AB'den Trump'a dış politikasını şeffaflaştırma çağrısı
-
AB\'den Trump\'u dış politikasını şeffaflaştırma çağrısı
Almanya Savunma Bakanı Ursula von der Leyen Çarşamba günü yaptığı açıklamada, Amerika'nın yeni başkanı Donald Trump'un NATO ile ilgili sözlerine değinerek Amerika'nın yeni dönemde dış politikasını şeffaflaştırması gerektiğini söyledi.
Trump son günlerde Amerika ile Avrupa ilişkileri ve özellikle NATO ve güvenlik işbirliği konusundaki sözleri, NATO'ye ödenek tahsislerini kısacağı, NATO üyelerinin ödenekleri temin etmede yeterli katkıda bulunmama konusundaki eleştirileri AB yöneticilerini endişelendirmiştir. Fransa dJean-Marc Ayrault da Trump'un NATO ile ilgili sözlerine tepki göstererek AB ülkelerinin bizzat askeri ve güvenlik ittifakı kurmaları ve Avrupa savunma sanayisini güçlendirmeleri gerektiğini söyledi.
AB ülkelerinin güvenliği NATO askeri, istihbarat ve güvenlik paktına bağlıdır. NATO bütçesini temin konusunda AB'nin katkısı düşüktür. NATO ödeneğinin yüz 75'ini Amerika üstlenmiş bulunuyor. Bu nedenle Amerika'nın NATO ile ilgili politika değiştirmesi, Avrupa güvenliğini sağlayıp koruma konusu ağır darbe alacaktır. Buna ilaveten NATO bütçesini temin etmek için Avrupalı ülkelerin her birine ne kadar hisse belirleneceği olacağı konusunda ihtilaflar yaşanacaktır. Trump'un bakanları ve danışmanlarının NATO ile ilgili farklı ve çelişik sözleri Avrupalı yetkililerin ne yapacaklarını şaşırmalarına sebep olmaktadır.
20 Ocak'ta görevi devralacak olan Donald Trump, terörle mücadele ile ilgilenmediğini belirttiği NATO'yu 'modası geçmiş bir kurum' olarak nitelendirdi. Trump, üye ülkelerin NATO'ya gerektiği kadar finansal katkıda bulunmadıklarını, NATO'nun problemleri olduğunu uzun zaman önce söylediğini, Birinci nedeni , NATO'nun modası geçmiş bir kurum olduğunu, çünkü çok uzun yıllar önce tasarlanmış olduğunu, İkinci nedeninin ise, üye ülkelerin ödemeleri gerekeni hisselerini ödemediklerini, NATO'nun modası geçmiş çünkü terörle ilgilenmediğini söyledi. "Bunlara rağmen NATO benim için çok önemli" diyen Donald Trump, seçim kampanyası döneminde, Avrupa ülkelerinin savunma alanına daha çok yatırım yapmaları ve NATO'nun artık Avrupa ülkelerinin 'otomatik koruyucusu' olmaktan çıkması gerektiğini vurgulamış, ABD'nin NATO'ya yaptığı 'orantısız finansal katkıyı' sık sık sorgulamıştı. Trump'un savunma bakanı olarak atadığı Jimes Mattis ise, NATO ittifakına üye Avrupalı ülkelerin Washington'un en büyük stratejik sermayeleri olduğunu, amerika'nın uluslararası politikalarının başarılı olmasına büyük katkı sağladıklarını, NATO'nun en etkin askeri güç olduğunu, Amerika'nın da NATO ile sıkı işbirliğinin devam etmesi gerektiğini söyledi.
NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg de geçenlerde yaptığı açıklamada, Amerika liderliğinde NATO çerçevesinde Avrupa'nın terörizmle mücadele konusunda işbirliğine devam edeceğini, Amerika liderliğinin takviye edilmesi gerektiğini, Trump'unda NATO'ya bağlı kalacağını söylemişti. Trump Almanya’yı AB’yi hegemonyası altına alarak Amerika’nın uluslararası ticarette çelme takmakla eleştirmişti. Bu Trump'un bu tehdit edici ve eleştirel tutumundan dolayı Almanya savunma bakanı Trump'un dış politikasını şeffaflaştırmasını istedi. Avrupa ülkeleri, NATO gibi güvenlik ve askeri ittifakın geleceği hakkında endişe duymaktadırlar. Bu nedenle NATO'nun zayıflamasını istemiyorlar. Aksi takdirde AB ordusunu kurma zorunda kalacaklardır. Rusya hükümeti de Trump'un NATO ile ilgili sözlerine destek verdi. Nitekim Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, NATO'yu 'modası geçmiş bir kurum' olarak nitelendiren Donald Trump ile bu konuda aynı fikirde olduklarını söyledi. Peskov, "NATO gerçekten de geçmişin bir kalıntısı. Trump'un bu görüşe katılıyoruz. Çünkü "NATO, çatışma fikri üzerinden şekillendirildiği için, onu, istikrar ve istikrarlı güvenlik fikrine cevap veren modern bir kurum olarak adlandırmak pek mümkün değil." Dedi. Trump bir taraftan NATO'un kimliğini ve fonksiyonunu eleştiriyor, Diğer taraftan Silah sanayisini takviye edip, silah ihracatını arttıracağını, NATO üyesi ülkelerinde askeri bütçelerini arttırmaları gerektiğini belirtiyor. Bu çelişkili politika, Dünya'da yeni savaşlar, terörizm ve katliam ile silahlanma yarışını zirveye ulaştırmak anlamındadır.