Analiz | AIPAC Amerika’da nasıl siyasi bir avantajdan seçim maliyetine dönüştü?
Pars Today – The New York Times, AIPAC’ın Washington’daki etkisinin gerilediğini bildirdi. On yıllar boyunca İsrail’e verilen desteği ABD’de siyasi bir ilkeye dönüştüren güçlü lobi kuruluşu, artık Demokratların bir bölümü için seçimlerde bir maliyete dönüşmüş durumda.
Washington’da onlarca yıl boyunca, İsrail’e destek vermenin siyasi bir bedelinin olmadığı, buna karşı çıkmanın ise herhangi bir siyasetçi için ağır sonuçlar doğurabileceği yönünde yazılı olmayan bir kural vardı. AIPAC bu denklemin merkezinde yer alıyordu. Finansal kaynaklar, siyasi bağlantılar ve seçimlerdeki nüfuzdan oluşan bir ağ aracılığıyla İsrail’e desteği ABD siyasetinin değişmez kurallarından biri hâline getiren güçlü bir lobi söz konusuydu. Şimdi ise The New York Times, son birkaç on yılın ABD iç siyasetindeki en önemli gelişmelerinden biri olabilecek bir değişimden söz ediyor: AIPAC’ın rakipsiz nüfuz döneminin sona ermesi.
Bu değişim, Gazze savaşıyla birlikte Washington’ın resmî söylemi ile sahadaki gerçeklik arasındaki farkın görünür hâle gelmesiyle başladı. Yıllar boyunca Amerikalı siyasetçiler İsrail’e desteği güvenlik, demokrasi ve bir müttefiki savunma söylemiyle gerekçelendirebiliyordu. Gazze’deki yıkım görüntüleri, sivillerin öldürülmesi ve insani kriz, ABD toplumunun önemli bir bölümünde bu söylemin etkisini aşındırdı. Mesele artık yalnızca Filistin değildi; mesele, ABD dış politikasının güvenilirliğiydi.
Rakamlar da bu değişimi gösteriyor. NBC’nin 2026 yılında gerçekleştirdiği bir ankete göre Amerikalı seçmenlerin yalnızca yüzde 32’si İsrail’e olumlu bakarken, yüzde 39’u olumsuz bakıyordu. Bu fark, geçmiş yıllardaki siyasi atmosferle karşılaştırıldığında dikkat çekici bir değişime işaret ediyor. Demokratlar arasında ise bölünme daha da derinleşmiş durumda. Gallup, 2026’nın başlarında, uzun yıllardan sonra ilk kez Amerikalıların Filistinlilere yönelik sempatisinin İsraillilere yönelik sempatinin önüne geçtiğini bildirdi.
AIPAC’ın sorunu da tam burada başlıyor. Bir zamanlar seçim harcamaları yoluyla siyasi bir yarışın gidişatını değiştirebilen bu lobi, artık Demokrat tabanın bir bölümünde genç ve ilerici seçmenlerin uzaklaştığı politikanın sembolüne dönüşmüş durumda. AIPAC’ın hâlâ parası var ve hâlâ seçim yarışlarında milyonlarca dolar harcayarak İsrail konusunda farklı tutumlara sahip adaylara karşı geniş kapsamlı kampanyalar yürütebiliyor. Ancak para her zaman güç anlamına gelmez. Siyasi güç, para oy üretebildiği zaman anlam kazanır. AIPAC tarafından desteklenen bazı adayların başarısız olması, bu ilişkinin artık garanti olmadığını gösterdi.
Daha önemli bir örnek ise Demokratların kendi tutumlarındaki değişimdir. Bazı Demokrat adaylar ve siyasetçiler artık AIPAC’tan bağış almayı bir seçim avantajı olarak görmeye istekli değil. Aksine, bu paranın onlar açısından seçimlerde bir zayıflığa dönüşmesinden endişe ediyorlar. İşte güçlü bir lobinin yavaş yavaş “siyasi varlık”tan “siyasi maliyet”e dönüştüğü nokta burasıdır.
Mesele Demokrat Parti’nin de ötesine geçmiş durumda. AIPAC son yıllarda Cumhuriyetçi çevrelere geçmişe kıyasla daha fazla yakınlaştı. Bu yönelim, kuruluşun ABD siyasetindeki taraflar üstü rolüne ilişkin geleneksel iddiasını da zayıflattı. Bunun sonucunda Demokratların bir bölümü artık AIPAC’ı ABD ile İsrail arasındaki ilişkiyi korumak için gerekli bir kurum olarak görmüyor; aksine, Amerikan toplumunun artık eskisi gibi kabul etmediği bir nüfuzu korumaya çalışan bir kuruluş olarak değerlendiriyor.
AIPAC bir zamanlar siyasetçileri, İsrail’den uzaklaşmanın kendileri açısından maliyetli olacağına ikna etmeye çalışıyordu. Ancak bugün Demokrat siyasetçilerin bir bölümü, belki de asıl maliyetin bu desteği sürdürmekten kaynaklandığı sonucuna varmış durumda. Washington’da bu hesap değiştiğinde, mesele artık yalnızca bir lobinin gücü olmaktan çıkar. Mesele, lobi, siyasetçi ve seçmen arasındaki dengenin değişmesidir. ABD siyasi tarihi, en güçlüleri dâhil hiçbir lobinin kamuoyunun yöneldiği istikametin tersine sonsuza kadar hareket edemeyeceğini göstermiştir.
Elbette AIPAC’ın nüfuzunun sona ermesi, ABD’nin İsrail’e verdiği desteğin sona ermesi anlamına gelmiyor. Washington hâlâ bu ülke için kapsamlı güvenlik, askerî ve siyasi yapıları destekliyor. Demokratlar arasında dahi bu ilişkinin geleceği konusunda ciddi görüş ayrılıkları bulunuyor. Ancak temel bir fark ortaya çıkmış durumda: İsrail’e destek artık bedelsiz bir uzlaşı değil. Belki de en önemli dönüşüm budur.