Britanya’da dini ve ırksal nefretten kaynaklanan suçlar neden artıyor?
https://parstoday.ir/tr/news/world-i289660-britanya’da_dini_ve_ırksal_nefretten_kaynaklanan_suçlar_neden_artıyor
Parstoday – Britanya’da dini ve ırksal nefretten kaynaklanan suçlar artış eğilimi göstermektedir.
(last modified 2026-01-05T04:20:39+00:00 )
Ocak 05, 2026 05:21 Europe/Istanbul
  • Britanya’da dini ve ırksal nefretten kaynaklanan suçlar neden artıyor?

Parstoday – Britanya’da dini ve ırksal nefretten kaynaklanan suçlar artış eğilimi göstermektedir.

Britanya’da yayımlanan resmî raporlar, ülke polisinin 2024 yılında dini ve ırksal nefretten kaynaklanan daha fazla suç ihbarı aldığını göstermektedir. Britanya polisinin verilerine göre, ırksal nefret suçları özellikle ülkenin kuzeyindeki İskoçya’da, Müslümanlara yönelik dini nefret suçları ise özellikle İngiltere ve Galler’de daha fazla rapor edilmiştir. Yayımlanan istatistiklere göre, ülkedeki dini nefret suçlarında 2019–2020 dönemindeki 343 vakadan 2023–2024 döneminde 419 vakaya yükselen benzer bir artış eğilimi gözlemlenmektedir.

Britanya’daki toplu taşıma araçlarında beyazların beyaz olmayanlara yönelik sözlü saldırılarına ilişkin çok sayıda görüntü sosyal medyada görülmektedir. Dini ve ırksal nefret suçlarının yeterince takip edilmemesi nedeniyle failler daha da cesaretlenmiş; toplu taşıma araçlarında açıkça dini ve ırksal nefreti yaymaya başlamışlardır. Britanya’daki ırkçılıkla mücadele eden grup ve kuruluşlar, bazı insanların toplu taşıma araçlarında tacize uğrama korkusuyla bu sistemleri daha az kullandığını açıklamıştır. Bu raporlara göre Britanyalı beyazlar, beyaz olmayanlara “kendi ülkene dön” demektedir.

Britanya Müslümanlar Enstitüsü’nün (Muslim Institute of Britain) İcra Direktörü Akeela Ahmed şöyle diyor: Özellikle kimliği kolayca fark edilebilen Müslümanlar (örneğin başörtülü kadınlar) için, otobüsün üst katı ya da yarı boş bir tren vagonu, yalnızca inançları nedeniyle tehditkâr davranışlara, sözlü hakarete hatta şiddet içeren saldırılara sahne olabiliyor. Ona göre, ülkedeki pek çok Müslüman artık her söz ve davranışında daha dikkatli olmak zorunda hissetmektedir; çünkü bunlar yanlış yorumlanabilir, kaydedilebilir ve aleyhlerinde kullanılabilir. Ahmed, Britanya’daki Müslümanlara yönelik nefret suçlarının en endişe verici yönlerinden birinin, bu fiziksel ve sözlü tacizlerin önemli bir bölümünün okula gidip gelen Müslüman çocukları hedef alması olduğunu vurgulamaktadır. Otobüslerde ve birçok durakta kapalı devre kamera sistemlerinin bulunmaması, faillerin çoğu zaman hesap vermekten kaçmasına yol açmaktadır.

Daha önce Britanya’daki camileri denetleyen kurum, ülkedeki camilerin yaklaşık yüzde doksanının bir şekilde saldırı ve ırkçı ile İslam karşıtı eylemler yaşadığını açıklamıştı. Bunlar arasında cami camlarının kırılması, camilere zarar verilmesi, duvar yazıları yazılması ve camilerin önüne domuz kafası atılması ya da cami kapılarına asılması yer almaktadır. Geçen yıl sabah namazından sonra evine dönen yaşlı bir Müslüman’ın uzun sakalı bir ırkçı tarafından ateşe verilmiş, bu yaşlı Müslüman ağır yanıklarla hastaneye kaldırılmıştı. Hatta ülkedeki bazı Müslüman mezarlıkları da ırkçı davranışlardan nasibini almış; bazı vefat etmiş Müslümanların mezar taşları kırılmış ya da üzerlerine yazılar yazılmıştır. 2024 yazında bazı Müslümanlara ait dükkânların malları yağmalanmış; evleri ve araçları ırkçı saldırıların hedefi olmuştur.

