Avrupa’ya Göçte Kadınlar İçin Ölümcül Güzergâhlar; Ölümden Modern Köleliğe
Parstoday – Uluslararası kuruluşların yeni raporları, Akdeniz ve Balkanlar üzerinden tek başına İtalya’ya giden kadınların her zamankinden daha büyük risklerle karşı karşıya olduğunu gösteriyor.
Avrupa Birliği’nin 2015–2016 göç krizinin ardından “caydırıcılık” amacıyla geliştirdiği katı politikalar, pratikte ters sonuçlar doğurdu. Yasal yolların kısıtlanması göç akışını durdurmakla kalmadı, insan kaçakçılığı ağlarına—özellikle kadınlar açısından yönlendirdi. Parstoday’in aktardığına göre, uluslararası kuruluşların son raporları Avrupa’ya göç modelinin değiştiğini ortaya koyuyor; Akdeniz ve Balkanlar gibi tehlikeli güzergâhlardan tek başına İtalya’ya giden kadınlar, ölüm, cinsel şiddet ve sistematik sömürü riskleriyle daha fazla karşı karşıya.
İtalya’daki Uluslararası Kurtarma Komitesi’nden (IRC) İrini Kontogiannis şöyle diyor: “Hem Akdeniz hem de Balkan rotaları üzerinden tek başına ve refakatsiz seyahat eden kadınlarda belirgin bir artış görüyoruz.” Komitenin raporuna göre, 2024’te Balkan rotası üzerinden İtalya’ya giren yetişkin bekar kadınların sayısı bir önceki yıla kıyasla yüzde 250 arttı; buna karşın aile göçündeki artış yalnızca yüzde 52 oldu.
Aynı zamanda Uluslararası Göç Örgütü (IOM), 2024’te Avrupa’da 3.419 göçmenin ölümü ya da kaybolmasının kayda geçtiğini ve bunun kayıtların tutulmaya başlandığından bu yana en ölümcül yıl olduğunu açıkladı. Bu güvensiz güzergâhlar kadınlar için ek riskler barındırıyor; cinsel şiddetten sömürüye ve örgütlü istismara kadar.
Uluslararası Göç Örgütü’nden Ogochi Daniels, “Göç deneyimi kadınlar için farklıdır ve çoğu zaman çok daha tehlikelidir. Grup hâlinde seyahat eden kadınlar bile sürekli korumaya sahip değildir; kaçakçıların, aracılarının ve hatta diğer göçmenlerin istismarına maruz kalabilirler,” diyor.
Her ne kadar tüm göçmenler kaçakçılık ağlarına ödeme yapmak zorunda kalsa da, Stella Polare adlı kaçakçılık karşıtı ağdan Hermine Gebdo’ya göre kadınlar çoğu zaman maddi ödemenin yanı sıra zorla cinsel ilişkiye de zorlanıyor.
Tek başına göç eden kadınların sayısındaki artış, Avrupa sınırlarında yoksulluk, güvensizlik, katı politikalar ve insan kaçakçılığı ağlarının kesişimini çıplak biçimde ortaya koyuyor; bu gerçeklik, göç krizinin her şeyden önce kadınlara özgü ve yaralı bir yüz kazandığını ve hâlâ insani ve etkili bir yanıt bulunamadığını gösteriyor.
2024’ün ölümcül istatistikleri, göçün artık yalnızca bir sınır meselesi olmadığını; Avrupa için yapısal ve ahlaki bir krize dönüştüğünü gösteriyor. Bu krizde göçmen kadının bedeni, siyaset, güvenlik ve insan kaçakçılığının karanlık ekonomisi arasındaki temas hattına dönüşmüş durumda. Bu gerçeğe kayıtsız kalmanın insani bedeli ise her yıl daha da ağırlaşıyor.