AB'nin Ankara Karşısındaki Sert Tutumu
https://parstoday.ir/tr/news/world-i63816-ab'nin_ankara_karşısındaki_sert_tutumu
Türkiye ve Almanya arasındaki krizin giderek şiddetlenmesi ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da Berlin aleyhindeki sataşmalara karışarak sert açıklamalarda bulunması AB dışişleri bakanlarından bazılarının Türkiye ile ilgili sert açıklamalarda bulunmalarına yol açmış bulunmaktadır.
(last modified 2022-10-07T13:02:52+00:00 )
Mart 07, 2017 08:49 Europe/Istanbul
  • AB'nin Ankara Karşısındaki Sert Tutumu

Türkiye ve Almanya arasındaki krizin giderek şiddetlenmesi ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da Berlin aleyhindeki sataşmalara karışarak sert açıklamalarda bulunması AB dışişleri bakanlarından bazılarının Türkiye ile ilgili sert açıklamalarda bulunmalarına yol açmış bulunmaktadır.

Belçika Dışişleri Bakanı Didier Reynders, Erdoğan'ın sözlerini içi boş laflar niteleyerek bu açıklamayı kınadıklarını bildirdi. Finlandiya Dışişleri Bakanı Timo Soini de Türkiye'nin bu meseleyi en kısa sürede çözüme kavuşturmasını ve kendine çeki düzen vermesi gerektiğini bildirdi.

Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan geçtiğimiz Pazar günü, Almanya'da iki Türk bakanın seçim konuşmasının iptal edilmesi ardından tartışmalara katılarak, Almanya'da 1.5 milyon Türk seçmenin bulunduğunu ve bunların da referanduma katılma haklarının olduğunu bildirerek Alman hükümetinin bu girişimini faşist tutum olarak niteleyerek, "Ben Nazizmin, Almanya'da bittiğini zannediyordum. Meğerse hala devam ediyormuş. Hala devam ediyormuş açık ortada" ifadesini kullanmış ve bununla da Almanya hükümetinin sert tepkisine yol açmıştı.

Nitekim Erdoğan'ın Almanya'ya yönelttiği "Nazi" suçlamasına Alman siyasiler sert tepki göstererek özür talep etti. Başbakanlık açıklamasında Erdoğan'ın sözlerinin "hiçbir şekilde kabul edilemeyeceği" vurgulandı. Öte yandan akşam saatlerinde de Merkel'den bir açıklama geldi. Merkel, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yaptığı 'Nazi' benzetmesinin mazereti olamayacağını savundu.

Almanya Adalet Bakanı Heiko Maas ise Erdoğan’ın sözleri için ‘rezilce ve kabul edilemez’ açıklamasını yaparak "konunun artık Almanya’daki referandum etkinlikleri olmadığını, Erdoğan’ın amacının kışkırtma olduğunu belirterek, “Kışkırtmalara gelmemek için dikkatli olmamız lazım” dedi. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Almanya'ya yönelik sözlerine tepki gösteren Hristiyan Sosyal Birlik Partisi CSU Genel Sekreteri Andreas Scheuer ise, "Boğazın despotu raydan çıktı" ifadelerini kullandı.

15 Temmuz darbesi sonrası Türkiye'nin AB'ye yönelik sert eleştiriler yönlendirmesi ve ardından başarısız darbe bahanesiyle ülkede geniş çaplı tutuklama ve işten çıkarmaların gerçekleşmesi ardından AB ile Türkiye arasında sert rüzgarlar esmekteydi. Ancak Die Welt muhabiri Deniz Yücel'ın Türkiye tarafından tutuklanması ise Almanya ile Türkiye arasındaki ilişkilerde bardağı taşıran damla oldu ve Almanya hükümetinden Ankara'ya yönelik sert insan hakları eleştirisinin gelmesinin yanı sıra, iki Türk bakanının Almanya'da yapacağı referandum mitingindeki konuşmaları ardı ardına iptal edildi. BU tartışmalar daha sonra daha geniş bir alana yayılarak Türkiye AB düzeyine sıçradı ve AB'nin diğer bazı ülkeleri yetkililerinden de Türkiye'ye yönelik sert insan hakları eleştirileri geldi.

