Paris Zirvesi, Ukrayna Savaşı'nın Kaderini Değiştirebilir mi?
https://parstoday.ir/tr/news/world-i289786-paris_zirvesi_ukrayna_savaşı'nın_kaderini_değiştirebilir_mi
Parstoday – Dünyanın 27’den fazla ülkesinin liderleri, Paris’te düzenlenen bir toplantıda Ukrayna savaşı ve bu savaşı sona erdirmek için nasıl bir anlaşmaya varılabileceğini ele alıyor.
(last modified 2026-01-07T03:22:06+00:00 )
Ocak 06, 2026 11:49 Europe/Istanbul
  • Paris Zirvesi, Ukrayna Savaşı'nın Kaderini Değiştirebilir mi?

Parstoday – Dünyanın 27’den fazla ülkesinin liderleri, Paris’te düzenlenen bir toplantıda Ukrayna savaşı ve bu savaşı sona erdirmek için nasıl bir anlaşmaya varılabileceğini ele alıyor.

Ukrayna savaşıyla ilgili diplomatik hareketlilik artarken, 27 ülkenin liderleri Fransa’nın başkenti Paris’te bir araya gelerek savaşın durumunu değerlendiriyor; bu zirvenin, Avrupa, Kiev ve Washington arasında koordineli bir anlaşmanın şekillenmesine dair umutları güçlendirdiği belirtiliyor. ABD’den, Donald Trump’ın Ukrayna dosyasındaki özel temsilcisi Steve Witkoff ve Başkanın damadı Jared Kushner katılacak. Önceden, ABD heyetinin Dışişleri Bakanı Marco Rubio başkanlığında katılması planlanmıştı, ancak Venezuela dosyasındaki son gelişmeler bunu engelledi.

Ayrıca Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski ve Almanya Şansölyesi ile Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer gibi Avrupa’nın önde gelen yetkililerinin de zirvede bulunması bekleniyor.

Paris Zirvesi’nin ana hedeflerinden biri, Avrupa’nın taahhütleri ile ABD’nin güvenlik garantileri arasında koordinasyon sağlamak. Ayrıca olası bir ateşkesin izlenmesi, ihlallere nasıl yanıt verileceği, uluslararası güçlerin varlık çerçevesi, uzun vadeli güvenlik taahhütleri ve Rusya ile barış müzakerelerinin prensipleri gibi konular da gündemde.

Şubat 2022’de başlayan Ukrayna savaşı, hâlâ dünyanın en karmaşık ve kritik askeri çatışmalarından biri olarak görülüyor. Bu savaş, yalnızca bölgesel bir çatışma değil, aynı zamanda küresel boyutları olan ve tüm siyasi, ekonomik ve diplomatik alanları etkileyen bir kriz olarak değerlendiriliyor.

Ukrayna ordusu kaybettikleri toprakları geri almaya çalışırken, Rusya özellikle son haftalarda önemli ilerlemeler kaydetti. Rus yetkililer, ülke askerlerinin Sumy bölgesindeki “Grabovske” köyünü ele geçirdiğini açıkladı.

Bu çerçevede, Ukrayna barış planı ve mevcut savaşın sona erdirilmesi hâlâ en önemli konu olarak ön planda. Ukrayna, işgal altındaki topraklarını geri almak için Batı’dan askeri ve mali destek isterken, Rusya ise Ukrayna’ya yönelik politikalarında ısrarcı bir tutum sergiliyor.

Rusya’nın Ukrayna savaşıyla ilgili barış anlaşması talepleri açıkça iki temel konuya odaklanıyor: toprak ve güvenlik durumundaki değişiklikler ve Batı, özellikle NATO’dan gelebilecek herhangi bir askeri tehdidin önlenmesi. Rusya şimdiye kadar her tür barış anlaşması için bazı özel koşullarını duyurdu; bunların en önemlilerinden biri işgal edilen bölgelerin ilhakının tanınması. Rusya, Donbas (Luhansk ve Donetsk) bölgeleri ile 2014’te ilhak edilen Kırım yarımadasının kendi toprakları olarak tanınmasını istiyor.

Oysa Ukrayna ve Batılı ülkeler bu ilhakı yasadışı olarak görüyor ve bu bölgelerle ilgili herhangi bir müzakereyi yalnızca Ukrayna egemenliğine geri dönmeleri koşuluyla kabul ediyor.