Görünüşe göre Britanya’da dini ve ırksal nefretten kaynaklanan suçlar, birçok nedene bağlı olarak artış göstermektedir. Sosyal, siyasi, ekonomik ve kültürel faktörlerin birleşimi bu tür suçların artmasına ve azınlıklar arasında güvensizlik duygusunun güçlenmesine yol açmıştır. En önemli nedenlerden biri, kamusal alanlarda İslamofobi ve ırkçılığın artmasıdır. Britanya polisi ve medyasının raporları, toplu taşımanın bu suçların ortaya çıktığı başlıca mekânlardan biri hâline geldiğini göstermektedir. Tren ve otobüslerde pek çok Müslüman ve etnik azınlık hakaret, tehdit hatta saldırıya maruz kalmaktadır. Bu ortamların mağdurun kuşatılabilmesi ya da saldırganın hızla uzaklaşabilmesi gibi özellikleri, faillerin kendilerini daha güvende hissetmelerine neden olmaktadır.

Bir diğer etken, Britanya’daki siyasi ve toplumsal gerilimlerin artmasıdır. Göç, ulusal kimlik ve hükümetin azınlıklara yönelik politikaları etrafındaki tartışmalar, yabancı karşıtı duyguların büyümesine zemin hazırlamıştır. Aşırı gruplar ve aşırı sağcılar bu ortamdan yararlanarak nefret söylemlerini sosyal medyada ve kamusal toplantılarda yaymışlardır. Bu süreç, sıradan bireylerin azınlıklara karşı şiddet içeren davranışlara yönelmesine yol açmıştır.

Öte yandan, mağdurların adli süreçlere duyduğu güvensizlik de önemli bir rol oynamaktadır. Saldırıya uğrayan birçok kişi, korku ya da şikâyetlerinin ciddiye alınmayacağı düşüncesiyle suçları bildirmekten kaçınmaktadır. Bu durum resmî istatistiklerin gerçeğin altında kalmasına ve saldırganların ciddi bir sonuçla karşılaşmadan davranışlarını sürdürebileceklerini düşünmelerine neden olmaktadır.

Ayrıca medya ve dijital ortamın bu süreci hızlandırıcı etkisi de dikkate değerdir. Irkçı saldırılara ilişkin video ve anlatıların sosyal medyada paylaşılması, her ne kadar toplumsal farkındalığı artırsa da, bazı durumlarda benzer davranışların yeniden üretilmesine ve teşvik edilmesine de yol açmaktadır.

Bunlara ek olarak ekonomik koşullar ve toplumsal baskılar da nefret suçlarının artmasına zemin hazırlamaktadır. Ekonomik krizler ve yaşam maliyetlerindeki artış, bazı kişileri “suçlu” aramaya itmekte; göçmen ya da dini azınlıklar bu toplumsal öfke için kolay hedefler hâline gelmektedir.

Sonuç olarak, Britanya’da 2025 yılında dini ve ırksal nefretten kaynaklanan suçlardaki artış; İslamofobi, ırkçılık, siyasi gerilimler, yargı kurumlarına duyulan güvenin zayıflığı, medyanın etkisi ve ekonomik baskıların karmaşık bir bileşiminin sonucudur. Bu durum yalnızca azınlıkların güvenliğini tehdit etmekle kalmamakta, aynı zamanda Britanya’nın toplumsal bütünlüğü ve demokratik değerleri için de ciddi bir meydan okuma oluşturmaktadır.