Trump’un Tartışmalı Girişimi: Barış Heyeti mi, Politik Müdahale Aracı mı?
ParsToday – Donald Trump öncülüğünde ortaya atılan “Gazze Barış Heyeti” girişimi, Gazze krizine pratik bir çözüm sunmak yerine, gücün gösterildiği, tek taraflı politikaların uygulandığı ve uluslararası kurumların küresel düzende etkinliğinin test edildiği bir sahneye dönüşmüş durumda.
Pars Today’in haberine göre, Arapça, İbranice ve İngilizce medyada yer alan haberler, Trump’ın bu heyeti kurma girişiminin, resmi amacı Gazze’yi yeniden inşa etmek ve ateşkesi kalıcı hâle getirmek olsa da, medya ve diplomasi çevrelerinde en önemli tartışma konularından biri hâline geldiğini gösteriyor.
Girişim, başından itibaren yoğun eleştirilerle karşılaştı. Analistler, heyetin Gazze’deki insani ve siyasi krize yanıt olmaktan çok, ABD’nin bölgesel ve uluslararası denklemde doğrudan nüfuz kurma çabalarını yansıttığını belirtiyor. Heyetin üye yapısı da bu değerlendirmeyi güçlendiriyor.
Gazze Barış Heyeti, Trump’ın girişimiyle ve ona yakın siyasi ve ekonomik isimlerin katılımıyla kuruldu. Trump ömür boyu başkanlık yapacak, Marco Rubio, Jared Kushner ve Tony Blair ise yürütme heyetinde yer alıyor. Blair’in varlığı, özellikle Irak Savaşı’ndaki rolü nedeniyle geniş tepkilere yol açtı.
Buna ek olarak, Dünya Bankası başkanı, ekonomik yöneticiler ve Türkiye ile Katar gibi ülkelerin temsilcileri de yapıda bulunuyor. Ancak yürütme heyetinde Filistinlilerden hiçbir temsilci yok ve onların rolü sadece günlük işlerin yönetildiği bir teknokrat komiteyle sınırlı; bu durum, girişimin meşruiyeti konusunda ciddi eleştiriler doğurdu.
Heyete sürekli üyelik için öngörülen bir milyar dolarlık ödeme şartı da “barışın ticarileştirilmesi” eleştirilerini artırdı. Trump ayrıca, heyetin diğer küresel krizlerde de rol oynayabileceğini belirtti; bu açıklamalar, Avrupa’nın BM’nin gücünü azaltması veya yerine geçmesi endişesini artırdı.
Euronews’in haberine göre, başlangıçta sadece ateşkesi denetlemek için sınırlı bir mekanizma olarak tanıtılan girişim, hızla Gazze’nin ötesinde hedefleri olan geniş çaplı bir projeye dönüştü. Bu durum, hatta İsrail’in bile yönelimler konusunda kuşku duymasına yol açtı.
Filistin cephesinde tepkiler ağırlıklı olarak olumsuz oldu. İslami Cihad Hareketi, heyetin yapısını İsrail’in çıkarlarıyla uyumlu buldu ve yeni siyasi ve güvenlik düzenlemelerini dayatma girişimi olarak nitelendirdi. Gazze Sağlık Bakanlığı Genel Müdürü Munir El-Barş, girişimi eleştirerek şunları söyledi: “Barışı kendi aralarında paylaşıyorlar, biz ise çadırlarımızdayız.”
Filistinli analistler Ahmed El-Hile ve Kemal El-Hindi, bu planın Filistinlilerin kendi kaderini tayin etme rolünü zayıflatabilecek bir sürecin parçası olduğunu belirtiyor.
Bazı analistler, Mamoun Fandi gibi, daha pragmatik bir bakışla ABD vesayeti ne kadar doğrudan İsrail işgalinden daha iyi olsa da, Filistin’in egemenliğini azaltacağı uyarısında bulunuyor.
İsrail tarafındaki tepkiler de homojen değil. Benjamin Netanyahu ofisi, heyet yapısının Tel Aviv ile koordinasyon olmadan belirlendiğini ve resmi İsrail politikalarıyla çeliştiğini açıkladı. Sert görüşlü isimler, İtamar Ben-Gvir ve Bezalel Smotrich gibi, planı reddederek savaşın devamını, askeri egemenliği sürdürmeyi ve Filistinlilerin göç etmeye teşvik edilmesini savundu. Sosyal medyada bazı İsrailliler bu girişimi Netanyahu hükümetinin zayıflığı olarak değerlendirdi.
Uluslararası alanda da tepkiler ikiye bölünmüş durumda. Bazı Avrupa ülkeleri Trump’ın davetini inceliyor, ancak Fransa, İsveç ve Norveç açıkça karşı çıkıyor.
Uzmanlar, Hamas’ın silahsızlandırılması ve güvenlik görevlerinin BM dışı bir kuruma devredilmesinin uluslararası hukuku zayıflatabileceğini ve bölgesel güvensizliği artırabileceğini vurguladı. Arap dünyasında, Katar, Suudi Arabistan, BAE, Mısır, Ürdün, Türkiye, Endonezya ve Pakistan gibi ülkeler üyeliklerini açıklamış olsa da, güç yoğunlaşmasının ABD’de olması hâlâ endişe yaratıyor. BBC’nin haberine göre, yüksek mali şartlar nedeniyle Kanada gibi bazı ülkeler girişime katılmaktan çekindi.
Özetle, analizler Gazze Barış Heyeti’nin kriz çözme mekanizmasından çok, uluslararası sistemdeki yapısal sorunları yansıttığını gösteriyor. Filistinli temsilcilerin yokluğu, gücün ABD’de yoğunlaşması ve BM çerçevesinin ötesindeki hedefler, girişimin meşruiyetini sorgulatıyor.
Uzmanlar, kalıcı barışın ancak yerel paydaşların gerçek katılımı, çok taraflı işbirliği ve uluslararası hukuk ilkelerine bağlılıkla mümkün olduğunu vurguluyor. Bu bağlamda Gazze Barış Heyeti, bir çözüm değil, günümüz uluslararası politikasının karmaşıklığına dair bir uyarı olarak görülüyor.