Analiz: ABD ve Suudi Arabistan'a 5 milyar dolarlık saldırı mühimmatı satışı
Parstoday – ABD, Suudi Arabistan’a 5 milyar dolar değerinde silah satışını onayladı.
Parstoday’in haberine göre, ABD Dışişleri Bakanlığı, Suudi Arabistan’a JDAM-ER güdümlü bombalarının yaklaşık 5 milyar dolar değerindeki satışını onayladı. Bu bombalar, açılabilir kanatları sayesinde yaklaşık 75 ila 85 kilometre menzile sahip. Ana yüklenici, merkezi Arlington, Virginia’da bulunan Boeing şirketi olacak.
Washington’un iddiasına göre, söz konusu satış; Fars Körfezi bölgesinde siyasi istikrar ve ekonomik ilerlemeye katkı sağlayan başlıca NATO dışı bir müttefikin güvenliğini artırarak ABD’nin dış politika ve ulusal güvenlik hedeflerini destekleyecek.
ABD Dışişleri Bakanlığı ayrıca, önerilen satışın Suudi Arabistan’ın mevcut ve gelecekteki bölgesel tehditlere karşı hava savunma kapasitesini güçlendireceğini, ülkenin iç savunmasını destekleyeceğini ve ABD güçleri ile Körfez bölgesindeki diğer ortakların kullandığı sistemlerle birlikte çalışabilirliğini artıracağını ileri sürdü.
Washington ayrıca Suudi Arabistan’ın söz konusu ürün ve hizmetleri silahlı kuvvetlerine entegre etme konusunda herhangi bir sorun yaşamayacağını ve ekipman ile sağlanacak desteğin bölgedeki askeri dengeyi değiştirmeyeceğini savunuyor.
Bunun yanı sıra, ağırlıklı olarak M1 Abrams ana muharebe tanklarında kullanılan AGT-1500 motorlarının 750 milyon dolar değerindeki satışı da onaylandı.
ABD’nin Suudi Arabistan’a yaklaşık 5 milyar dolar değerinde güdümlü mühimmat ve ilgili ekipman satmasını yalnızca ticari bir anlaşma veya Riyad’ın askeri cephaneliğini modernleştirmeye yönelik bir adım olarak değerlendirmek mümkün değildir. Bu anlaşma stratejik düzeyde, ABD-Suudi Arabistan güvenlik ilişkilerinin yeniden tanımlanmasının ve Washington’un Fars Körfez’inin güvenlik denklemindeki konumunu sağlamlaştırma çabasının bir parçasıdır.
Her ne kadar ABD’nin resmi söyleminde bu anlaşma, Suudi Arabistan’ın bölgesel tehditlere karşı savunma kapasitesinin güçlendirilmesiyle gerekçelendirilse de talep edilen ürünlerin önemli bir bölümü, özellikle JDAM güdüm kitleri ile BLU-111 ve BLU-117 bombaları, saldırı niteliğine sahip olup hassas hava operasyonlarında kullanılabilecek kapasitededir.
Özellikle JDAM-ER, açılabilir kanatları ve yaklaşık 75 ila 85 kilometrelik menzili sayesinde daha uzak mesafelerden saldırı düzenlenmesine ve uçağın hedef bölgesine yaklaşma ihtiyacının azaltılmasına olanak sağlıyor. Bu nedenle söz konusu mühimmatın rolü yalnızca toprak savunması çerçevesinde değerlendirilemez.
- ABD'nin hedefleri
ABD açısından bakıldığında, bu silah satışının ilk hedefi, Suudi Arabistan’ı Washington’un Fars Körfezi’ndeki en önemli güvenlik ortaklarından biri olarak korumak ve güçlendirmektir.
Suudi Arabistan; enerji, ticaret ve yatırımlar açısından olduğu kadar jeopolitik konumu nedeniyle de ABD için büyük önem taşıyor. Riyad’ın gelişmiş askeri kapasitelere sahip olması, Washington’un bölgede arzu ettiği güvenlik mimarisinin bir parçası olarak görülüyor.
