Trump’ın ABD ekonomisini canlandırma vaatleri neden iflasa yol açtı?
https://parstoday.ir/tr/news/world-i289174-trump’ın_abd_ekonomisini_canlandırma_vaatleri_neden_iflasa_yol_açtı
Parstoday – 2025 yılında Amerikan şirketlerinde görülen iflas dalgası, enflasyon baskısı, ağır gümrük tarifeleri ve ticaret politikalarındaki istikrarsızlığın birçok işletmeyi çöküşün eşiğine sürüklediğini gösteriyor.
(last modified 2025-12-28T16:46:49+00:00 )
Aralık 28, 2025 14:05 Europe/Istanbul
  • Trump’ın ABD ekonomisini canlandırma vaatleri neden iflasa yol açtı?

Parstoday – 2025 yılında Amerikan şirketlerinde görülen iflas dalgası, enflasyon baskısı, ağır gümrük tarifeleri ve ticaret politikalarındaki istikrarsızlığın birçok işletmeyi çöküşün eşiğine sürüklediğini gösteriyor.

Parstoday’in aktardığına göre, S&P Global Market Intelligence verileri, bu yılın kasım ayı sonuna kadar en az 717 Amerikan şirketinin iflas başvurusunda bulunduğunu ortaya koyuyor. Bu sayı, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yaklaşık yüzde 14 artış anlamına geliyor ve 2010’dan bu yana en yüksek seviye olarak kayda geçiyor. Buna göre, önceki yılların aksine iflaslardaki en büyük artış sanayi sektöründe yaşandı. Federal veriler, ABD imalat sektörünün yalnızca kasım ayına kadar olan bir yıllık dönemde 70 binden fazla iş kaybettiğini gösteriyor. Sanayinin ardından, giyim ve ev eşyası perakendecileri gibi zorunlu olmayan tüketim malları ve hizmetleri alanında faaliyet gösteren şirketler, iflas edenler arasında ikinci büyük grubu oluşturuyor.

Gerçekte ABD ekonomisi son aylarda şirket iflasları dalgası, artan işsizlik, kalıcı enflasyon ve evsizlikte yükseliş ile karşı karşıya. Bu krizler zincirinin kökeni, ABD Başkanı Donald Trump’ın ticaret ve maliye politikalarında aranıyor.

Trump’ın gümrük tarifesi politikaları bu krizin başlıca nedenlerinden biri. Sanayi ürünleri ve yenilenebilir enerji ithalatına getirilen yüksek tarifeler, üretim maliyetlerini artırdı ve birçok şirketi kapanmanın eşiğine getirdi. Bunun çarpıcı bir örneği, mahkemede; mali teşviklerin azaltılması ve güneş panellerine getirilen yüzde 20’lik tarifelerin nakit akışını bozduğunu ve iflasa sürüklediğini açıklayan PosiGen adlı güneş enerjisi şirketidir. Bu politikalar yalnızca yeni endüstrileri zayıflatmakla kalmadı, aynı zamanda ekonominin yükselen sektörlerindeki istihdam fırsatlarını da ortadan kaldırdı.

Oysa Trump, seçim kampanyasında korumacı ve tarifeye dayalı politikalarla ABD’de yerli üretimin canlanacağını ve yeni iş alanları açılacağını vaat etmişti. Bugünkü gerçeklik ise bu vaatlerin gerçekleşmediğini, hatta ters etki yarattığını gösteriyor: Hem geleneksel hem de yeni endüstriler baskı altında; işsizlik artıyor ve enerji ile ulaşım gibi alanlardaki yenilikçi şirketler iflasa sürükleniyor.