Rusya’nın diğer önemli talepleri arasında Ukrayna’nın NATO’ya katılmamasına dair güvenlik garantileri yer alıyor. Rusya, NATO’nun doğuya doğru genişlemesine şiddetle karşı ve bunu kendi güvenliği için bir tehdit olarak görüyor. Bu nedenle Ukrayna’nın NATO üyeliğinin engellenmesini ve Batılı ülkelerden diğer ülkelerin NATO’ya katılımını önleyecek güvenlik garantileri talep ediyor.

Ukrayna’ya yönelik askeri desteklerin sonlandırılması, Rusça konuşanların ve Rusya yanlılarının haklarının korunması da Rusya’nın talepleri arasında. Bu konular, Ukrayna ve Batılı ülkeler tarafından kabul edilmiyor; dolayısıyla taraflar arasındaki temel farklılıklar barış görüşmelerini karmaşık bir hale getiriyor ve bu kriz küresel ölçekte önemli bir mesele haline geliyor.

Avrupa ülkeleri arasında da Ukrayna konusundaki görüş ayrılıkları mevcut. Avrupa, ABD ile de Ukrayna konusunda bazı konularda anlaşmazlık yaşıyor.

Örneğin, özellikle Almanya ve Fransa, savaşın diplomatik müzakereler yoluyla sona ermesini güçlü bir şekilde savunuyor ve barışın yalnızca Rusya ile müzakere ederek sağlanabileceğini düşünüyor. Ancak bazı Avrupa ülkeleri, özellikle Rusya’dan gelebilecek tehditlere karşı kendilerini savunmak isteyen Doğu Avrupa ülkeleri, Moskova’ya daha fazla baskı uygulanması ve herhangi bir taviz verilmemesi gerektiğini vurguluyor. Bu çok seslilik Avrupa ülkeleri arasında koşulları daha zor hale getiriyor ve zirvenin en önemli amaçlarından biri, Avrupa ülkeleri arasında koordinasyonu sağlamak ve ortak bir tutum belirlemek.

Öte yandan, Kiev hâlâ Rusya ile müzakere yapma niyetini göstermedi. Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski, yalnızca Rus kuvvetleri tüm Ukrayna topraklarından çekildiğinde Rusya ile görüşeceğini açıkladı. Bu tutum, savaşın Rusya, Ukrayna’nın taleplerine yanıt verene kadar devam edeceği anlamına geliyor.

Bu farklılıklar arasında ABD, Ukrayna’nın sınırlı güç kullanımı, NATO’ya katılmama garantisi ve bazı işgal altındaki bölgelerin Rusya kontrolüne kabulünü içeren bir barış planı önerdi. Avrupa yetkilileri, bu çerçevenin daha fazla incelenmesi ve düzeltilmesi gerektiğini belirtti; çünkü bu planın toprak, güvenlik garantileri ve Ukrayna’nın askeri kapasitesi gibi kilit konularda onların pozisyonlarıyla çeliştiğini söylüyor.

Bu bağlamda Paris Zirvesi, tüm bu konuların ele alınması için bir fırsat sunuyor. Avrupa Birliği, karmaşık siyasi durum ve kıta içi ve dışındaki ülkelerden gelen baskılar göz önünde bulundurularak, bu zirveyi gerilimi azaltmak ve diplomatik müzakerelere geri dönmenin yollarını bulmak için bir fırsat olarak düzenlemeye karar verdi.

Bu karar, Avrupa’nın son gelişmeleri değerlendirmesi ve Rusya karşısında birliği koruma çabaları temelinde alındı. Ayrıca Avrupa Birliği, ABD ile birlikte barış müzakerelerinde daha etkili bir rol oynamaya ve bir nevi arabuluculuk rolünü üstlenmeye çalışıyor.

Bu koşullarda Paris Zirvesi katılımcıları, ortak bir tutum ve savaşın barışçıl çözümü için yollar bulmayı umuyor; ancak Avrupa’daki iç çekişmeler, Batı ile Rusya arasındaki büyük zorluklar ve ABD’nin pozisyonları göz önüne alındığında, zirve katılımcılarının Ukrayna savaşı için yeni bir barış ve anlaşma sağlama konusunda uzlaşmaya varması pek olası görünmüyor.

Sonuç olarak, Paris Zirvesi, barış veya kalıcı güvenlik sağlamak yerine, Avrupa’daki iç çekişmeleri, ABD politikasının sınırlılıklarını ve Ukrayna’nın dış desteğe acil ihtiyacını yansıtıyor.