İran Ve Kontrol Edilemeyen Denklem; Amerikan-Siyonist Proje Neden Çıkmaza Girdi?
https://parstoday.ir/tr/news/world-i291404-İran_ve_kontrol_edilemeyen_denklem_amerikan_siyonist_proje_neden_Çıkmaza_girdi
Parstoday - Gazze Savaşı sonrası gelişmeler, Amerika ve Siyonist rejimin İran’dan duyduğu endişenin sadece onun askeri gücü veya coğrafi konumuyla sınırlı olmadığını, Tahran’ın siyasi bağımsızlık alanında ve bölgesel gücü yeniden tanımlama konusunda ortaya koyduğu modelde kök saldığını gösterdi.
(last modified 2026-02-09T06:03:25+00:00 )
Şubat 09, 2026 08:03 Europe/Istanbul
  • İran Ve Kontrol Edilemeyen Denklem; Amerikan-Siyonist Proje Neden Çıkmaza Girdi?

Parstoday - Gazze Savaşı sonrası gelişmeler, Amerika ve Siyonist rejimin İran’dan duyduğu endişenin sadece onun askeri gücü veya coğrafi konumuyla sınırlı olmadığını, Tahran’ın siyasi bağımsızlık alanında ve bölgesel gücü yeniden tanımlama konusunda ortaya koyduğu modelde kök saldığını gösterdi.

Parstoday’in Mehr Haber Ajansı’ndan aktardığı habere göre, Siyonist rejimin Gazze Şeridi’ne karşı 7 Ekim 2023’ten bu yana başlattığı savaş sadece sınırlı bir askeri çatışma olarak kalmadı ve yavaş yavaş Batı Asya’da caydırıcılık dengelerinin değiştiği bir sahneye dönüştü. Bu arada, etkili bir aktör olan İran’ın rolü, Batı’nın siyasi ve güvenlik çevrelerinin yeniden odak noktası haline geldi.
Bölgesel medyanın analizine göre İran, küresel enerji çıkarları, dünya ticareti ve uluslararası güvenliğin iç içe geçtiği dünyanın en hassas jeopolitik bölgelerinden birinin kalbinde yer almaktadır. Küresel petrol ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği güzergâh İran’ın Fars Körfezi ve Hürmüz Boğazı üzerindeki hâkimiyeti, Tahran’a gerilim durumunda küresel piyasalara bölgesel üstü maliyetler yükleme imkânı tanır. Buna ek olarak, İran’ın Orta Asya’yı Kafkasya’ya bağlayan bir köprü konumu, onu enerji ve transit denklemlerinde önemli bir aktör haline getirmiştir.
Bununla birlikte, analistler Batı’nın asıl endişesinin sadece İran’ın coğrafyası veya askeri yetenekleri olmadığını, Tahran’ın pratik bir siyasi ve güvenlik projesine dönüştürdüğü “bağımsızlık fikri” olduğunu vurgulamaktadır. İran, tek kutuplu düzenin çerçevesi dışında, baskı ve yaptırımlara karşı durulabileceğini ve çöküş yaşanmayacağını göstermiştir; bu modelin tekrarlanma potansiyeli, hegemonik sistem için ciddi bir tehdit olarak algılanmaktadır.
Aynı çerçevede İran, İkinci Dünya Savaşı’nın bitiminden bu yana oluşturulan geleneksel güç kavramının tekeline son vererek, düşmanların hızlı bir sonuca ulaşma yeteneğini sınırlamak amacıyla güç unsurlarının dağılımına dayanan çok yönlü bir caydırıcılık kavramı sundu. “Direniş Ekseni” bu dönüşümün içinden doğdu; Batı’nın hegemonik sistemiyle, özellikle Siyonist rejimle ortak çıkar ve düşmanlık kesişimine dayanan bir eksen./