2011 Krizinden 2025 Kararına: Japonya Yeniden Nükleer Enerjiye Yöneliyor
Parstoday – Kaşivazaki-Kariwa Nükleer Santrali’nin yeniden faaliyete geçirilmesi, yalnızca tek bir reaktörün devreye alınmasıyla Tokyo bölgesindeki elektrik üretimini yüzde 2 artırabilir.
Parstoday’in El Cezire’ye dayandırdığı haberine göre, Japonya dünyanın en büyük nükleer santrali olan Kaşivazaki-Kariwa’nın faaliyetlerini yeniden başlatmayı planlıyor. Niigata Eyalet Meclisi, 22 Aralık 2025 Pazartesi günü Vali Hideyo Hanazumi’ye güvenoyu vererek santralin yeniden açılması için yeşil ışık yaktı. Bu karar, 2011’deki Fukuşima felaketinin ardından kapatılan 54 reaktörden 15 yıl sonra, sera gazı emisyonlarını azaltmayı ve ithal fosil yakıtlara bağımlılığı düşürmeyi hedefleyen yeni hükümet politikasının bir parçası olarak alındı.
Fukuşima Nükleer Santrali’ni işleten Tokyo Electric Power Company (TEPCO), şimdi Kaşivazaki-Kariwa’nın yeniden devreye alınmasından sorumlu. NHK’nin aktardığına göre şirket, santraldeki toplam 7 reaktörden ilkini 20 Ocak’ta faaliyete geçirmeyi planlıyor. Japonya Ekonomi, Ticaret ve Sanayi Bakanlığı, yalnızca bu reaktörün Tokyo bölgesindeki elektrik arzını yüzde 2 artırabileceğini tahmin ediyor. Şu ana kadar ülkedeki 33 nükleer santralden 14’ü yeniden işletmeye alınmış durumda.
Japonya Başbakanı Sanae Takaichi’nin nükleer santrallerin yeniden açılmasına verdiği desteğe rağmen, toplumsal muhalefet hâlâ güçlü. Niigata’da yaklaşık 300 gösterici bir araya gelerek “Nükleer silaha hayır” ve “Yeniden açılmaya karşıyız” yazılı pankartlar taşıdı. 2011 yılında Fukuşima’dan 160 bin kişiyle birlikte göç etmek zorunda kalan, 52 yaşındaki çiftçi ve nükleer karşıtı aktivist Ayako Oga şunları söyledi: “Bir nükleer kazanın tehlikesini bizzat yaşadık ve bunu görmezden gelemeyiz.”
Japonya geçen yıl sıvılaştırılmış doğal gaz ve kömür ithalatı için 10,7 trilyon yen (yaklaşık 68 milyar dolar) harcadı; bu rakam ülkenin toplam ithalatının yaklaşık onda birine denk geliyor. Bu ekonomik ve çevresel baskılar, hükümeti nükleer santrallerin yeniden açılmasına yöneltmiş olsa da, toplum ile siyaset yapıcılar arasındaki görüş ayrılıkları devam ediyor.