Putin'in terörizm, aşırıcılık ve neo Nazizm ile mücadele vurgusu
Geçtiğimiz Salı günü, Moskova'da, Sovyetler Birliği’nin İkinci Dünya Savaşı’nda gerçekleşen Büyük Vatan Savaşı’nda Naziler’e karşı edindiği zaferi, düzenlenen törenle kutlandı. Törende Nazilere karşı savaşırken ölenler için her yıl gerçekleştirilen ‘Ölümsüz Alay’ yürüyüşü düzenlendi.
Sovyetler Birliği savaşta en çok insan kaybı yaşayan ülke olarak biliniyor. Sovyet cumhuriyetlerinin sivil ve asker olarak 24 milyona yaklaşan insani kaybı savaşı başlatan ve mağlubiyetle kapatan Almanya’nın aynı savaştaki kaybının yaklaşık 3 katına denk geliyor.
Rusya devlet başkanı Vladimir Putin Moskova'da, Zafer Günü kutlamaları çerçevesinde yaptığı konuşmada; dünya toplumunun genel tehditleri, terörizm, aşırıcılık Neo Nazizm ve diğer tehdit kaynaklarıyla mücadele etmesi gerektiğini belirterek, Putin Rusya'nın diğer ülkelerle bu konuda işbirliği yapmaya hazır olduğunu söyledi.
Dünya toplumu, terörizm, aşırıcılık, Neo Nazizm gibi tehdit kaynaklarıyla karşılaşıp güvenliği sarsılıp kanı akıtılmaktadır. Avrupa ülkelerinde aşırı milliyetçi ve Neo Nazist ve Neo faşist guruplar yeniden güç kazanmaya başlamıştır. Bu aşırıcı guruplar yabancı ve göçmen düşmanlığı, İslam ve Müslüman düşmanlığını körüklemekle, terör tehditleri de artmaktadır. Buna ilaveten Selefi Vahhabi terörist guruplar da bütün ülkeleri tehdit etmektedir.
Terörizm günümüzde farklı yöntemler ve ideolojilerle saldırılarını sürdürmektedir. Suriye ve Irak'ta tekfirci terörizm imha edilmezse, Rusya'nın güvenliği, terörizmle daha da sarsılacaktır. Çünkü çok sayıda Rusya vatandaşı, aşırıcı tekfirci teröristler olarak Irak ve Suriye'de savaşmaktadırlar. Bu nedenle Rusya, Suriye'ye askeri güçler göndermiştir. St. Petersburg'daki son terör saldırısı da Rusya'nın tekfirci terör örgütleri tarafından tehdit edildiğini gözler önüne serdi. Rusya son yıllarda aşırıcı ve tekfirci terör saldırılarına maruz kalmaktadır. ülkenin kuzey Kafkas bölgesinde kümelenen çok sayıda teröristin saldırılarıyla karşılaştı.
Terörizm kaynağı çok farklı etkenlere dayalıdır. Bu yüzden terörizme karşı çok boyutlu bir mücadele yapmak gerekir. Putin de terörizmle mücadele konusunda bütün ülkeleri işbirliği ve yardıma çağırmaktadır. Aşırıcılığın yayılmasının fikri ve toplumsal ile siyasal ve ekonomik kaynakları bulunuyor. Ülkelerin güvensizleşmesi ve sosyal adaletten uzaklaşmasıyla aşırıcı ve terör örgütleri güç kazanmaktadır.
Bu arada Batılı güçler, Arap ülkelerindeki milli özgürlük ve İslami uyanış hareketlerini saptırmak için harekete geçtiler. Bu amaçla bölgedeki gerici işbirlikçi Arap rejimlerini de kullanıp, Irak ve Suriye başta olmak üzere halk kıyamlarını militarize edip, tekfirci terör örgütlerini kurdurup kullanmaya başladılar. DAEŞ ve diğer tekfirci terör örgütlerinin katliamlar ve cinayetleri sonucu Irak ve Suriye'de milyonlarca insan yerlerinden edildiler. Güvenliği sarsılan İslam ve Arap ülkeleriyle Afrika ülkelerindeki halkların mülteci duruma düşmesi ve Avrupa ülkelerine sığınmaya çalışmalarıyla birlikte bu ülkeler hem mültecilere kapılarını kapatmaya başladılar, hem de Avrupa ülkelerinde aşırıcı sağcı guruplar güç kazanıp, mülteci ve yabancı düşmanlığı ile İslam korkusunu salmaya ve yaymaya çalışıp, aşırıcı dalgayı yükseltti.
Batılı ülkelerde bir taraftan neo Nazizm ve neo faşizm akımlar güç kazanmakta ve diğer taraftan DAEŞ ve Nusra Cephesi gibi selefi Vahhabi tekfirci teröristlerin vahşeti ve katliamı, İslam ve Müslüman düşmanlığının batılı ülkelerde güç kazanmasına sebep olmaktadırlar. Hâlbuki tekfirci terörizmin asıl kurbanı, Müslüman milletler ve yıkılıp yakılanlar da İslam ve Arap ülkeleridir. Irak ve Suriye halkı da bu terörizm ve yıkımın bariz örneği sayılıyor.
Terörizm ve aşırıcılık ile mücadele edilmesi için bütün İslam ülkeleriyle batılı ülkeler birlik içinde hareket etmelidirler. Özellikle Batılı ülkeler terörizmi iyi ve kötü terörizm diye ayırmamalıdırlar./