Bu anlaşma aynı zamanda Suudi Arabistan silahlı kuvvetlerinin Amerikan sistemlerine olan teknik ve operasyonel bağımlılığının artmasına yol açabilir. Çünkü güdümlü mühimmatların, hedefleme sistemlerinin, yedek parçaların, mühendislik hizmetlerinin ve lojistik desteğin etkin şekilde kullanılması, iki ülke arasında uzun vadeli bir askeri iş birliği ağı oluşturuyor.
Öte yandan bu sözleşme, özellikle Boeing gibi Amerikan savunma şirketleri için büyük ve kârlı bir pazar oluşturuyor. Küresel silah rekabeti çerçevesinde anlaşma, üretim kapasitesinin korunmasına ve Amerikan şirketlerinin Batı Asya pazarındaki konumlarının güçlendirilmesine de katkı sağlıyor.
- Suudi Arabistan'ın hedefleri
Suudi Arabistan açısından bu satın alma, Riyad’ın silahlı kuvvetlerinin operasyonel bağımsızlığını ve esnekliğini artırma çabaları çerçevesinde değerlendirilmelidir.
Binlerce güdüm kiti ve hassas bombanın elde edilmesi, Suudi Arabistan’ın hassas hava saldırısı kapasitesini artırmasına ve çeşitli bölgesel senaryolara karşı daha hazırlıklı olmasına olanak sağlayabilir.
Bu konu, Riyad’ın çevresindeki güvenlik ortamında hâlâ bir dizi füze ve insansız hava aracı tehdidiyle ve jeopolitik rekabetlerle karşı karşıya olduğu bir dönemde özellikle önem taşıyor.
Ancak saldırı kapasitesinin artması mutlaka daha fazla güvenlik anlamına gelmez. Aksine, bölgesel rakiplerin karşılık vermesine ve silahlanma yarışının daha da yoğunlaşmasına yol açabilir.
- Bölgesel sonuçlar
Bu anlaşmanın en önemli bölgesel sonuçlarından biri, Washington’un Arap ortaklarının askeri kapasitesinin tedarikinde hâlâ merkezi bir rol üstlenmeye hazır olduğu mesajını vermesidir.
Bunun sonucunda Suudi Arabistan’ın bölgesel rakipleri, dengeyi korumak amacıyla silah alımlarını artırmaya veya füze ve insansız hava aracı kapasitelerini geliştirmeye yönelebilir.
ABD’nin bu satışın “bölgedeki askeri dengeyi değiştirmeyeceği” yönündeki iddiası da ihtiyatla değerlendirilmelidir. Çünkü askeri denge yalnızca silahların sayısına bağlı değildir; silahların niteliği, hassasiyeti, menzili, ağ merkezli çalışma kapasitesi ve operasyonel hazırlık düzeyi de büyük önem taşır.
Ayrıca 500 ve 2.000 librelik güdümlü bombaların bulunması, Suudi Arabistan’ın hassas ve stand-off saldırılar gerçekleştirme kapasitesini artırmaktadır. Bu kapasitenin gelecekteki krizlerde kullanılması halinde önemli siyasi ve insani sonuçlar doğurması mümkündür.
- Sonuç
Genel olarak bu anlaşma aynı anda ekonomik, askeri ve jeopolitik olmak üzere üç düzeyde değerlendirilmelidir.
ABD bu anlaşma aracılığıyla silah pazarındaki konumunu korurken, Suudi Arabistan ile güvenlik bağlarını derinleştiriyor ve Körfez’deki nüfuzunu pekiştiriyor. Suudi Arabistan ise hassas mühimmat kapasitesini geliştirerek caydırıcılığını ve operasyonel gücünü artırmayı hedefliyor.
Bununla birlikte anlaşmanın nihai sonuçları, bu kapasitelerin nasıl kullanılacağına ve bölgesel aktörlerin vereceği tepkilere bağlı olacaktır.
Dolayısıyla 5 milyar dolarlık JDAM-ER hassas güdümlü bomba satışı, Fars Körfezi’ndeki rekabetin giderek daha fazla askerileşmesinin bir parçası olarak değerlendirilebilir. Bu satış kısa vadede ABD müttefiklerinin caydırıcılık kapasitesini artırabilir; ancak uzun vadede silahlanma yarışının maliyetini ve bölgesel krizlerin tırmanma riskini de yükseltebilir./