ABD piyasası Trump’ın gümrük tarifelerini nasıl aşıyor?
https://parstoday.ir/tr/news/world-i289742-abd_piyasası_trump’ın_gümrük_tarifelerini_nasıl_aşıyor
Parstoday – Önde gelen Amerikalı bir ekonomist, kaleme aldığı bir makalede Trump’ın sert gümrük tarifelerine rağmen ABD ekonomisinin neden henüz krize girmediğini açıklıyor.
(last modified 2026-01-06T01:52:05+00:00 )
Ocak 06, 2026 04:52 Europe/Istanbul
  • ABD piyasası Trump’ın gümrük tarifelerini nasıl aşıyor?

Parstoday – Önde gelen Amerikalı bir ekonomist, kaleme aldığı bir makalede Trump’ın sert gümrük tarifelerine rağmen ABD ekonomisinin neden henüz krize girmediğini açıklıyor.

Önde gelen Amerikalı ekonomistler, 2026 yılını Trump’ın benzeri görülmemiş tarifelerinin ABD ekonomisi üzerindeki “patlayıcı etkilerinin” ortaya çıkacağı yıl olarak öngörüyor. Ünlü ekonomist ve Harvard Üniversitesi profesörü Jeffrey Frankel, bu konuda bir makale yazarak şu soruyu ele aldı: 2025 yılında tarifelerdeki eşi görülmemiş artışa rağmen, ABD ekonomisi neden hâlâ derin bir durgunluk ya da yüksek bir enflasyon sıçraması yaşamadı? Frankel, makalenin sonunda, tarifelerin 2026’da da sürmesi hâlinde fiyat artışlarının kaçınılmaz olacağı sonucuna varıyor. Parstoday, Guardian’da yayımlanan bu makaleden bir seçkiyi aşağıda sunuyor.

Jeffrey Frankel’in makalesi, çağdaş siyasal iktisadın önemli çelişkilerinden birine odaklanıyor: 1930’lardan bu yana uygulanan en yüksek tarifelere rağmen, ABD ekonomisi neden 2025’te ciddi bir enflasyon patlaması ya da derin bir resesyon yaşamadı? Bu soru yalnızca ekonomistler için değil, politika yapıcılar ve yatırımcılar için de temel bir önem taşıyor. Yazara göre sorun, “tahminlerin kendisinde” değil, “etkilerin ortaya çıkma zamanlamasında”.

Teorik açıdan bakıldığında, Trump’ın tarifeleri negatif bir arz şoku anlamına geliyor. İthalat maliyetlerinin artması, girdi ve tüketim mallarının fiyatlarını yükseltiyor, hanehalklarının reel gelirlerini düşürüyor ve aynı anda enflasyonist baskı yaratıyor; bu da para politikasının müdahale kapasitesini sınırlıyor. Bu açıdan ekonomistlerin kaygıları tamamen haklıydı. Ancak 2025 verileri, enflasyon ve işsizliğin yalnızca sınırlı ölçüde arttığını ve ABD ekonomisinin henüz kriz koşullarına girmediğini gösteriyor.

Frankel, tahminler ile gerçeklik arasındaki bu farkı açıklamak için dört faktör sıralıyor:

Birincisi, federal hükümetin kapanması nedeniyle istatistiksel verilerdeki zayıflık ve aksaklıklar. Eksik ya da güvenilirliği tartışmalı veriler analizlerin temelini oluşturduğunda, enflasyonun gerçek boyutu ve ekonomik büyümedeki yavaşlama gizlenmiş olabilir. Başka bir deyişle, ekonomideki “görünen sakinlik” kısmen istatistiksel ve gerçek dışı olabilir.

İkincisi, ilan edilen tarifelerin birçoğunun hiçbir zaman tam anlamıyla uygulanmamış olmasıdır. Trump, siyasi söyleminde azami tutumlar benimsemiş olsa da, pratikte özellikle fiyat artışlarının doğrudan Amerikalı tüketicilere yansıdığı anlarda defalarca geri adım atmıştır. Bu durum, tarifelerin ekonomik bir araçtan ziyade siyasi bir pazarlık aracı olduğunu ve bu nedenle etkilerinin şiddetinin azaldığını göstermektedir.

Üçüncü faktör, şirketlerin tarifeler yürürlüğe girmeden önce verdikleri tepkidir. Erken ithalat ve stoklama, fiyat şokunun ertelenmesine yol açmıştır. Bu davranış, mikroekonomi açısından kâr maksimizasyonu mantığıyla çelişkili görünse de, belirsizliğin yüksek olduğu bir ortamda risk yönetimi bakımından anlaşılabilir bir tutumdur.

Ancak makaleye göre dördüncü ve en önemli nokta, tarifeler uygulamaya girdikten sonraki şirket davranışlarıyla ilgilidir. Eski stoklar tükendikten sonra bile, birçok şirket maliyet artışlarını hemen tüketiciye yansıtmak yerine bunları kendi bünyesinde absorbe etmeyi tercih etmiştir. Bu davranışın temel nedeni siyasi ve hukuki belirsizliktir: Kimse tarifelerin ne kadar süreyle yürürlükte kalacağını bilmiyor. Bu kısa vadeli tercih, enflasyon sıçramasını engellemiş, ancak şirketlerin kâr marjlarının düşmesi pahasına gerçekleşmiştir.

Makalede varılan sonuç uyarıcıdır: Bu durum kalıcı değildir. Tarifeler 2026 yılında da devam ederse, şirketler fiyatları artırmak zorunda kalacak, hanehalklarının reel gelirleri azalacak ve şu an ertelenmiş olan olumsuz etkiler daha şiddetli bir şekilde ortaya çıkacaktır. Dolayısıyla, ABD ekonomisinin 2025’te “çökmediği” gerçeği, tarifelerin etkisiz olduğunun değil, maliyetlerinin ertelendiğinin bir göstergesidir.