YORUM | İngiltere’nin Yemen Savaşı’nda Suudi Arabistan’a Verdiği Desteğin Perde Arkası
https://parstoday.ir/tr/news/world-i302026-yorum_İngiltere’nin_yemen_savaşı’nda_suudi_arabistan’a_verdiği_desteğin_perde_arkası
Pars Today – İngiltere, Yemen’e karşı yürütülen savaşta Suudi Arabistan’a askerî destek sağlamak için somut adımlar atmaya başladı.
(last modified 2026-10-15T03:42:17+00:00 )
Ekim 15, 2026 06:37 Europe/Istanbul
  • YORUM | İngiltere’nin Yemen Savaşı’nda Suudi Arabistan’a Verdiği Desteğin Perde Arkası

Pars Today – İngiltere, Yemen’e karşı yürütülen savaşta Suudi Arabistan’a askerî destek sağlamak için somut adımlar atmaya başladı.

Pars Today’in haberine göre, İngiltere Başbakanı Andy Burnham, geniş çaplı tepkilere yol açan bir adımla, Londra’nın Suudi Arabistan’a hava savunma sistemleri ve bir adet “Voyager” yakıt ikmal uçağı gönderme kararını doğruladı ve bu uçağın şimdiye kadar 14 operasyonel görevi tamamladığını açıkladı. Ancak bu durum, İngiltere’nin Yemen savaşına müdahil olması meselesini gündeme getirebilir. İngiliz Voyager uçağından yakıt alan bir Suudi savaş uçağının Yemen topraklarındaki bir hedefe saldırması hâlinde, Londra’nın dolaylı sorumluluğuna ilişkin tartışmalar daha da ciddileşecektir.

Bu desteğin pratik sonucu, Suudi savaş uçaklarının havada daha uzun süre kalabilmesi, daha geniş bir alanı kapsayabilmesi ve gelen daha fazla insansız hava aracını veya füzeyi önleyebilmesidir. Suudi Arabistan’ın kendisine ait bir yakıt ikmal uçağı filosu bulunuyor; ancak hava savunma devriyelerinin artırılması, daha fazla kapasiteye ihtiyaç duyulmasına yol açabilir. İngiltere’nin Voyager uçağı, yakıt aktarımı için hortum ve sepet yöntemini kullanıyor ve Suudi Arabistan’ın Typhoon savaş uçaklarıyla uyumlu çalışıyor.

Havada yakıt ikmali, Suudi Arabistan Hava Kuvvetleri’ne üç operasyonel avantaj sağlıyor. Birincisi, hava devriyesi süresinin uzamasıdır. Böylece Suudi Typhoon savaş uçakları yakıt almak için hızla üsse dönmek zorunda kalmıyor ve önleme bölgesinde daha uzun süre kalabiliyor. İkincisi, tespit ile önleme arasındaki sürenin kısalmasıdır. Suudi savaş uçaklarının gökyüzünde sürekli bulunması, Yemen’den gelen insansız hava araçlarına ve seyir füzelerine daha hızlı karşılık verilmesini sağlıyor. Üçüncüsü ise Suudi Arabistan’ın yakıt ikmal filosunun kapasitesinin serbest kalmasıdır. Bu sayede Suudi yakıt ikmal uçakları başka görevlere tahsis edilebiliyor.

Suudi Arabistan topraklarına “Sky Sabre” hava savunma sisteminin konuşlandırılmasının devamı niteliğindeki bu adım, İngiltere’nin Yemen’e karşı yürütülen savaşta Riyad’a verdiği daha kapsamlı desteğin bir parçası olarak değerlendiriliyor.

Bu adımın gerekçelerine gelince, İngiltere Başbakanı kararını bizzat ekonomik baskılarla ve enerji güzergâhlarının güvenliğini koruma zorunluluğuyla açıklamış ve “Bu güzergâhları açık tutmalıyız” demiştir. Kızıldeniz’in güney ucunda bulunan Babülmendep Boğazı, küresel ticaretin yaklaşık yüzde 12’sine ev sahipliği yapıyor. Yemen ordusu, Moha Limanı’nı ve Perim Adası’nı ele geçirerek bu hayati su yolu üzerindeki kontrolünü pekiştirmiştir. Bu açıdan İngiltere’nin Suudi Arabistan’a verdiği destek, enerji güvenliğine yönelik doğrudan tehdide ve İngiltere’de yakıt fiyatlarının yükselmesine karşı bir tepki olarak görülebilir. Artan enflasyon ve bütçe döneminin yaklaşması nedeniyle bu konu, Burnham’ın İşçi Partisi hükümeti açısından büyük önem taşıyor.

