Somaliland’in Jeopolitik Merkezdeki Konumu; İsrail Babülmendeb’de Yer Arayışında Mı?
https://parstoday.ir/tr/news/world-i289274-somaliland’in_jeopolitik_merkezdeki_konumu_İsrail_babülmendeb’de_yer_arayışında_mı
Parstoday – Afrika, Arap ve İslam ülkeleri, İsrail’in “Somaliland”ı tanımasına karşı çıktı.
(last modified 2025-12-30T00:18:06+00:00 )
Aralık 30, 2025 03:18 Europe/Istanbul
  • Somaliland’in Jeopolitik Merkezdeki Konumu; İsrail Babülmendeb’de Yer Arayışında Mı?

Parstoday – Afrika, Arap ve İslam ülkeleri, İsrail’in “Somaliland”ı tanımasına karşı çıktı.

Parstoday’in haberine göre, İsrail’in Somaliland’i bağımsız bir ülke olarak tanıması, İslamî, Afrikalı ve Arap ülkelerinin sert tepkisine yol açtı. Bu adım, uluslararası hukukun açık ihlali ve Afrika Boynuzu bölgesinin güvenliği ile istikrarına ciddi bir tehdit olarak değerlendirildi.
Somaliland, Afrika kıtasının doğusunda, Somali’nin kuzeyinde ve Aden Körfezi’nin güney kıyısında yer alıyor. Bölge kuzeybatıda Cibuti, güney ve batıda Etiyopya, doğuda ise Somali ile komşu. Somaliland 1991’de tek taraflı bağımsızlığını ilan etti, ancak bugüne kadar İsrail dışında hiçbir devlet tarafından tanınmadı. Somali merkezi hükümeti ise burayı ülkenin ayrılmaz bir parçası olarak görüyor.
2024 yılı sonunda El Cezire’nin aktardığına göre, Somaliland bağımsızlığının İsrail tarafından tanınması halinde Gazze’den gelenleri kabul etmeye hazır olduğunu bildirmişti. Aynı yılın Kasım ayında Somaliland’de başkanlık seçimleri yapıldı ve muhalefet lideri Abdurrahman Muhammed Abdullahî seçimi kazandı. Seçimde yarışan her iki aday da ekonomik koşulların iyileştirilmesi ve Somaliland’in bağımsızlığının uluslararası alanda tanınması için çaba sözü verdi.
İsrail’in “Somaliland”ı tanıma girişimi, hukuki, siyasi ve güvenlik gerekçeleriyle Arap ve İslam ülkelerinin sert tepkisine yol açtı. Bu tepkilerin en temel nedeni, söz konusu adımın uluslararası hukukun yerleşmiş ilkeleriyle, özellikle devletlerin egemenliği, birliği ve toprak bütünlüğü ile açıkça çelişmesidir.
İslam İşbirliği Teşkilatı, Arap Birliği ve bölgedeki birçok devletin ortak açıklamalarında, Somaliland’in Somali Federal Cumhuriyeti’nin ayrılmaz bir parçası olduğu vurgulandı. Bu tanımanın, BM Şartı’nın açık ihlali ve bölgesel ile uluslararası barış ve güvenliğe ciddi bir tehdit olduğu belirtildi.
Somali Federal Hükümeti ise bu girişimi “egemenlik ve toprak bütünlüğüne kasıtlı saldırı” olarak nitelendirdi ve böyle bir sürecin ülke içindeki istikrarı ve terörle mücadeleyi zayıflatabileceği uyarısında bulundu.
Bu gelişmenin ardından, Mogadişu yönetimi Arap Birliği üyeleri ve Doğu Afrika ülkelerinin desteğiyle diplomatik girişimlerini yoğunlaştırarak her türlü ayrılıkçı hareketin karşısında koordineli bir duruş sergilemeye başladı. Afrika Birliği de Somali’nin birliğine bağlılığını teyit ederek, ayrılıkçı oluşumların tanınmasına kesinlikle karşı olduğunu açıkladı.
