FKİK ve Arabistan; ABD ve İngiltere’nin müdahalesine fırsat yaratmak
-
FKİK ve Arabistan; ABD ve İngiltere’nin müdahalesine fırsat yaratmak
Fars körfezi işbirliği konseyi FKİK genel sekreteri Abdullatif Ziyani İran hakkında bir bildiri yayımladı. Bildiride İran’a bir dizi mesnetsiz suçlamalar yöneltildi. Bildiri Arabistan’ın İran’a ve bölgeye yönelik tutumunu yansıtıyordu. Bildiride İran bölgede Arabistan, Bahreyn, Katar ve Yemen gibi bazı ülkelerin içişlerine karışmakla suçlandı.
Fars körfezi işbirliği konseyi FKİK genel sekreteri Abdullatif Ziyani İran hakkında bir bildiri yayımladı. Bildiride İran’a bir dizi mesnetsiz suçlamalar yöneltildi. Bildiri Arabistan’ın İran’a ve bölgeye yönelik tutumunu yansıtıyordu. Bildiride İran bölgede Arabistan, Bahreyn, Katar ve Yemen gibi bazı ülkelerin içişlerine karışmakla suçlandı.
Aslında bugün FKİK’in Suud rejiminin bölgeye yönelik maceracılığını izleyerek çeşitli siyasi, güvenlik ve istisadi sorunlarla karşı karşıya kaldığı herkesçe bilinen bir gerçektir. Nitekim bölge de bir dizi siyasi ve iktisadi krizle karşı karşıya kalmıştır ve tüm bunlardan ve FKİK üyelerinin yaşadığı sıkıntılardan Suud hanedanının izlediği politikalar sorumludur. Ancak FKİK yayımladığı bildiride gerçekleri ters yüz göstererek uluslararası camiadan İran’ın bölgenin barış ve güvenliğini tehdit eden uygulamalarını engellemesini istiyor. Fakat bu tür pasif ve yanlış eğilimler, FKİK üyelerinin geçmişteki hatalarından ders alamadığını ve gerçekçi davranamadığını gösteriyor. Gerçekte FKİK bölge ülkeleri ile işbirliği yerine sürekli kriz çıkarma yönünde atım atmış ve gerçek tehditlerle mücadele yönünde hiçi bir ciddi adım atamamıştır. Örneğin FKİK’ten şimdiye kadar İsrail’in İslam topraklarını işgal etmesini kınayan kaç bildiri yayımladığını veya hangi oturumda Yemen ve Suriye krizlerine karşı mantıklı ve akılcı ve tarafsız bir tutum sergilediğini sormak gerekir. Gerçekte FKİK üyeleri her defasında Amerika ve İngiltere’nin bölgeye müdahale yollarını açmak ve bölge ülkeleri arasında tefrika yaratmaktan hiç bir şey yapmamıştır. FKİK en son hareketinde İngiliz Başbakan May’i oturumuna davet ederek İngiliz sömürüsünün bölgeye müdahalelerinde yeni bir dönemi başlattı. Nitekim FKİK’in şimdiye kadar oturumları da bölgede krizleri tırmandırmak ve Suud rejiminin Yemen ve Bahreyn ve Suriye gibi bölge ülkelerine müdahalelerini ve tecavüzlerini onaylamaktan başka hiç bir getirisi olmamıştır. Oysa FKİK bölge ülkelerinin karşı karşıya bulunduğu sorunları ve bölge milletlerinin birlik ve beraberlik gibi meşru taleplerini hep unutmuştur. Şimdi ise Arabistan FKİK enkazı üzerinde sözde Fars körfezinde yeni bir Arap ittifakı kurarak kendi varlığını korumaya çalışıyor. Aslında Suud elebaşıları bölgede saflaşmalara ve sansasyonel uygulamalara imza atarak Yemen’de masum çocukları katliam etmenin ve yine Suriye ve Irak gibi ülkelerde teröristleri desteklemenin yüz karalığını örtbas etmeye çalışıyor. Arabistan 2011 yılında da Bahreyn halkının haklı kıyamını bastırmak için askerlerini bu ülkeye göndererek büyük cinayetlere imza attı. Arabistan Yemen’de Amerika ve İngiltere’nin bombaları ile binlerce kadını, çocuğu ve savunmasız insanları katliam etti. Şimdi ise bu denli kara bir karnesi bulunan Arabistan FKİK üzerinden yayımladığı bildiri ile gerçekleri saptırmaya çalışıyor.
Arabistan ve FKİK üyeleri Saddam’ın İran’a dayattığı savaş sırasında petrol dolarları ile Saddam’ı besleyerek İran’la düşmanlık güttü, fakat aynı ülkeler Saddam Kuveyt topraklarına saldırarak işgal ettiğinde İran’a dayatılan savaşta Saddam’ı desteklemekten bin pişman olduklarını itiraf etti. Fakat anlaşılan bu ülkeler yine geçmişi unuttu ve tekrar Arabistan’ın yanında yer alarak İran’ı bölgeye yönelik tehdit suçlaması ile suçlamaya başladı. oysa bu tür hareketler aslında İran ve bölge ülkeleri arasında ittifakı önlemeye yönelik malum odakların kurduğu kumpastır. Ancak bu tür hareketlerin bölgeye hiç bir yararı olmayacağı da kesindir. Bölgede güvenlik ve istikrar ve bölge ülkelerinin çıkarlarını korumanın tek yolu bölge ülkelerinin ecnebilerin bölgeye yönelik müdahaleleri konusunda ortak bir algıya kavuşmaları ve birlikte bu sorunla mücadele etmeleri ve özellikle geçmişten ders çıkarmalarıdır.