Katar'ın 3+1'e karşı söz düellosu ve medya savaşı
-
Seyf bin Ahmet Al Sani
Katar'ın 3+1 Arap grubu ile söz düellosu, Katar'a uygulanan ambargoyu kırmak ve Arabistan'ın hac farizasını siyasi amaçları için kullanma ekseninde başladı.
Katar Devlet İlişkileri Ofisi başkanı Seyf bin Ahmed Al-ı Sani sosyal paylaşım sitelerindeki kendi sayfasında şöyle yazdı: Doha'yı yenmek hedefi ile diğer ülkeleri ikna etmek için kuşatan ülkeler milyonlarca dolar sarf etmelerine rağmen, yenildiler. Katar krizi, Fars Körfezi İşbirliği Konseyi'n tüm ülke halklarını olumsuz etkiledi ve artık Katar kuşatmasının son bulması gerekir." Katar insan hakları komitesi Riyad'a çağrı yaparak dini mekanlar ve menasikleri kendi siyasi hedefleri için suiistimal etmemesini istedi.
Katar ile 3+1 Arap ülkelerini oluşturan Suudi Arabistan, Mısır, BAE ve Bahreyn arasındaki gerginlik 5 haziran 2017’de başladı. 80 günü aşkın gerginlik süresi 3 döneme bölünebilir. İlk dönem bir aylık bir süre içeriyordu. Bu dönemde 3+1 grubu, Fars Körfezi İşbirliği Konseyi üyeleri olarak Mısır ile birlikte Doha ile ilişkilerini keserek, kapsamlı bir ambargo ile Katar’a baskı uygulamaya çalıştılar. Bu dönemde bazı küçük Arap ülkeleri de Suudi Arabistan’ın başını çektiği 3+1’i izleyerek Katar’a karşı tutum sergilemeye çalıştılar. 3+1 grubu ise Katar’a bazı şartlar belirleyerek belirli bir zaman sürecinde önerilen şartları yerine getirerek kendi tutum ve davranışlarını değiştirmesini istediler. Fakat Katar yönetimi suskunluk ve sabır stratejisini izledi.
İkinci dönem ise Temmuz’un başından Ağustos ortalarına kadar devam etti. Bu dönemde, Katar yönetimi 3+1 Arap grubu isteklerine boyun eğmek gibi bir karar sergilemezken, bu gerginlikten Arabistan gölgesinden kurtulmak için de yararlandı. Bu yüzden Katar yönetimi, Türkiye ile birkaç askeri tatbikat düzenleyerek, Katar uçaklarının geçişi için İran İslam Cumhuriyeti hava sahasını kullanmanın yanısıra onlarca ülke vatandaşlarına vize serbestliği getirdi ve Al-ı Suud’a karşı uluslararası kurumlara şikayette bulundu.
Katar yönetimi aynı zamanda, yaşanan gerginlik ve krizin ilk sonuçlarından oluşan endişelerden kurtularak daha güçlü bir tavırla, Suudi Arabistan’ın mandacı siyasetlerinden kurtulduğunu ilan ederek, milli hakimiyet ve bağımsızlığına vurgu yaptı. Tabi başta Kuveyt ve Amerika olmak üzere 3.ülkelerin arabuluculuğu ise sonuç vermedi.
Ağustos’un ortalarından itibaren de Katar ve 3+1 grubu arasında 3.dönem başladı. Bu dönemin en bariz özelliklerinden biri, Suudi Arabistan ve diğer 3 Arap ülkesinin Katar’a karşı yenilgileri daha da gün ışığına çıktı, aynı zamanda Katar, Suudi Arabistan’ın siyasetlerini eleştirerek, bu siyasetlerin de Suudi Arabistan için hiçbir getirisi olmadığını ispatladı. Böylece Katarlı yetkililer Suudi Arabistan hükümetine karşı yeni bir söz düellosu dönemi başlattı. Bu bağlamda Katar Devlet İlişkileri Ofisi başkanı Seyf bin Ahmed Al-ı Sani’nin, yaşanan krizin Fars Körfezi İşbirliği Konseyi üzerine bıraktığı olumsuz etki ile ilgili açıklamaları, ayrıca Katar insan hakları komitesinin Suudi Arabistan’ın hac menasikini siyasi amaçları için suiistimal etmesine dair raporu, bu cümledendir.
Bu arada Katar’ın son gerginlikleri geride bıraktığını resmen gösterdiği en son girişimi ise 18 ayın ardından Tahran büyükelçisini tekrar İran’a göndermesi ve de Çad’da büyükelçiliğini kapatmasıdır. Geçen Çarşamba günü İran ve Katar dışişleri bakanları arasında yapılan görüşmenin ardından Katar dışişleri bakanı bu ülkenin büyükelçisinin Tahran'a döneceğini duyurmuştu. Katar Dışişleri Bakanlığı ayrıca, İran İslam Cumhuriyeti ile ilişkilerini takviye etmek istediklerini vurguladı. /