İkinci gerekçe, Afrika Boynuzu ve Kızıldeniz’de bu adımın doğurabileceği jeopolitik sonuçlarla ilgilidir. Somaliland, Aden Körfezi’nin güney kıyısında ve stratejik öneme sahip Babülmendeb Boğazı’na yakın bir konumda bulunuyor. Bu geçit, küresel ticaret ve enerji nakli için hayati bir güzergâh. Arap ve İslam ülkeleri, bu boğazda kendi kendini ilan eden bölgelerin tanınmasının istikrarsızlık, askeri-güvenlik rekabetinin artması ve deniz risklerinin yoğunlaşması gibi ciddi tehditler doğurabileceği uyarısında bulunuyor.
Üçüncü eksen ise, dünyadaki diğer bölgeler için “tehlikeli bir emsal” oluşturma korkusudur. İslam ülkelerinin ortak açıklamalarında, bağımsız devletlerin topraklarının bir kısmının tanınmasının yıkıcı ve ayrıştırıcı modeller ortaya çıkaracağı, uluslararası hukuk düzenini zayıflatacağı vurgulanıyor. Bu düzen, uluslararası sınırların saygı görmesi ve devletlerin iç işlerine müdahaleden kaçınılması ilkelerine dayanıyor.
Bazı ülkeler, bu adımın Gazze’deki Filistinlilerin zorla başka ülkelere göç ettirilmesi senaryolarıyla ilişkilendirilmesini kesin bir dille reddettiler. Bu senaryonun biçimsel ve içeriksel açıdan kabul edilemez olduğu, her türlü zorunlu göç girişiminin uluslararası hukukun ihlali ve bölgesel istikrar için tehdit anlamına geldiği vurgulandı.
Bu noktada öne çıkan önemli soru, İsrail’in uluslararası alanda benzeri görülmemiş bu girişimle neyi hedeflediğidir. Bu hedeflerden biri, Afrika Boynuzu’nda jeopolitik bir mevzi kazanmak ve Kızıldeniz, Aden Körfezi ile Babülmendeb Boğazı üzerinde istihbarî ve operasyonel gözetim kapasitesini artırmaktır. Somaliland’in konumu, enerji ticareti yollarının izlenmesi, Yemen deniz iletişim hatlarının ve uluslararası nakliye rotalarının gözetlenmesi için stratejik avantaj sağlamaktadır.
Tel Aviv’in bu kararı, hayati limanlarda nüfuz projelerini genişletme, dinleme ve iletişim sistemlerini güçlendirme ve bazı bölgesel aktörlerle güvenlik işbirlikleri kurma planlarıyla uyumludur. Siyonist rejim, Somaliland’de askerî güç ve teçhizat konuşlandırarak Yemen’i uzaktan, Aden Körfezi ve Babülmendeb üzerinden gözetleyebileceğini ve Yemen direnişini hedef alabileceğini varsaymaktadır.
Bir diğer hedef, “İbrahim Anlaşmaları” tarzında normalleşmeyi derinleştirme ve genişletme çabasıdır. Bu, henüz uluslararası sistemde tanınmamış bir birim üzerinden yapılsa da Tel Aviv’e sembolik avantajlar ve tarım, sağlık ile teknoloji alanlarında ikili ilişkiler kurma imkânı sağlayabilir. Ancak bu girişim, ciddi hukuki ve güvenlik maliyetleriyle birlikte gelmektedir.
Üçüncü hedef ise bölgesel dengelere etki etmek ve rakiplerin nüfuzunu sınırlamaktır. Bazı raporlar, bu adımı Kızıldeniz ve çevresindeki rekabetleri yönetmeye yönelik daha geniş bir kampanyanın parçası olarak değerlendiriyor. Bu kapsamda, İsrail karşıtı aktörlerin ve onların müttefiklerinin kapasitesini kuşatma veya sınırlama çabası öne çıkmaktadır.
Ancak Afrika, Arap ve İslam ülkelerinin hep beraber muhalefeti, yalnızca Somali değil, bölgedeki birçok kurum ve devletin bu girişimi müdahaleci ve gerilim artırıcı bir adım olarak gördüğünü ortaya koymaktadır.
Aslında Afrika, Arap ve İslam ülkelerinin örgütlü tepkileri, İsrail’in bu kararının herhangi bir meşruiyet üretmediğini açıkça ortaya koyuyor. Aksine, bu adım bölge ve ötesi için geniş çaplı güvenlik ve hukuki maliyetler doğuruyor. 
/