Trump’ın yeni dış politika dönemi vaatleri
Amerika Başkanı Donald Trump yeni Dışişleri Bakanı Rex Tilerson’un yemin töreninde yaptığı açıklamada, Amerika’da şimdi dış politikaların açık gözlerle şimdiki dünyaya yeni bir bakışla yaklaşan birine emanet etme ve tarihi hakikatlerin temelinde yeni çözümler üretme zamanı geldiğini belirtti.
Trump ayrıca Amerika Ortadoğu ve dünyada büyük sorunların mirasçısı olduğunu, ama buna rağmen barış ve güvenliğe kavuşmanın mümkün olduğunu söyledi. Yeni Dışişleri Bakanı Tilerson’un yeteneklerine vurgu yapan Trump, dış politika alanında Amerika küresel barış ve güvenliği geliştirmeye ihtiyaç duyduğunu ileri sürdü.
Gerçekte Trump’ın Amerika’nın küresel barış ve güvenliğe yönelik ihtiyacı üzerine yaptığı vurgu, kendisi başkanlık koltuğuna oturduğu ilk günlerde yedi İslam ülkesinden 150 milyon müslümanın Amerika topraklarına girişini yasakladığı halde gündeme geliyor. Öte yandan Amerikalı emekli General ve Trump’ın milli güvenlik danışması Michael Felin de Tilerson’un yemin töreninden bir kaç saat önce hasmane bir açıklama yaparak İran’ın yasal füze faaliyetlerine kendince sert tepki gösterdi. Oysa gerçekte Trump başkanlık koltuğuna oturduğu ilk günlerde Batı Asya bölgesinin geleceği, Avrupa ile teamül, Çin ile işbirliği ve yeni füze savunma sistemlerinin kurulması gibi küresel bazı meselelere karşı ilk açıklamaları oldukça agresif ve istikrarsızlık nedeni oldu.
Gerçi Trump başkanlık seçim kampanyaları sırasında defalarca Amerika yönetimlerinin küresel gelişmelere karşı müdahaleci politikalarını eleştirmişti. Örneğin Trump hem Cumhuriyetçi oğul Bush ve hem demokrat Obama yönetimlerini açıkça eleştirerek, iki eski başkanın 11 Eylül 2001 olaylarından sonra Ortadoğu bölgesindeki savaşların üzerinde yaptıkları l6 trilyon dolarlık yatırımların hiç bir getirisi olmadığını belirtti.
Aslında Trump’ın bu sözleri Amerikan halkının kendisine destek vermesi ve geçen sene düzenlenen başkanlık seçimlerini kazanmasına yol açtı. Ancak şimdi Trump başkanlık koltuğuna oturduğu şu sıralarda Amerika’nın dış politikası ve güvenlik politikalarında hiç bir ciddi değişiklik göze çarpmıyor, hatta Amerika’nın son 70 yılda ve ikinci dünya savaşından sonra uluslararası arenada başlayan üstünlük taslama politikaları şimdi Trump döneminde daha açık bir şekilde ve pervasızca izlendiği gözleniyor.
Trump’ın güçlü Amerika’yı yeniden inşa edeceğiz, önce Amerika, Amerika malını al, Amerikalıyı istihdam et, gibi sloganları gerçi ilk bakışta Trump’ın iç arenanın üzerinde odaklanmak istediği gibi gözükse de, gerçekte Trump’ın bencil ve ben eksenli otoriter tutumu ve uluslararası arenada tek yanlı hareket etme eğilimini yansıtıyor.
Her halükarda Amerika’da bundan önceki başkanlık seçimlerinde Amerikan halkına bir çok güzel gözüken vaatlerde bulunan önceki Başkan adayları gibi Donald Trump da sırf lafta ülkesinin iç ve dış politikalarının yönünü değiştirmek ve bu politikalarda köklü değişiklikler yaratmaktan dem vurdu ve Amerikan halkına vaatlerde bulundu. Oysa deneyimler Amerika başkanları zaman sürecinde seçim kampanyalarında verdikleri sözleri unuttuğunu veya egemen sınıfın veya bağlı bulundukları siyasi yapıların kurumsal direnişleri ile karşılaşarak sonuçta sözlerinden geri adım atmak zorunda kaldıklarını gösteriyor. İşte bu yüzden Donald Trump’ın Amerika’nın dünyada barış ve güvenliği geliştirmeye ihtiyaç duyduğu veya dünyaya bakış açısının değiştirilmesi gerektiği ile ilgili sözleri birer yaftadan öteye gitmeyeceği kesindir. Nitekm Trump henüz iktidarın başına geçmesinden iki hafta bile geçmediği sırada dış politika arenasında sergilediği ham ve pişkin olmayan tutumu ile Amerika’nın önümüzdeki dört yılda hangi istikamette ilerleyeceğini gözler önüne serdi.