız infazlar” nedeniyle Amerika Birleşik Devletleri'ni Birleşmiş Milletler’e şikayet etti.
Parstoday’in haberine göre, Venezuela Birleşmiş Milletler’e resmi bir şikâyet sunarak, Karayipler'deki Amerikan askeri varlığının sonuçları konusunda uyarıda bulundu ve ABD ordusunun uluslararası sularda tekneleri hedef alarak gerçekleştirdiği "yargısız infazları" kınadı.
Venezuela'nın BM Uyuşturucu ve Suçla Mücadele Ofisi’ne (UNODC) sunduğu resmi şikâyette, ABD’nin askeri varlığı “uluslararası uyuşturucu kontrol sistemine yönelik bir tehdit” olarak nitelendirildi. Venezuela ayrıca bu askeri müdahalelerin bölgede “hassas bir emsal” oluşturduğunu vurguladı.
Venezuela heyeti, ABD’nin askeri müdahalelerinin, Washington'un uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadelede işbirliği yapmadığını düşündüğü ülkelere karşı savaş ilanının önünü açtığı uyarısında bulundu. Caracas ayrıca, bu tür eylemlerin "yeni normal" olarak kabul edilmesinin, UNODC’nin rolünü azaltacağına ve 1961 tarihli uluslararası hukuk çerçevesinin ciddi biçimde ihlal edileceğine dikkat çekti.
ABD Başkanı Donald Trump, salı günü yaptığı açıklamada, Amerikan silahlı kuvvetlerinin Venezuela açıklarında uyuşturucu kaçakçılığı yaptığı öne sürülen bir tekneye yeni bir saldırı düzenlediğini ve bu saldırı sonucunda altı kişinin öldüğünü duyurdu.
Trump, 2 Eylül'deki ilk “ölümcül saldırı”dan bu yana bu tür operasyonları savunurken, teknelerdeki yolcuları, Venezuela'dan ABD'ye uyuşturucu taşımaya çalışan kaçakçılar olarak nitelendirdi. ABD, şüpheli tekneleri yok etmek için geleneksel yöntemler yerine askeri araçlar kullanmaya başlamış ve bu durum aşırı güç kullanımı olarak değerlendirilmiştir.
Trump, Karayipler'deki Venezuela teknelerine yönelik saldırıları “uyuşturucu kartellerine karşı savaş” olarak meşrulaştırdı.
Şu anda 4.000’den fazla ABD askeri, Venezuela kıyılarına yakın bölgede konuşlanmış durumda. Bu güce füzelerle donatılmış sekiz savaş gemisi, bir nükleer denizaltı ve Porto Riko’daki bir hava üssünde konuşlanmış 10 adet F-35 savaş uçağı eşlik ediyor. Resmî gerekçe ise uyuşturucu kartelleriyle mücadele.
Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro, ABD'nin tehdit ve kışkırtıcı eylemlerine yanıt olarak, “Gerekirse silahsız mücadele yöntemlerinden silahlı mücadeleye geçeriz” dedi. Maduro, ülkesinin, ABD’nin “rejim değişikliği” amacıyla yürüttüğü hibrit savaşın kurbanı olduğunu belirtti.
Öte yandan, Trump yönetiminin Venezuela’ya yönelik düşmanca eylemleri, ABD Kongresi içinde bile eleştirilerle karşılaştı. Temsilciler Meclisi İstihbarat Komitesi’nin kıdemli üyelerinden Jim Himes, Trump yönetiminin Venezuela teknelerine yönelik ölümcül saldırılarını “hukuksuz cinayetler” olarak nitelendirdi.
Himes, bu saldırılarla ilgili önemli bilgilerin — hedef alınan kişilere dair detaylar dahil — Kongre ile paylaşılmadığını belirtti ve şöyle dedi:
"Bu bir savaş değil; ABD’nin, Venezuela uyuşturucu satıcılarıyla silahlı çatışma halinde olduğunu iddia etmesi gülünç."
Yeni yaptırımlar, diplomatik ilişkilerin kesilmesi ve Karayipler'deki askeri operasyonlar, Trump yönetiminin Maduro hükümetine karşı maksimum baskı politikasına geri döndüğünü gösteriyor.
Trump, 2025’teki ikinci başkanlık döneminde, Venezuela’da rejim değişikliği hedefi doğrultusunda siyaset, ekonomi, deniz ve hatta uzay gibi tüm alanlarda baskı araçlarını devreye sokmuş durumda.
Son haftalarda, ABD ordusunun Karayipler’de bazı sivil teknelere saldırmasının ardından, Washington ile Caracas arasındaki gerginlik yeniden zirveye ulaştı.
Washington, şimdi Venezuela topraklarında doğrudan askeri operasyon olasılığını gündeme getiriyor – bu, bölgeyi yeni bir krizin eşiğine sürükleyebilir. Trump yönetimi bu operasyonları “uyuşturucu kartellerine karşı mücadele” olarak sunarken, Latin Amerika’daki birçok gözlemci bunu Caracas’a siyasi baskı uygulamak için bir bahane olarak görüyor.
Küresel düzeyde ise, ABD’li yetkililer uluslararası medyayı kendi pozisyonlarına destek vermeye ikna etmeye çalıştı. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve diğer üst düzey yetkililer, deniz saldırılarını “terörle savaşın” bir devamı olarak sundu; bu kez “kartel teröristleri” El Kaide’nin yerini almıştı. Amerikan diplomatları, müttefiklerinden, Venezuela’nın suç bağlantılarını kınayan ve Maduro’nun istifasını talep eden açıklamalar yapmalarını istedi.
Buna karşılık, Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro, bu saldırıları açık bir saldırganlık ve egemenliğin ihlali olarak değerlendirerek, bölgesel dayanışma çağrısında bulundu.
Kolombiya, Brezilya ve diğer Güney Amerika ülkelerinden gelen kınamalar da, bölge kamuoyunun Washington’un saldırgan politikalarına her zamankinden daha fazla şüpheyle yaklaştığını ortaya koyuyor