Trump’ın asılsız iddiası; Venezuela ABD’nin petrolünü ve varlıklarını mı “çaldı”?
Parstoday – ABD Başkanı Donald Trump’ın Venezuela’nın ABD’ye ait petrol ve varlıkları çaldığı yönündeki iddiaları, hukuki ve fiilî bir temelden yoksundur.
Parstoday’in haberine göre, son haftalarda ABD ile Venezuela arasındaki gerilim zirveye ulaşmıştır. ABD Başkanı Donald Trump, defalarca kanıtsız ve tartışmalı iddialarla Venezuela’yı “Amerikan petrolünü, topraklarını ve varlıklarını” çalmakla suçlamış ve bunların geri verilmesi gerektiğini öne sürmüştür. Oysa bu açıklamalar, Venezuela’nın petrol tarihinin ve uluslararası ilişkilerin bambaşka bir gerçeği ortaya koyduğu bir dönemde yapılmaktadır.
Venezuela petrol endüstrisinin tarihi ve ABD’nin rolü
Trump’ın son iddialarını anlamak için Venezuela’daki petrol endüstrisinin tarihsel köklerine bakmak gerekir. Bu ülke, dünyanın en zengin petrol havzalarından birine sahiptir ve petrol endüstrisi 20. yüzyıldan itibaren büyük küresel şirketlerin ilgisini çekmiştir. 1920’lerde kurulan ABD merkezli Creole Petroleum Company gibi şirketler, Venezuela’nın petrol üretiminin önemli bir bölümünü kontrol ediyordu.
1975 yılına kadar, aralarında Amerikan şirketlerinin de bulunduğu birçok yabancı şirket Venezuela petrol sektörünün çeşitli alanlarında aktifti. Ancak 1970’lerin sonlarında Venezuela, petrol endüstrisinin millileştirilmesine ilişkin bir yasa çıkararak doğal kaynakları üzerindeki tam denetimi ele alma kararı aldı. 1 Ocak 1976’da petrol endüstrisinin millileştirilmesi yürürlüğe girdi ve devlet, petrolün çıkarılması, rafine edilmesi ve ihracatının sorumluluğunu üstlendi. Bu adım tamamen yasaldı; Venezuela’nın ulusal egemenliği çerçevesinde ve o dönemde pek çok petrol üreticisi ülkenin izlediği sürece uygun olarak atıldı. Venezuela’nın kararı, Amerika’dan “hırsızlık” değil, doğal kaynakların millileştirilmesi ve kamu zenginlikleri üzerindeki denetimi güçlendirme hareketinin bir parçasıydı.
Trump’ın iddiası ve gerçek dışı açıklamalar
Donald Trump ve Beyaz Saray’daki bazı yetkililer, Trump’ın danışmanlarından Stephen Miller da dâhil olmak üzere, Venezuela’daki petrol endüstrisinin millileştirilmesinin ABD’den “çalma” anlamına geldiğini iddia etmişlerdir. Bu iddia tamamen temelsizdir ve tarihsel gerçeklerle çelişmektedir. Amerikan şirketleri Venezuela’nın enerji sektöründe yabancı yatırımcı olarak faaliyet gösteriyordu; ancak petrol kaynakları üzerinde tam mülkiyet hakkına sahip değillerdi. Onlara verilen şey, çıkarma ve işletme ruhsatlarıydı; petrolün ya da toprağın mülkiyeti değil. Petrol sektörünün millileştirilmesi, doğal kaynakların mülkiyetinin Venezuela halkına iade edilmesi ve ülkenin toprakları ile zenginlikleri üzerindeki egemenlik hakkının uygulanması anlamına geliyordu; ABD’den hırsızlık değil.
Venezuela’nın ABD’nin iddialarına ve eylemlerine tepkisi
Venezuela hükümeti, ABD’nin suçlamalarını defalarca asılsız ve art niyetli olarak nitelendirmiştir. ABD Donanması’nın Karayipler’de Venezuela’ya ait petrol tankerlerine el koymasının ardından Karakas, bu eylemi “uluslararası deniz haydutluğu” olarak tanımlamış ve kınamıştır. Ayrıca Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro, Washington’un ülkesine yönelik politikalarının ardında petrol ve doğal kaynaklara yönelik açgözlülüğün bulunduğunu, uyuşturucu kaçakçılığı ya da terörle mücadele söylemlerinin ise Venezuela’ya baskı uygulamak için birer örtü olduğunu belirtmiştir.
Sonuç
Donald Trump’ın “Venezuela ABD’nin petrolünü ve varlıklarını çaldı” yönündeki iddiaları hukuki ve fiilî bir temele sahip değildir. Venezuela’da 1970’lerde petrol endüstrisinin millileştirilmesi ve sonraki yıllarda bunun genişletilmesi, “hırsızlık” değil, bu ülkenin ulusal egemenlik hakkından kaynaklanan meşru kararlardı. ABD’nin Venezuela’ya yönelik son eylemleri petrol tankerlerine el koymadan deniz ablukasına kadar Amerikan şirketlerinin haklarını savunmaktan ziyade, bağımsız bir devlete siyasi ve ekonomik baskı uygulama girişimlerine benzemektedir. Bu baskılar yalnızca Venezuela’nın haklarını ihlal etmekle kalmamakta, aynı zamanda ülkede ciddi bir ekonomik ve insani krize yol açma riskini de beraberinde getirmektedir.