Trump’ın BM’ye Yeni Saldırısı: Gerçekleri Çarpıtma Çabası
Parstoday – ABD Başkanı, Birleşmiş Milletler’e (BM) yönelik yeni bir saldırıda, bu uluslararası örgütü etkisiz olarak nitelendirdi.
Parstoday’in haberine göre, ABD Başkanı Donald Trump, Pazar günü Truth Social sosyal medya platformunda yaptığı paylaşımda BM’yi sert bir şekilde eleştirerek, bu uluslararası kuruluşu etkisiz olarak değerlendirdi. Trump, Rusya-Ukrayna savaşına atıfta bulunarak, BM’nin dünya barışını teşvik etmede daha aktif olmasını istedi. Trump, şu anda çatışmaların sona erdirilmesinde BM’nin rolünü ABD’nin üstlendiğini iddia etti. Daha önce de ABD’nin dünya genelindeki savaş ve çatışmalara müdahil olduğu gerçeğine değinmeden, dünyada sekiz çatışmayı sona erdirdiğini öne sürmüştü.
ABD’nin tartışmalı başkanı BM’yi etkisiz olarak nitelendirse de, bu iddia gerçekliği yansıtmak yerine, ABD’nin küresel krizlerdeki rolünü çarpıtma çabası olarak değerlendirilebilir. BM’nin işleyişinin ve ABD politikalarının incelenmesi, bu örgütün etkisizliğinin daha çok büyük güçlerin, özellikle ABD’nin davranışlarından ve veto hakkının araçsallaştırılmasından kaynaklandığını, BM’nin özünde zayıf olmadığını gösteriyor.
BM, 2. Dünya Savaşı’nın ardından yıkıcı savaşları önlemek ve uluslararası iş birliği için bir zemin oluşturmak amacıyla kuruldu. Örgüt, onlarca yıl boyunca birçok durumda çatışmaların yayılmasını önlemeyi, kriz bölgelerine barışı koruma görevleri göndermeyi ve insan hakları, sürdürülebilir kalkınma ve hastalıklarla mücadele gibi alanlarda küresel iş birliği çerçevesi sağlamayı başardı. Bu nedenle BM’nin tamamen etkisiz olduğu iddiası doğru değildir. Asıl sorun, Güvenlik Konseyi yapısı ve beş daimi üyenin veto hakkında yatmaktadır; bu durum örgütün etkili hareket etmesini defalarca engellemiştir. ABD, veto hakkına sahip ülkeler arasında, kendi veya müttefiklerinin eylemlerinin kınanmasını önlemek için bu aracı en fazla kullanan ülkedir.
ABD, son yıllarda küresel savaş ve krizlerin yaratılmasında önemli bir rol oynamıştır. 2003’te Irak’a müdahale, Güvenlik Konseyi izni olmadan ve kitle imha silahları iddialarıyla gerçekleştirilen en çarpıcı örneklerden biridir. Bu müdahale yalnızca bölgesel istikrarı bozmakla kalmamış, aynı zamanda terörist grupların güçlenmesine zemin hazırlamıştır. 2001’den sonra Afganistan’da terörle mücadele bahanesiyle işgal edilen ülkede ABD’nin uzun süreli askeri varlığı, kalıcı barış yerine şiddet, istikrarsızlık ve milyonlarca kişinin yerinden edilmesine yol açmıştır. ABD’nin Filistin krizinde İsrail’e koşulsuz desteği de BM Güvenlik Konseyi’nin bağlayıcı kararlar almasını defalarca engellemiştir. ABD, veto hakkını kullanarak Filistin halkının haklarını koruyabilecek ve şiddeti azaltabilecek kararların kabul edilmesini 80’ten fazla kez engellemiştir. Ayrıca Washington, İsrail’e büyük miktarda askeri ve silah yardımı sağlayarak, bu rejimin Gazze’de Filistinlilere yönelik eylemlerini ve bölge ülkelerine saldırılarını fiilen kolaylaştırmıştır.
Trump, BM’yi etkisiz olmakla suçlayarak, krizlerin sorumluluğunu ABD’den uzaklaştırmaya çalışıyor. Örgütü etkisiz olarak nitelendirirken, kendisi ve önceki ABD yönetimleri, tek taraflı politikalarla BM’nin rolünü defalarca zayıflatmıştır. Trump döneminde ABD’nin İnsan Hakları Konseyi ve UNESCO’dan çekilmesi, Washington’un çok taraflılığı güçlendirmek yerine kendi görüşlerini dünyaya dayatma eğilimini gösteren örneklerdendir. Bu davranışlar, BM’ye olan küresel güveni azaltmış ve örgütün krizleri çözme kapasitesini sınırlamıştır.
Gerçek şu ki, BM büyük güçlerin iş birliği olmadan görevlerini tam olarak yerine getiremez. Trump’ın işaret ettiği etkisizlik, daha çok ABD ve müttefiklerinin engellemelerinden kaynaklanmaktadır. ABD’nin Suriye krizinde terörist grupları desteklemesi ve özellikle Gazze savaşında İsrail’in kınanmasını önlemek için veto hakkını kullanması bunun bariz örnekleridir. Yemen savaşında ABD’nin Suudi Arabistan’a geniş silah satışları da savaşın ve insani krizin sürmesinde doğrudan rol oynamıştır. Bu durum, ABD’nin yalnızca krizleri çözmeye yardımcı olmadığını, aynı zamanda bu krizlerin yaratılmasında ve şiddetlenmesinde başlıca aktörlerden biri olduğunu göstermektedir. Bir diğer örnek ise ABD’nin İsrail rejiminin İran’a karşı 12 günlük savaşındaki doğrudan iş birliği ve katılımıdır; bu durum BM Güvenlik Konseyi’nin daimi üyelerinden birinin uluslararası yasaları açıkça ihlal etmesinin örneğidir.
Öte yandan, BM hâlâ insani ve kalkınma alanlarında hayati bir rol oynamaktadır. Küresel aşılama, iklim değişikliğiyle mücadele, mültecilere yardım ve insan haklarını destekleme programları, göz ardı edilemeyecek kazanımlardır. ABD ve diğer büyük güçler, BM’yi zayıflatmak yerine, Güvenlik Konseyi yapısını reforme etmeye ve veto hakkının araçsallaştırılmasını azaltmaya yönelik adımlar atarsa, BM daha etkili çalışabilir. Bu nedenle, ABD’nin kriz yaratmadaki rolüne değinmeden BM’yi etkisiz ilan etmek, bir tür siyasi saptırmadır.
Görünüşe göre Trump’ın BM’ye saldırısı, adil bir eleştiri olmaktan çok, ABD’nin küresel savaşlar ve krizlerdeki rolünü gizleme çabasıdır. BM, yapısal sınırlamalara rağmen, dünya barışı ve güvenliğini korumak için en önemli uluslararası kuruluşlardan biri olmaya devam etmektedir. Gerçek etkisizlik, büyük güçlerin, özellikle ABD’nin, bu örgütü kendi çıkarları için kullanması ve veto hakkıyla etkili eylemleri engellemesi durumunda ortaya çıkar. Bu nedenle, BM’yi suçlamak yerine, ABD’nin tek taraflı politikaları ve veto hakkını kötüye kullanması, küresel krizlerin başlıca nedenleri olarak ele alınmalıdır.