Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un Afrika'ya karşı ırkçı tutumunun eleştirilmesi
-
Macron
Sosyal medyada dolaşıma giren videoda Macron'un, Afrika kıtasının ekonomik, ekolojik veya siyasi sorunlarına değinmeden, problemin nüfusla alakalı olduğunu söylediği görüldü.
Macron "Her bir Afrikalı kadın hala 7-8 çocuk doğuruyorsa milyarlarca Euro'lük yatırım yapsanız da hiçbir şeyde istikrar sağlayamazsınız." İddiasında bulundu.
Almanya'nın Hamburg kentinde 7-8 Temmuz tarihlerinde düzenlenen G20 Zirvesi'nde Afrika'nın sorunlarıyla ilgili konuşan Macron, ‘Batılı şirketlerin Afrika'yı yağmalamasını görmezden gelip masum çocukları suçlaması' sebebiyle eleştirildi.
Emmanuel Macron'u eleştirenler "Belli ki Batılı şirketlerin Afrika kıtası ülkelerin kaynaklarını yağmalaması, Afrika'nın problemleri arasında değil. Suç kadın başına düşen 7-8 çocukta" diye sert eleştiriler yaptılar.
Bir Twitter kullanıcısı da, Macron'un "Afrika'nın doğal kaynaklarını yağmalayan ülkeleri unuttuğunu" belirtti. Bir başka sosyal medya kullanıcısı ise "Yıl 2017 ve Fransa hala Afrika'ya karşı sömürgeci ve ırkçı görüşlerini paylaşıyor. Bazı şeyler asla değişmiyor." diye Macron'un sözlerini kınadı.
Afrika kıtası ülkelerin birkaç bin yıllık medeniyeti vardır. Bu köklü medeniyeti ve zengin doğal kaynaklarından dolayı Fransa, İngiltere ve Belçika gibi sömürgeci ve saldırgan ülkelerin saldırısı ve işgaline uğradı. Milyonlarca Afrikalı bu sömürgeci devletler tarafından esir ve köle olarak tutulup Amerika kıtasına taşındılar. Hala Amerika, İngiltere ve Fransa açık ve gizli bir şekilde Afrika ülkelerine karşı doğrudan ve dolayı bir şekilde sömürgeci girişimlerini sürdürüyorlar.
Afrika kıtası ülkeler ve milletler zengin kaynaklara sahip oldukları halde sömürgeci devletlerin sultası altında tutulup, gelişim ve kalkınmaları engellendi. Savaşlar ve terörizm Afrikalı milletlere dayatıldı. Sömürgeci devletler, Afrika'da dinlerarası savaşlar, etnik ve kavmi savaşlar ateşini körüklediler. Bu kıta ülkelerinin altın, gümüş, uranyum, pırlanta ve tarım ürünlerini yağmalamakta ve tarım arazilerini tekellerinde bulundurmaktadırlar. Tarihi senetlerin de gösterdiği gibi, sömürgeci batılı ülkeler, Afrika kıtasında güç dengesini sarsmak amacıyla kavimler arasında çatışma ve çekişme yarattılar. Örneğin Belçikalılar, Ruanda'da ırksal bir düzen kurup, bölgedeki sulta ve denetimlerini sürdürdüler. Avrupa kültürüne uygun olarak Afrika kıtasında ırksal ve ırkçı gruplaşmaları ve felsefi görüşleri yaymaya çalıştılar.
Hutu ve Tutsi kökenli olma ayrımı yapıp, cüzdanlarına kaydedildi. Merkezi Afrika ve Güney Sudan'da devam eden dinsel ve kavmi çatışmalar da buna örnek sayılıyor. Batılı devletler, Afrika'da fesat, istibdat, diktatörlük ve istikrarsızlığı, Rantı ve yolsuzluğu dayattılar. Birçok Afrika ülkesinde askeri darbeler sonucu, bağımlı rejimler halklara hâkim kılınmıştır. Batılı ülkeler yağma sürecini sürdürüp, Afrika kıtası ülkelerde demokrasi gelişim sürecini baltaladılar.
Elbette son yıllarda Afrika kıtası milletleri uyanış hareketini başlatıp, siyasi, ekonomik ve toplumsal gelişimde ilerleme kaydetmiş bulunuyorlar. Afrika ülkeleri bu gelişimlerini sürdürmekle uluslararası alanda etkinliklerini takviye etmekte ve etki alanını genişletmektedirler. Bu gelişim süreciyle söz konusu Afrikalı ülkeler Fransa gibi Batılı ülkelere bağımlı hareket etmekten de kurtulacaklardır.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron afrika kıtası ülkeler hakkında ikili bir tutum izlemektedir. Bir taraftan bu kıta ülkelerinde yaptırım yapılacağını ve gelişimlerine katkıda bulunacaklarını iddia ediyor, diğer taraftan da Afrika halklarının medeni ve kültürel yapılarını tahkir ederek, sömürgeci ve ırkçı anlayış ve politikalarını gözler önüne seriyor.