Trump Avrupa’nın Siyasi İklimini Değiştirmeyi Başarabilecek mi?
https://parstoday.ir/tr/news/world-i289610-trump_avrupa’nın_siyasi_İklimini_değiştirmeyi_başarabilecek_mi
ParsToday – ABD Başkanı Donald Trump, “Avrupa’yı yeniden büyük yapalım” gibi sloganlarla Avrupa’yı güçlendirmeyi vurguluyor gibi görünse de, gerçek yaklaşımı bu hedefle çelişiyor.
(last modified 2026-01-04T11:41:17+00:00 )
Ocak 04, 2026 07:26 Europe/Istanbul
  • Trump Avrupa’nın Siyasi İklimini Değiştirmeyi Başarabilecek mi?

ParsToday – ABD Başkanı Donald Trump, “Avrupa’yı yeniden büyük yapalım” gibi sloganlarla Avrupa’yı güçlendirmeyi vurguluyor gibi görünse de, gerçek yaklaşımı bu hedefle çelişiyor.

Tahran düşünce kuruluşu bir makalede yazdı: Trump’ın ikinci başkanlık döneminin başlamasından bu yana, ABD’nin Avrupa’ya yaklaşımı önemli ölçüde değişti. Bu yaklaşım, görünüşte “Avrupa’yı yeniden yücelterek” meşrulaştırılsa da, Avrupa’daki hâkim akımların tepkisi ve direnişiyle karşılaştı. ParsToday’in aktardığına göre, Trump yönetiminin çeşitli eylemleri, kıtanın siyasi ortamında önemli değişimlere yol açabilir.

Son bir yıl boyunca, Avrupalı yetkililer ve Trump yönetimi temsilcileri, demokrasi tanımı ve Avrupa’nın tehditleri konusunda defalarca tartıştı. J.D. Vance, Münih Konferansı’nda açıkça söyledi: asıl tehdit Rusya ve Çin değil, ifade özgürlüğünün bastırılması ve Amerikan değerlerinden sapmadır. ABD Ulusal Güvenlik Belgesi bu siyasi-kültürel bölünmeyi resmileştirdi. Trump da kendisini Avrupa’yı “anti-demokratik güçlerden” kurtaran kişi olarak görüyor.

Son bir yıl içinde ABD, Avrupa’nın siyasi ve kültürel ortamı üzerinde etkili olmak için çeşitli araçlar kullandı. Bu eylemler genel olarak üç ana başlıkta toplanabilir:

1. Dolaylı Destek:Bu müdahalelerin bir kısmı, Avrupa’daki aşırı sağ akımları dolaylı olarak destekleme şeklinde ortaya çıktı. Elon Musk’ın faaliyetleri ve ABD’nin o dönemdeki yetkili bakanlarının Almanya’daki aşırı sağ parti AfD seçim kampanyasındaki etkinliği, X (eski Twitter) platformu algoritmalarının aşırı sağa avantaj sağlayacak şekilde değiştirilmesi ve Avrupa Birliği ile mevcut Avrupalı yetkililere yönelik tekrarlayan tweetler, bu eylemler arasında sayılabilir.ABD Dışişleri’nin, Romanya’daki seçimlerin insan hakları ihlali gerekçesiyle iptal edilmesini kınaması ve Macaristan’a uygulanan yaptırım muafiyetleri, aşırı sağ hükümetin popülerliğini korumak amacıyla yapılan diğer destek örneklerindendir.

2. Aşırı Sağın Siyasette Güç Kazanması için Görüşmeler ve Ortam Yaratma:Trump, son bir yıl boyunca Beyaz Saray’da aşırı sağ liderler ve akımlarla sıcak ve yoğun görüşmeler yaptı; bunlar arasında İtalya Başbakanı, Polonya Cumhurbaşkanı, Macaristan Başbakanı, Slovakya Başbakanı ve Almanya AfD temsilcileri vardı. Buna ek olarak ABD Dışişleri, Avrupa’da bu partilerin siyasi sahneden kısıtlanmasına yönelik tüm yerel girişimleri eleştirdi; örneğin, Almanya İç İstihbarat Teşkilatı’nın AfD’yi aşırı sağ olarak ilan etmesini kınadı.

3. Avrupa’nın Liberal Yasaları ve Yetkililerine Karşı Çıkma:Sözlü tartışmalar ve Twitter savaşlarının ötesinde, ABD bazı Avrupalı yetkilileri “sosyal medya sansürü” olarak nitelendirdiği uygulamalardan dolayı yaptırım listesine aldı. Bu yaklaşım, Starlink uydu hizmeti gibi bazı hizmetlerin kesilmesi tehdidiyle birleştiğinde, AB’nin teknoloji alanındaki düzenlemelerine karşı ciddi bir meydan okuma anlamına geliyor.

Tüm bu çeşitli eylemlere rağmen, Avrupa artık Trump yönetimi için stratejik önceliklerin başında yer almıyor; bu nedenle aşırı sağ akımlara verilen destek, çoğunlukla dolaylı ve Amerikan yetkililerin geçici çıkarlarıyla bağlantılı düzeyde kaldı. Öte yandan, vatandaşları aşırı sağ partilere yönlendiren en önemli faktörler hâlâ liberal-muhafazakâr partilerin yapısı ve performansı ile ekonomik durumdur; bu faktörler, son bir yıl içinde bu akımların popülaritesini artırmada veya azaltmada belirleyici olmuştur. Trump yönetiminin aşırı sağ partilerin siyasi izolasyonunu sona erdirme yönündeki sözlü baskıları henüz kayda değer bir etki yaratmamıştır; özellikle Fransa gibi bazı ülkelerde Trump ve MAGA hareketine karşı geniş bir olumsuz bakış vardır ve bazı sağ akımlar için Trump’tan ayrı görünmek daha faydalıdır.

Sonuç olarak, Trump “Avrupa’yı yeniden büyük yapalım” gibi sloganlarla Avrupa’yı güçlendirmeyi vurgulasa da, gerçek yaklaşımı bu hedefle çelişmektedir. Onun yönetiminin eylemleri yalnızca Avrupa’yı değil, ABD’nin kendi ekonomik ve siyasi istikrarını da zayıflatmıştır. Aşırı sağ akımların giderek güçlenmesi ve Trump’ın Avrupa’nın siyasi-kültürel ortamını değiştirme çabalarının devam etmesi göz önüne alındığında, kıtanın önümüzdeki yıllarda daha derin ekonomik, siyasi ve toplumsal zorluklarla karşılaşması muhtemeldir. Bu zorlukların çözümü, Trump yönetimi ve aşırı sağ akımlara karşı açık, tutarlı ve gerçekçi bir yaklaşım benimsemeyi gerektirir.

Avrupa, bu durumdan çıkmak için zor iki yoldan birini seçmek zorunda kalacaktır: ABD’ye bağımlılığı ve itaatini sürdürmek veya Rusya ile gerilimi azaltmak ve ABD’den tam bir bağımsızlık seviyesine ulaşmak için çaba göstermek.