Sahil Krizi: Bölgesel Bir Tehdit mi, Yoksa Küresel Bir Tehlike mi?
Parstoday – Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, Afrika’da terör örgütlerinin büyümesi ve yayılması konusunda uyarıda bulunarak özellikle Batı Afrika ve Sahel bölgesinde güvenlik durumunun her geçen gün daha da kötüleştiğini açıkladı.
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, Afrika’da terör örgütlerinin büyümesi ve yayılmasıyla ilgili yaptığı uyarıda, Sahel ülkelerinde terör saldırılarının devam etmesi durumunda bunun, hayati programlara bağımlı insanlar için ölümcül sonuçlar doğurabileceğini söyledi. Guterres, “Bölge genelinde felaket niteliğinde zincirleme bir etki riskiyle karşı karşıyayız.” ifadelerini kullandı.
Guterres, Sahel’deki terörizmin yalnızca bölgesel dramatik bir gerçeklik olmadığını belirterek, Afrika’daki ve ötesindeki terör grupları arasındaki bağlantıların bu örgütleri hızla büyüyen küresel bir tehdide dönüştürdüğünü vurguladı.
Sahel bölgesi, Afrika’nın kuzeyindeki Büyük Sahra ile güneydeki tropikal Afrika arasında yer alan geniş bir kuşaktır ve Kuzey Senegal, Güney Moritanya, Orta Mali, Burkina Faso, Güney Cezayir ve Nijer, Orta Çad, Güney Sudan, Kuzey Güney Sudan ve Eritre’nin bazı bölgelerini kapsamaktadır.
Afrika, özellikle Sahel bölgesi uzun yıllardır terör gruplarının faaliyetleriyle karşı karşıya olsa da, son yıllardaki uluslararası gelişmeler ve bölgesel koşullar bu grupların hareket alanını genişletmiştir. Bugün Guterres’in uyarıları, terörizmin Afrika’da artık sadece bölgesel bir tehdit olmadığını, hızla küresel bir tehlikeye dönüştüğünü göstermektedir.
Peki terör grupları Afrika’da neden büyüyor? Bu büyümeyi güvenlik, insani, ekonomik ve siyasi olmak üzere birkaç eksende değerlendirmek mümkündür.
Güvenlik açısından, Sahel’in coğrafi konumu ve bölge ülkelerinin zayıf merkezi hükümetleri terör örgütlerine uygun bir faaliyet alanı sağlamıştır. El-Kaide, DEAŞ ve Boko Haram’a bağlı gruplar bölgede geniş bir varlık göstermektedir. Askeri konvoylara saldırılar, kaçırmalar, sivillerin katledilmesi ve son dönemde yakıt ve temel ürün tedarik yollarının hedef alınması—Mali’de olduğu gibi—bölge halkını daha da savunmasız bırakmıştır. Ayrıca bu grupların sınır aşan bağlantıları, faaliyetlerinin yalnızca Afrika’nın bu kısmıyla sınırlı kalmadığını, daha geniş bir ağ içinde sürdüğünü göstermektedir.
İnsani sonuçlar, güvenlik boyutunu bile aşmaktadır. BM Mülteciler Yüksek Komiserliği’ne göre Burkina Faso, Mali, Nijer ve komşu ülkelerde yaklaşık 4 milyon kişi yerinden edilmiştir. 14 binden fazla okul ve 900 sağlık merkezi kapanmış; milyonlarca insan eğitim ve sağlık hizmetlerinden mahrum kalmıştır. Bu yoksunluk, özellikle genç nesli karanlık bir geleceğe sürüklemekte ve yoksulluk, cehalet ve umutsuzluk döngüsünü yeniden üretmektedir. Bu döngü, terör gruplarının yeni üyeler toplamasını kolaylaştırmaktadır; çünkü bu gruplar katılanlara maddi destek ve çeşitli vaatler sunmaktadır.
Terörün büyümesinin bir diğer nedeni de bölgesel ve küresel güçlerin rekabetidir. Bu ülkeler, görünür veya gizli desteklerle, hatta dolaylı askeri yardımlarla bu grupların varlığını besleyerek bölgede kalıcı bir gerekçe oluşturmuşlardır.
Birçok rakip güç, Afrika’da terörle mücadelede işbirliği yapmak yerine, nüfuz ve ekonomik çıkar rekabeti içindedir. Bu durum terörün kontrol altına alınmasını zorlaştırmakta ve silahlı grupların yayılmasına zemin hazırlamaktadır.
Ayrıca iklim değişikliği de terörizmin genişlemesinde ciddi rol oynamaktadır. Sahel ülkeleri geniş yoksulluk, zayıf kurumlar ve iklim değişikliğinin yıkıcı etkileriyle mücadele etmektedir. Kuraklık, çölleşme ve doğal kaynakların azalması, zaten sınırlı olan kaynaklar üzerinde rekabeti artırarak iç çatışmaların büyümesine neden olmuştur.
Tüm bu koşullar, Afrika’da terörizmin büyümesinin artık yalnızca bu kıtayı değil, tüm dünyayı tehdit eden ciddi bir tehlikeye dönüştüğünü göstermektedir. Bu tehditle mücadele ise güvenlik önlemlerinin yanı sıra mali ve insani destek, devlet kurumlarının güçlendirilmesi, iklim değişikliğiyle mücadele ve bölge halkına kalkınma fırsatları sunulmasını gerektirir.
Bugün dünya Sahel krizine kayıtsız kalırsa, yarın küresel güvensizlik dalgaları, kitlesel göçler ve bitmek bilmeyen şiddetle karşı karşıya kalacaktır. Afrika’daki terörizm artık sadece bir uyarı değil, işbirliği ve ortak çaba olmazsa birçok bölgeyi derinden sarsabilecek potansiyel bir küresel tehdittir. Bu nedenle, gerçek işbirliği ve ciddi yatırımlarla bu ölümcül döngü kırılabilir. Afrika’nın geleceği, dünyanın geleceğidir ve her gecikmenin insani bedeli çok ağır olacaktır.