Amerika'nın Tek Taraflı Politikasından Bitkin Düşen Avrupa
Pars Today - Avrupa ile Amerika arasındaki uçurumun derinleşmesi, Avrupa hükümetlerini Trump’ın tek taraflı ve aşağılayıcı tutumlarından bıktırmıştır.
NATO’nun eski yetkilisi **Nicholas Williams**, El Cezire’ye verdiği röportajda şu soruya cevap verdi: “Amerikan Savunma Bakanı, Avrupa ve Asya'nın onlarca yıl Amerika’nın desteğinden yararlandığını ve artık ücretsiz desteğin sona erdiğini söylediğinde, NATO bu mesajları nasıl algılıyor?” Williams şöyle dedi: “Avrupalıların ve Kanadalıların bu hakaretlerden bıktığını düşünüyorum; bu ifadeler gerçekten rahatsız edici.”
Eski NATO yetkilisi ayrıca şunları ekledi: “Amerika, İran’a karşı savaşı başlattı; bu konuda ne Avrupa’yla, ne Kanada’yla, ne de Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) ile istişarede bulundu. Bu ülkelerin çoğu bu savaşı yasa dışı olarak görüyor.”
Avrupa hükümetleri çeşitli düzeylerde ve farklı söylemlerle, Amerika’nın NATO üyeleri arasındaki güvenlik uyumu kuralları çerçevesinde hiçbir koordinasyon sağlamadığını, zorluklarla karşılaştığında ise müttefiklerinden destek beklediğini dile getiriyor. Tüm NATO üyeleri, Trump’la olan ilişkilerinin düzeyine göre değişen biçimlerde, Amerika’nın İran’a karşı savaşa katılma talebini reddetti. Bazı Avrupa hükümetleri açıkça “bu savaş bizim savaşımız değil” diyerek; Amerika ve Siyonist rejimin, hiçbir somut veya gerçekçi plan olmadan bu savaşı başlattığını ifade ettiler.
Avrupa hükümetlerinin Trump’a yönelik eleştirileri, Amerika’daki yönetim çevrelerinde bazı endişelere yol açtı. Çünkü Atlantik’in iki yakasındaki müttefikler arasındaki artan ayrılık, nihayetinde Amerika’nın hegemonik gücünün daha hızlı gerilemesine neden olabilir.
ABD’nin eski NATO Büyükelçisi **Kurt Volker**, Amerika ile bazı Avrupa ülkeleri arasındaki son anlaşmazlıklara atıfta bulunarak şu açıklamayı yaptı: “Amerika’nın İran savaşı konusundaki politikalarına yönelik açık eleştiriler, Atlantik’in iki yakasındaki ilişkiler için olumsuz sonuçlar doğurabilir.”
Volker ekledi: “Bazı Avrupa hükümetleri Washington’un eylemlerini ‘yanlış’ veya ‘endişe verici sonuçlara sahip’ olarak görseler bile, bu görüşlerin gizli kanallar aracılığıyla iletilmesi daha uygun olur.” Ona göre, **açık bir eleştiri**, Başkan Trump’ın sert tepkisine yol açabilir ve Washington’un memnuniyet veya memnuniyetsizliğini diğer iş birliği alanlarına da taşır.
Kurt Volker’in, ABD’nin eski NATO büyükelçisinin düşündüğünün aksine, Amerika ile müttefikleri arasındaki çatlak, Trump’ı kızdırmama kaygısıyla yönetilemeyecek kadar derindir. Birçok Avrupalı ve Amerikalı uzman ile stratejistin de kabul ettiği gibi, NATO ölmüş demesek bile, yavaş yavaş bir çöküş sürecinden geçmektedir. Avrupa devletlerinin bağımsız bir güvenlik düzenine ulaşma çabaları da NATO’nun bu kırılgan durumuna dayanarak değerlendirilmelidir.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Yunanistan ziyareti sırasında Avrupa’nın gerçek bir küresel güç haline gelmesinin ve uluslararası krizlerin çözümünde rolünü artırmasının gerekliliğine vurgu yaptı. Macron, ABD'nin değişen yaklaşımına dikkat çekerek, “Önce Amerika” politikasının son 15 yıldır kesintisiz bir şekilde izlendiğini, bunun da Avrupa’nın artık Washington’ın stratejik önceliği olmadığını gösterdiğini ifade etti. O, bu yaklaşımın belirli bir hükümete özgü olmadığını, ABD’nin uzun vadeli bir stratejisinin parçası olduğunu ve önce iç çıkarlarına, ardından Çin ile rekabete odaklandığını söyledi.
Macron sözlerinin devamında, Avrupa’nın bu gerçeği kavrayarak stratejik bağımsızlığını güçlendirmek için harekete geçmesi ve karar alma süreçlerinin hızını ve kapsamını artırarak uluslararası sistemdeki konumunu yükseltmesi gerektiğini belirtti.
Bu yaklaşım, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin görüşünün karşısında durmaktadır. İtalya Başbakanı NATO’nun bütünlüğünün korunmasına vurgu yaparak, Avrupa’nın bu ittifakta daha fazla rol üstlenmesi gerektiğini savundu. Wall Street Journal Avrupa ile ABD arasındaki bu ayrışmayı analiz ederken şöyle yazdı: Avrupa, Trump’ın ABD’yi NATO’dan çıkarması ya da desteğini azaltması durumunda, NATO için sessizce bir yedek plan hazırlamaktadır. Fikir, ittifakı çok daha fazla Avrupalıların liderliğine bırakmak — kimi zaman “Avrupa NATO’su” olarak da adlandırılmaktadır — ve böylece Avrupa kıtasının kendini savunmayı sürdürebilmesini sağlamaktır. Ancak Avrupa, NATO’ya paralel bir güvenlik bütünleşmesine ulaşmak için gerekli uzlaşıdan yoksundur.