Ancak daha derin bir düzeyde bu karar, Londra ile Riyad arasındaki köklü stratejik ilişkilerden kaynaklanıyor. İngiltere ve Suudi Arabistan, askerî alanda stratejik ortaklardır. Özellikle BAE Systems şirketi aracılığıyla yürütülen bu iş birliği, İngiltere’nin askerî sanayisinin temel direklerinden biri hâline gelmiştir. Veriler, İngiltere’nin yalnızca 2015-2022 yılları arasında Suudi Arabistan’a 7,1 milyar sterlin değerinde askerî ekipman için ihracat lisansı verdiğini ve BAE Systems’ın 2007-2025 yılları arasında Riyad ile yaptığı anlaşmalardan yaklaşık 49 milyar sterlin gelir elde ettiğini gösteriyor. Ayrıca, bu yılın ilk çeyreğinde İngiltere hükümeti Suudi Arabistan’a 464,8 milyon sterlin tutarında yeni silah ihracatını onaylamıştır. Bu ihracatın büyük bölümünü havadan karaya silahlar oluşturmaktadır. Bu rakamlar, Suudi Arabistan’a askerî desteğin geçici bir karar değil, derin ekonomik ve yapısal temellere dayanan bir ilişkinin parçası olduğunu göstermektedir.

Öte yandan İngiltere’nin desteği, Yemen ve Batı Asya’daki güç dengesinin değişmesi çerçevesinde analiz edilmelidir. Yemen ordusu son aylarda stratejik bölgeleri ele geçirerek ve Riyad’a doğru balistik füzeler ile insansız hava araçları fırlatarak savaşı fiilen Suudi Arabistan topraklarının derinliklerine taşımıştır. Yemen ordusu, savaş başlıkları uçuş sırasında rota değiştirebilen gelişmiş balistik füzelerle donatılmıştır. Bu kabiliyet, Patriot gibi hava savunma sistemleri açısından önleme faaliyetlerini ciddi biçimde zorlaştırmaktadır. Böyle bir ortamda İngiliz hava savunma sistemlerinin ve yakıt ikmal uçağının gönderilmesi, Suudi Arabistan’ın hava savunmasındaki açıkları kapatma ve Suudi savaş uçaklarının havada kalma süresini artırma girişimidir. İngiliz medyası da bu desteğin mümkün olan “en düşük düzeyde” tutulduğunu kabul etmiş ve bunun “zor durumda kalan bir müttefike yönelik sembolik bir jest” olarak değerlendirilebileceğini belirtmiştir. Bu durum, Londra’nın savaşa doğrudan katılmak yerine, mümkün olan en düşük maliyetle Riyad’la dayanışmasını göstermeyi ve enerji krizinin derinleşmesini önlemeyi amaçladığına işaret etmektedir.

Ancak Burnham’ın bu adımının sonuçları, askerî ve ekonomik hesaplamaların çok ötesine geçmektedir. Hukuki açıdan İngiltere, Yemen savaşında geniş çaplı insan hakları ihlallerinde bulunmuş bir ülkeye destek vererek kendisini yeni suçlamalarla karşı karşıya bırakmaktadır. Yemen Veri Merkezi’nin raporuna göre, Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon, Nisan 2022’deki ateşkese kadar Yemen’e 25 binden fazla hava saldırısı düzenlemiş ve bu saldırılar yaklaşık 9 bin sivilin ölümüne yol açmıştır. Birleşmiş Milletler de bu savaşın doğrudan ve dolaylı sonuçları nedeniyle toplam 377 bin kişinin hayatını kaybettiğini tahmin etmektedir. Bu bağlamda, İngiltere’deki UNISON da dâhil olmak üzere sendikalar, Londra hükümetinin Suudi Arabistan’la askerî iş birliğini artırma kararını eleştiren açık bir mektupla Burnham’a başvurmuş ve bu kararı “insani krize karşı kayıtsızlık” olarak nitelendirmiştir. Uluslararası açıdan da bu adım, bölgedeki gerilimin artmasına ve şiddet döngüsünün genişlemesine yol açabilir. Deneyimler, hava saldırılarının ve dış askerî desteğin şimdiye kadar Yemen ordusunu geri çekilmeye zorlayamadığını; aksine, ordunun füze ve insansız hava aracı kapasitesini artırdığını göstermiştir.

Görünen o ki İngiltere’nin Yemen Savaşı’nda Suudi Arabistan’a verdiği destek; askerî sanayinin büyük ekonomik çıkarlarının, enerji güvenliğine ilişkin kaygıların ve Londra’nın Riyad’a yönelik stratejik yükümlülüklerinin kesişmesinden kaynaklanmaktadır. Bununla birlikte, bu desteğin hukuki, itibari ve insani maliyetleri de her geçen gün daha belirgin hâle gelmektedir. İngiltere, sözde “sınırlı” ve “belirli bir süreyle kısıtlı” destek sağlayarak kendi çıkarlarını korumak ile yıpratıcı bir savaşa bütünüyle dâhil olmaktan kaçınmak arasında zor bir denge kurmaya çalışmaktadır. Ancak Yemen ordusunun saldırılarının sürmesi ve ülke içindeki kamuoyu baskısının artmasıyla bu denge giderek daha kırılgan görünmektedir./