Amerikalı Analistin Trump Politikalarına Eleştirisi: “Kendimizi Mat Ediyoruz”
Parstoday – Amerikalı düşünür ve uluslararası ilişkiler teorisyeni John Mearsheimer, Donald Trump’ın iç ve dış politikalarını eleştirerek Amerika’nın içten bir çöküş sürecine girdiğini söyledi.
Mearsheimer, Washington’un uluslararası sistemin temelini küçümsediğini ve Amerika’nın içten çözülmekte olduğunu vurguladı. Ona göre, Danimarka ve Britanya gibi kilit müttefiklerden uzaklaşmak, Amerika’nın içsel kibir ve diplomatik yetersizliğinin göstergesidir ve bu durum Batı’nın hegemonyasını tehlikeye atmaktadır. Mearsheimer, Amerika’daki çözülmenin dış rakiplerin baskısından değil, “içsel kibir ile diplomatik yetersizliğin karmaşık birleşiminden” kaynaklandığını ifade etti.
- İki Sembolik Kriz: Grönland ve Karayipler
Mearsheimer bu sürecin en belirgin göstergelerinden ikisini öne çıkarıyor. İlk olarak, Trump’a bağlılığıyla bilinen vali Jeff Landry’nin Grönland’ı satın almak için özel temsilci olarak atanması, Danimarka’nın sert tepkisine ve Avrupa Birliği’nin savunma refleksine yol açtı. Mearsheimer’a göre bu, basit bir siyasi şaka değil; en ham haliyle saldırgan realizmin bir örneği. Bu yaklaşım, Washington’un müttefiklerini artık ortak değil, “bağımlı devletler” olarak gördüğünü ve onların toprakları ile kaynaklarının gerektiğinde sahiplenilebileceğini açıkça ortaya koyuyor. Böyle bir bakış açısı, “egemenlik” kavramını küçümsemekte ve NATO gibi ittifakların temel güvenini zedelemektedir.
İkinci örnek ise Britanya’nın Karayipler’de Amerika ile istihbarat işbirliğini kesme kararıdır. Bu kararın nedeni, Washington’un uluslararası hukuk dışı tek taraflı askeri operasyonlarıdır. Amerika, uyuşturucu taşıdığı iddiasıyla bazı gemileri hedef almış, bu operasyonlar ise onlarca kişinin ölümüne yol açmıştır. Mearsheimer’a göre bu iki olay, Amerika’nın içten çözülme sürecinin sembolik göstergeleri olarak öne çıkmaktadır.
- Sonuçlar; Amerika’nın Yalnızlaşması ve Rakiplerin Güçlenmesi
Mearsheimer’a göre bu sürecin Amerika’nın stratejik konumu için sonuçları yıkıcıdır. Batı’yı Çin ve Rusya gibi rakiplere karşı birleştirmek yerine Washington, müttefiklerini aktif biçimde kendinden uzaklaştırmaktadır. Avrupa’nın aşağılanması, onları stratejik özerkliğe ve hatta Pekin ile daha fazla yakınlaşmaya yöneltebilir. Bu durum yalnızca Amerika’nın ihracat pazarlarını daraltmakla kalmaz, aynı zamanda doların küresel para birimi olarak konumunu ciddi biçimde tehdit edebilir ve Washington’un ordusunu ve nüfuzunu sürdürme kapasitesini zayıflatır.
Mearsheimer şöyle dedi: “Önce Amerika” sloganıyla pazarlanan şey, gerçekte “Yalnız Amerika”ya dönüşüyor. Müttefiklerini kaybetmiş bir Amerika, öngörülemez ve baskıcı bir aktöre dönüşmekte, karmaşık ve düşmanca bir dünyada kırılganlığı ciddi biçimde artmaktadır. Ayrıca bu yolun dünyayı kuralların zorla yeniden yazıldığı bir noktaya sürüklediğini, hesap hataları nedeniyle çatışma ve savaş riskini yükselttiğini ve eski uluslararası düzenin yerine derin bir istikrarsızlık dönemini getirdiğini uyarıyor. Ona göre Amerika, itfaiyeci olmak yerine “alev makinesiyle koşuyor.” Son uyarısı ise şu: “Biz kendi sonumuzu hazırlıyoruz.”/