ABD’nin Venezuela’ya Saldırısı; Trump’ın Latin Amerika Üzerindeki Hegemonya İçin Yeni Adımı
https://parstoday.ir/tr/news/world-i289580-abd’nin_venezuela’ya_saldırısı_trump’ın_latin_amerika_Üzerindeki_hegemonya_İçin_yeni_adımı
Parstoday – Amerika Birleşik Devletleri, Venezuela’ya düzenlediği saldırıda, bu ülkenin Cumhurbaşkanı Nicolás Maduro ve eşini tutuklayıp Venezuela’dan çıkardığını iddia etti.
(last modified 2026-02-19T00:43:16+00:00 )
Ocak 03, 2026 15:49 Europe/Istanbul
  • ABD’nin Venezuela’ya Saldırısı; Trump’ın Latin Amerika Üzerindeki Hegemonya İçin Yeni Adımı

Parstoday – Amerika Birleşik Devletleri, Venezuela’ya düzenlediği saldırıda, bu ülkenin Cumhurbaşkanı Nicolás Maduro ve eşini tutuklayıp Venezuela’dan çıkardığını iddia etti.

ABD, Venezuela’ya saldırarak bazı altyapıları, örneğin havaalanını bombaladı ve Cumhurbaşkanı Maduro ile eşini tutuklayıp ülkeden çıkardığını ileri sürdü. Bu operasyonun ardından ABD Başkanı Donald Trump, bir açıklama yaparak operasyonu “başarılı” olarak nitelendirdi ve bunun Maduro yönetiminin sonu olduğunu söyledi.

Parstoday’in bildirdiğine göre, bu eylem ABD’nin yıllardır Venezuela’daki hükümeti değiştirmek için çeşitli siyasi, askeri ve ekonomik araçlar kullandığı bir dönemde gerçekleşti. ABD, siyasi yaptırımlar, darbe girişimleri, tehditler ve Maduro karşıtlarını desteklemenin yanı sıra, Venezuela ekonomisini felç edecek ağır ekonomik yaptırımlar uygulayarak halkı Maduro hükümetine karşı kışkırtmaya çalıştı. Ancak bu yolda başarısız olunca, nihayetinde askeri seçeneğe başvurmak zorunda kaldı.

Şu anda Venezuela’ya saldırı, son aylarda ABD’nin uyuşturucuyla mücadele bahanesiyle Karayipler’deki denizlerde asker bulundurması ve ABD’nin Venezuela’yı defalarca askeri saldırıyla tehdit etmesinin ardından gerçekleşti. Trump, Venezuela’ya geniş çaplı bir operasyon düzenlediğini ve ülkenin cumhurbaşkanını tutukladığını açıklayarak bunu kendi zaferi olarak nitelendirirken, bu eylem açık bir şekilde ulusal egemenlik ilkesinin ve ülkelerin iç işlerine karışmama ilkesinin ihlali anlamına gelmektedir; bu ilke uluslararası hukukta temel bir yere sahiptir. Bir ülkenin cumhurbaşkanının, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi izni olmadan yabancı güçler tarafından tutuklanması, bu eylemin meşruiyetini ciddi şekilde sorgulatır ve modern tarihte zorla rejim değişikliğinin bir örneği olarak kaydedilir.

Bu bağlamda İran Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin Venezuela’ya düzenlediği askeri saldırıyı ve bu ülkenin ulusal egemenliği ile toprak bütünlüğünü ağır şekilde ihlal etmesini şiddetle kınadı. Bakanlığın açıklamasında şu ifadeler yer aldı: ABD’nin Venezuela’ya askeri saldırısı, BM Şartı’nın temel ilkelerinin ve uluslararası hukukun temel kurallarının, özellikle Şart’ın 2. maddesi 4. fıkrasındaki güç kullanımı yasağının açık bir ihlali ve tam anlamıyla “saldırgan eylem”dir. Bu eylem, uluslararası hukuk ve barış ile güvenliği önemseyen tüm devletler ve BM tarafından derhal açıkça kınanmalıdır.

ABD, Venezuela’ya saldırırken birçok siyasi, güvenlik ve ekonomik hedefe ulaşmayı amaçlamaktadır. Ekonomik açıdan Venezuela, dünyanın en büyük petrol rezervlerinden birine sahip olarak enerji piyasasında kritik bir rol oynamaktadır. Bu ülkede rejim değişikliği, küresel petrol piyasasını doğrudan etkileyebilir. ABD, Maduro yerine kendine bağlı ve onayladığı birini getirirse, Venezuela’nın petrol kaynakları üzerinde kolayca hakimiyet kurabilir ve sadece kendi petrol ihtiyacının büyük kısmını karşılamakla kalmayıp, küresel enerji piyasası ve petrol fiyatlarını da kontrol edebilir. Ayrıca, Batılı petrol şirketleri için Venezuela pazarına girişle birlikte onlarca iş fırsatı doğacaktır.

Bu konuda Venezuela’nın eski Petrol Bakanı Rafael Ramírez, “ABD yıllardır Venezuela’nın devasa petrol rezervleri üzerinde hakimiyet kurmaya çalışıyor ve Maduro hükümetine karşı yaptığı her eylem, nihai olarak Amerikan ve Batılı petrol şirketlerini bu ülkeye geri getirmeyi hedefliyor” demişti. Ayrıca ABD’nin eski Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton da bir röportajında, “Venezuela’nın petrol kaynaklarını kontrol etmek bizim için hayati önemde ve Caracas’ta rejim değişikliği, küresel enerji piyasasını ABD lehine yeniden düzenleyebilir” itirafında bulunmuştu. Bu açıklamalar, ABD’nin mevcut saldırısının Venezuela halkının özgürlüğünü sağlama bahanesiyle değil, petrol kaynaklarını ele geçirmek ve ekonomik hegemonyasını pekiştirmek amacıyla yapıldığını gösteriyor.

ABD’nin Venezuela’daki ekonomik hedefleri ne kadar açıksa, siyasi ve güvenlik hedefleri de Washington için aynı derecede önemlidir. Siyasi ve güvenlik açısından ABD, uzun süredir Latin Amerika’nın en etkili ülkelerinden biri olan Venezuela’ya geri dönmeyi ve Monroe Doktrini’ni uygulamayı hedefliyordu. Şimdi ise Venezuela’ya saldırarak ABD, bölgede kendi varlığını artırmak ve Çin ile Rusya gibi rakip ülkelerin etkinliğini engellemeye çalışıyor.

ABD’nin bu eylemi, Washington’un hegemonik ve sömürgeci politikalarının sadece Venezuela’nın güvenliği ve istikrarını değil, aynı zamanda uluslararası barış ve güvenliği de hedef aldığını bir kez daha göstermektedir. Venezuela’ya saldırı, sonuçları bu ülkenin sınırlarını aşacak açık bir saldırganlık örneğidir. Bu tür bir saldırıya sessiz kalmak, uluslararası hukukun temel ilkelerinin erozyonunu kabul etmek ve bu senaryonun diğer ülkelerde tekrarlanmasına yol açmak anlamına gelir. Dünya bu eylemi kınamalı ve ABD’nin zorba politikalarına karşı durmalıdır; çünkü ancak kolektif direnişle modern sömürgeciliğin yayılmasının ve küresel barışa yönelik tehdidin önüne geçilebilir. Bu saldırı bir hükümetin sonu değil, ABD’nin hegemonyacılığında yeni bir aşamanın başlangıcıdır ve halklar ile uluslararası kurumlar kararlı bir şekilde tepki göstermezse, küresel düzen daha da çökme riskiyle karşı karşıya kalabilir.