ABD Hazine Bakanlığı 2025 yaz raporunda işsizlik oranını yaklaşık yüzde 4 olarak açıklamış olsa da, bu oran ulusal bir ortalama ve birçok eyalette gerçek durum farklı. İmalat sektörü kasıma kadar olan bir yılda 70 binden fazla iş kaybı yaşadı; ulaştırma ve otomotiv sanayileri de işten çıkarmalarla karşı karşıya kaldı. Elektrikli araç üreticisi Nikola ve havayolu şirketi Spirit Airlines, artan maliyetler ve finansal baskılar nedeniyle iflas ilan etmek zorunda kalan şirketler arasında yer alıyor. Bu tablo, Trump yönetiminin ticaret politikalarının istihdam yaratmadığını, aksine mevcut işleri yok ettiğini gösteriyor.

Enflasyon da ABD ekonomisinin en ciddi sorunlarından biri olmaya devam ediyor. Hampton Global Business Review’un Ağustos 2025 raporu, yüksek enflasyonun hane halklarının satın alma gücünü düşürdüğünü ve birçok temel ürünün lüks hâline geldiğini vurguluyor. Konut ve sağlık hizmetleri maliyetlerindeki artış, orta ve alt gelir grupları üzerinde ek baskı yaratıyor. Sonuç olarak birçok aile günlük giderlerini karşılamak için ağır borçlara yöneliyor ve bunların bir kısmı sonunda iflas ediyor.

Bu durumun doğrudan sonucu, ABD’nin büyük şehirlerinde evsizliğin artması oldu. New York ve Los Angeles’tan gelen yerel raporlar, 2025’te evsiz sayısının belirgin biçimde yükseldiğini ve şehir barınaklarının kapasite sıkıntısı yaşadığını gösteriyor. Bu eğilim; konut enflasyonu, sosyal hizmetlerin azalması ve Trump yönetiminin vergi politikalarının birleşik sonucudur.

Öte yandan sigorta ve sosyal hizmetlerdeki kesintiler de krizi derinleştirdi. Birçok eyalet, federal mali politikaların bütçe baskısı nedeniyle destek programlarını kısıtladı. Dünya Bankası, 2025 sonbahar raporunda ABD’de sosyal hizmetlere yapılan yatırımların azaltılmasının eşitsizliği artırabileceği ve insani gelişme endeksini düşürebileceği uyarısında bulundu. Bu uyarı, krizin yalnızca mali göstergelerle sınırlı olmadığını, geniş toplumsal sonuçları bulunduğunu ortaya koyuyor.

Bu krizler, Trump’ın “ABD’nin ekonomik büyüklüğünü geri getirme” sloganıyla iktidara geldiği ve orta sınıf ile işçilerin politikalarından fayda göreceğini vaat ettiği bir dönemde yaşanıyor. Ancak veriler, onun tarife ve vergi politikalarının fiilen zenginlerin lehine işlediğini gösteriyor. Büyük şirketler ve varlıklılar için vergi indirimleri, küçük ve orta ölçekli işletmeler üzerindeki baskıyla birleşince gelir uçurumunu büyüttü ve orta sınıfı çöküşe sürükledi.

Zenginler vergi muafiyetleri ve yatırım fırsatlarından yararlanırken, işçiler ve düşük gelirli aileler enflasyon, işsizlik ve evsizlikle mücadele ediyor. Bu açık çelişki, Trump yönetiminin politikalarının ekonomik refahı artırmadığını; aksine sosyal ve ekonomik eşitsizliği derinleştirdiğini gösteriyor.

2025 yılında ABD ekonomisinin gerçekliği, çok boyutlu bir krizin sarsıcı tablosunu sunuyor: yaygın şirket iflasları, artan işsizlik, kalıcı enflasyon, büyüyen evsizlik ve derinleşen sınıfsal uçurum. Bu politikalar sürerse, ABD ekonomisinin geleceği daha fazla iflas, orta sınıfın çöküşü ve toplumsal temellerin zayıflaması ile karşı karşıya kalacaktır ve bu gelecek, her şeyden önce Trump yönetiminin ekonomik ve ticaret politikalarının doğrudan sonucudur.