ABD Neden Küresel Konumunu Kaybetti? 21. Yüzyılda ABD’nin Küresel Gücündeki Gerileme
Parstoday – Wall Street Journal gazetesi yayımladığı bir analizde, ABD’nin 21. yüzyılın ilk 25 yılında kötü yönetişim, maliyetli savaşlar ve iç krizler nedeniyle küresel konumunu önemli ölçüde kaybettiğini yazdı.
Parstoday’in aktardığına göre, Amerikan gazetesi Wall Street Journal, ABD’de 21. yüzyılın ilk çeyrek yüzyılını mercek altına alan analizinde bu dönemi, ülkenin ulusal gücünde kademeli bir gerileme süreci olarak değerlendirdi. Gazeteye göre, 20. yüzyılın sonunda ABD ekonomik, askeri ve siyasi gücünün zirvesindeydi; vatandaşların gelirleri artıyor, federal hükümet art arda birkaç yıl bütçe fazlası veriyor ve iki partili iş birliği önemli kararların alınmasını mümkün kılıyordu. Ancak 21. yüzyılın başlamasıyla birlikte ülkenin rotası değişti.
Bu değişimin dönüm noktalarından biri, iki ana siyasi partinin (Demokratlar ve Cumhuriyetçiler) Çin’in Dünya Ticaret Örgütü’ne katılımını desteklemesi oldu. Bu adım, ucuz malların ABD pazarına geniş ölçekte girmesine yol açtı ve ülkedeki imalat sektöründe çok sayıda işin kaybedilmesine neden oldu. Bu süreç, birçok işçinin yaşam standartlarını düşürdü ve toplumsal hoşnutsuzluğun zeminini hazırladı.
2001 yılındaki 11 Eylül saldırıları da ABD dış politikasının yönünü köklü biçimde değiştirdi. George W. Bush yönetimi Afganistan ve Irak’ta uzun süreli savaşlara girdi; bu durum, Çin’in hızlı yükselişinin yeterince fark edilememesine yol açtı. Bu savaşlar, ağır maliyetlerinin yanı sıra, ABD içinde uluslararası angajmanlara verilen toplumsal desteği de zayıflattı.
Öte yandan ABD’nin mali durumu hızla kötüleşti. 2000’li yılların başında öngörülen büyük bütçe fazlaları gerçekleşmedi; vergi indirimleri ve artan harcamalar ulusal borcun büyümesine neden oldu.
Son olarak, Kovid-19 salgınının kötü yönetilmesi, kamuoyunun kurumlara olan güvenini daha da sarstı. Wall Street Journal, analizinin sonunda konut krizi, nüfusun yaşlanması, sosyal programlar üzerindeki baskı, müttefiklerin güveninin zayıflaması ve Çin’in askeri gücünün artması gibi sorunlara dikkat çekiyor ve artan bu baskılar karşısında ABD’li siyasi liderlerin, son 25 yıllık gerilemeyi sona erdirmek ve yeniden toparlanma sürecini başlatmak için temel sorunlarla cesaretle yüzleşmesi gerektiğini vurguluyor.