Amerikalı Analist: Trump Dünyayı Yeni Savaşlara Sürüklüyor
Parstoday – Amerikalı bir analist, ABD Başkanı Donald Trump’ın dış politikasının Monroe Doktrini’ni yeniden canlandırarak dünyayı “rekabetçi nüfuz alanlarına” bölmesinin, Soğuk Savaş sonrası düzeni yok ettiğini ve dünyayı yeni savaşlara doğru sürüklediğini belirtti.
Parstoday’in haberine göre, Yale Üniversitesi tarih profesörü Greg Grandin, New York Times’ta kaleme aldığı sert bir analizde uyarıda bulundu: ABD Başkanı Donald Trump, yalnızca Soğuk Savaş sonrası liberal düzeni reddetmekle kalmadı; Monroe Doktrini’ni yeniden dirilterek ve dünyayı rekabetçi nüfuz alanlarına ayırarak dünyayı “yeni bir savaşa” doğru itiyor. Grandin’e göre Trump ve danışmanları, sanki dünya savaşlarının nedenlerine dair tarih kitaplarından ders almış gibi, aynı tehlikeli koşulları birebir yeniden üretiyor.
Liberal Düzenin Reddedilmesi ve Nüfuz Alanlarına Dönüş
Bu analize göre Trump, yeni ulusal güvenlik stratejisinde küreselleşmeyi, serbest ticareti ve dış yardımları açıkça kınamış; NATO üyelerinden askerî harcamalara daha fazla katkı yapmalarını istemiştir. Bu stratejinin çekirdeğini, 1823 tarihli ve Batı Yarımküre’yi ABD’nin münhasır nüfuz alanı ilan eden Monroe Doktrininin yeniden canlandırılması oluşturmaktadır. Grandin, bu doktrinin tarih boyunca Latin Amerika’da askerî müdahalelere, darbelerde rol almaya ve ABD hegemonyasına bahane edildiğini; Trump’ın ise şimdi bunu süper güçler arasında dünyayı bölmeye yönelik bir modele dönüştürmek istediğini vurguluyor.
Latin Amerika: Yeni ve Tehlikeli Bir Laboratuvar
Trump yönetimi, son aylarda Karayip Denizi’nde teknelere yönelik saldırılar, Küba ve Venezuela gibi ülkelere yönelik tehditler, Panama Kanalı’ndaki nüfuzunu artırma girişimleri ve bölgede eşi benzeri görülmemiş askerî güçlendirmelerle bu doktrini saldırgan biçimde uygulama niyetini ortaya koymuştur. Washington’un yeni bakış açısında Latin Amerika, bağımsız ulusların bir topluluğu değil; Çin gibi rakiplerle rekabet alanı, zenginlik çıkarılacak bir kaynak ve ABD’nin “ulusal güvenliği” için bir siper olarak tanımlanmaktadır.
Tarihin Tekrarı: Dünya Savaşlarından Bugüne
Grandin, tarihe atıfla uyarıyor: ABD’nin 20. yüzyılın başlarında Monroe Doktrini’ne vurgu yapması, Japonya, Britanya ve Nazi Almanyası gibi ülkeleri kendi “münhasır nüfuz alanlarını” talep etmeye teşvik etmiş; bu rekabetler İkinci Dünya Savaşı’nı tetikleyen etkenlerden biri olmuştur. Ona göre Trump, uluslararası ilişkilerin kırılgan olduğu bir dönemde bu mantığı küreselleştirerek dünyayı yeniden bitmek bilmeyen bir rekabet, istikrarsızlık ve çatışma sürecine sürüklüyor.
Karşılaşmalar ve Risklerle Dolu Bir Dünya
Bu yaklaşımın sonucu; ABD’nin Çin ve Rusya’ya baskı uyguladığı, ittifakları zayıflattığı ve aynı anda kendi “arka bahçesinde” baskıcı politikalara yöneldiği bir dünyadır. Bu “düşmanca çok taraflı güç dengesi”, çatışma olasılığını, risk almayı ve nihayetinde savaşı ciddi biçimde artırmaktadır. Nitekim NATO Genel Sekreteri Mark Rutte de kısa süre önce, dünyanın geçmiş kuşakların yaşadığı “savaş ölçeğine” hazırlıklı olması gerektiği uyarısında bulunmuştur.
Son Uyarı
Grandin’in analizi, Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra 1919’da bir Bolivyalı diplomatın söylediği şu sözle sona eriyor: “Bir sonraki savaşın tohumlarını şimdiden görmek mümkün.” Görünen o ki Trump yönetimi bugün tam da bu tohumları ekiyor; aşırı milliyetçilik ve güçler arası kuralsız rekabetin verimli toprağında, çatışmalarla dolu bir geleceğin tohumlarını.