Grossi Neden İran’ın Zenginleştirme Hakkını Kabul Etti?
Parstoday- Grossi, İran’ın NPT üyesi olarak uranyum zenginleştirme hakkına sahip olduğunu kabul etti.
Parstoday’in haberine göre, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı Genel Direktörü Rafael Grossi, İran’ın Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması (NPT) üyesi olarak uranyum zenginleştirme hakkına sahip olduğunu ifade etti.
Grossi şöyle dedi: “Anlaşma (NPT) çerçevesinde karşılıklı ayrıcalık şudur ki siz bunu yapabilirsiniz, ancak bana erişim sağlarsınız; ben de son grama kadar mühürlü olan ve başka bir amaca saptırılmadığını doğrularım.”
Bu açıklamalar şu açıdan önem taşıyor: ABD, Haziran 2025’te İran’ın nükleer müzakereler sürecinde zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurma talebini kabul etmemesini bahane ederek önce Siyonist rejimin yasa dışı saldırganlığına yeşil ışık yaktı, ardından İran’ın nükleer tesislerini bombalayarak bu yasa dışı kampanyaya katıldı.
İran İslam Cumhuriyeti defalarca, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması’na üye bir ülke olarak zenginleştirme hakkına sahip olduğunu ve bu haktan vazgeçmeyeceğini vurguladı.
Siyonist rejim ve Amerika’nın saldırgan eylemi sırasında, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın denetim sistemi kapsamında bulunan İran’daki üç nükleer merkez hedef alındı. Rafael Grossi Birleşmiş Milletler’in nükleer gözetim kurumu başkanı sıfatıyla, bu yasa dışı saldırıyı şimdiye kadar kınamadı ve yalnızca tesislerin denetlenmesi çağrısında bulundu.
Grossi, Financial Times gazetesine verdiği röportajda, Ajans müfettişlerinin aylardır İran’daki üç önemli zenginleştirme tesisine erişim izni beklediğini iddia etti. İran’ın hassas ve belirleyici müzakereler sürecinde yaklaşımını değiştirmesi halinde bunun “İran’ın şeffaflığı kabul etmek istediği, gizleyecek bir şeyi olmadığı ve bu durumda en azından yeni saldırılar için her türlü açıklamanın tartışmalı hâle geleceği” mesajını vereceğini öne sürdü.
Buna karşın İran, saldırılarda zarar görmeyen diğer merkezlerin ziyaretine imkân sağladığını ve Ajans’ın, Siyonist rejim ile Amerika karşısındaki tutumunu netleştirip savaş sonrası dönemde bu kurumun denetimi altındaki tesislere ilişkin bir çerçeve belirleyene kadar hasar gören sahalarda denetime izin vermeyeceğini açıkladı. İran İslam Cumhuriyeti, Ajans ile iş birliği ve etkileşimin temelinin, bu konudaki yetkiyi Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi’ne veren İslami Şura Meclisi tarafından kabul edilen yasa olduğunu vurguluyor.
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı Genel Direktörü Rafael Grossi’nin, İran’ın zenginleştirme hakkını tanımasına rağmen nükleer tesislerin denetlenmesi çağrısında bulunmasına ilişkin açıklamaları geniş yankı uyandırdı. Bu tutumun, uluslararası hukuk çerçevesinde, İran’ın nükleer programının teknik gerçekleri ve gerilimi azaltmaya yönelik diplomatik çabalar bağlamında değerlendirilmesi gerektiği belirtiliyor.
Bu açıklamaların en önemli nedenlerinden biri, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması’ndaki mevcut hukuki temeldir. Bu anlaşmaya göre, İran dâhil üye ülkeler nükleer enerjiyi barışçıl amaçlarla kullanma hakkına sahiptir. Uluslararası denetim ve gözetim altında olması şartıyla sivil düzeyde uranyum zenginleştirme de bu hakkın bir parçası olarak kabul edilir. Bu açıdan bakıldığında, Rafael Grossi’nin sözleri, barışçıl kullanım ile askerî faaliyetler arasında ayrım yapan mevcut hukuki çerçevenin bir teyidi olarak değerlendirilebilir.
Bir diğer unsur ise teknik ve siyasi gerçekçiliktir. İran’ın nükleer programı son yıllarda, zenginleştirme alanındaki yerli kapasitenin kalıcı biçimde yerleştiği bir aşamaya ulaşmıştır. Bu koşullarda, bu gerçeğin görmezden gelinmesi veya uluslararası kurumlar tarafından tamamen inkâr edilmesi, müzakerelerin ve iş birliğinin ilerlemesini engelleyebilir. Zenginleştirme hakkının kabul edilmesi, aslında karşı karşıya gelmek yerine şeffaflık ve denetime odaklanan makul bir diyalog zemini oluşturma çabası olarak değerlendirilmektedir.
Öte yandan bu tutum, Ajansın sözde tarafsız konumunu koruma çabasının bir işareti olarak da görülebilir. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın teknik konular ile siyasi baskılar arasında ayrım yapması gerekse de, İran’ın barışçıl nükleer faaliyetleri konusunda Batılı ülkeler ve Siyonist rejimin baskısı altında defalarca olumsuz tutum ve adımlar sergilediği belirtilmektedir.
Aynı zamanda Rafael Grossi’nin sözleri, gerilimi azaltmaya yönelik daha geniş kapsamlı bir diplomatik stratejinin parçası olarak da değerlendirilebilir. Özellikle Washington’un son müzakerelerde İran’da belirli bir düzeyde zenginleştirmeyi kabul ettiğine dair haberlerin ardından bu durum daha anlamlı hâle gelmektedir. Başka bir ifadeyle, Grossi’nin yeni tutumu Amerika’nın son pozisyonu çerçevesinde ele alınmalıdır. İran’ın nükleer haklarının ilkesel düzeyde kabul edilmesi, güven artırıcı bir adım olabilir ve yeni anlaşmaların sağlanmasına ya da denetim mekanizmalarının güçlendirilmesine zemin hazırlayabilir. Bu yaklaşım, yalnızca kısıtlamaya odaklanmak yerine yönetim ve denetime vurgu yapmaktadır./