Bilindiği üzere 15 Temmuz 2016 başarısız darbe ardından, Ankara'nın FETÖ'cü diye tanımladığı bir takım önemli yargıç, savcı, askeri yetkili ve diğer bir takım kişilerin Almanya ve AB'nin öteki ülkelerine firar etmeleri ve Ankara'nın tüm ısrarlarına rağmen AB ülkelerinin bu kişileri Türkiye'ye teslim etmemeleri ardından Türkiye ile başta Almanya olmak üzere AB ülkeleri arasında şiddetli anlaşmazlıklar baş göstermiş, buna karşılık AB ülkeleri, Türkiye'nin darbe bahanesiyle ülkede insan haklarını resmen ihlal ettiğini, hükümet karşıtlarının tutuklanarak içeri atıldıklarını ve onlara karşı şiddet uyguladıklarını bildirerek, Ankara yönetiminden bu duruma son vermesini ve insan haklarına riayet etmesini, özellikle de tutuklu gazeteci ve yargı gücü mensuplarını serbest bırakmasını ısrarla istemekteler.

Bunun üzere Ankara yetkilileri kendi tutumlarında ısrar ederek AB'ye daha sert açıklamalarla cevap yetiştirmeye çalışmış ve hatta Türkiye'nin yönünü doğuya çevirerek bu gidişle Türkiye'nin AB üyeliğinden feragat edebileceği sinyalini vermişlerdir.

Şimdiye kadar Ankara'nın AB ile uyum yolunda izlediği yanlış siyasetleri ve insan hakları ihlallerinden vazgeçip geçmeyeceği kaygısını taşıyan AB ülkeleri şimdi de bu kaygılarına, Türkiye'de Laik sistemin değiştirilmesi ülkenin parlamento sisteminden geçerek başkanlık sistemini oluşturarak, diktatörlük sistemi egemen olması ve tek bir kişinin ülkede tüm ipleri ele alması gibi daha ciddi bir durumla karşı karşıyadır. AB Konseyi, Erdoğan'ın, başkanlık sisteminin referandumda oy getirmesi durumunda, tek başına tüm bakanları atayıp, görevden alabileceğini, KHK'lerle ülke yasalarını değiştirebileceğini, kendi talep ve isteklerini tüm ülkeye kabullendirebileceğini, OHLA'in devamlılığını sağlayabileceğini ve hatta ülkede anayasa mahkemesi ve yargının kontrolünü tek başına ele alabileceğini ve ülke yargısının tarafsızlık ilkesini sonlandırabileceğini belirtmekte. Bu durum ise AB ve AB konseyinin Ankara karşısında sert eleştirel yaklaşımına sebep olmuştur.

Diğer yandan 2005 yılından itibaren Türkiye ile AB arasında üyelik görüşmeleri açılmış ve mart 2016 tarihinde Türkiye ile AB arasında yapılan görüşmeler sonucu AB'nin Türk vatandaşlarına vize serbestisi getirme konusunu hızlandırması ve buna karşılık ise Türkiye'nin sığınmacılar konusunda daha duyarlı ve titiz davranmasını ve sığınmacıların AB sınırlarına hareketini engellemesini kararlaştırılmıştı.

Ancak Türkiye'de vuku bulan 15 Temmuz başarısız darbe ardından Ankara'nın darbecilere karşı çok sert tutum takınması AB vize serbestisi konusunda Türkiye'ye verdiği sözünü yerine getirmekten kaçınmıştır. Bu ise Ankara'nın Brüksel'e karşı büyük bir rahatsızlığına yol açmıştır.