BM’de yeni reform talepleri
-
Birleşmiş Milletler
BM teşkilatında başlatılan yeni bir hareketin çerçevesinde teşkilata üye 128 ülkenin temsilcileri BM’de reform taleplerini içeren bir planı imzaladı. Bu arada BM genel sekreteri Antonio Guterres de yaptığı açıklamada bürokrasiden bu teşkilatın en büyük sorunu şeklinde söz ederek bu kurumun yapısında reform yapılmasını desteklediğini ilan etti.
Gerçekte BM’de yapısal reform meselesi, dünyanın en büyük uluslararası kurumu olan BM’nin en önemli kaygılarından birini oluşturuyor. Kuşkusuz BM’nin ta soğuk savaş döneminden geriye kalan eskimiş ve günümüz dünyasının şartları ile asla örtüşmeyen ve uyum sağlamayan şimdiki yapısında reform yapılması, özellikle dünyaya hakim olan uluslararası düzenin çok kutuplu bir yapıya doğru yön değiştirmeye başladığı bir sırada büyük önem arz ediyor.
Son yıllarda BM yapısından bazı reformların yapılması ve bu teşkilatın uluslararası krizlerin çözümünde daha etkili olabilmesinin sağlanması için geniş çabalar sarf edildi. Ancak buna karşın BM güvenlik konseyinde bazı reformların yapılması ve örneğin konseyin daimi üye sayısının arttırılması veya daimi üyelerin veto hakkının kaldırılması gibi reformların hakkında şimdiye kadar üye ülkelerin arasında konsensüs sağlanamadı. Bu yüzden başta Almanya ve Japonya gibi gelişmiş sanayi ülkeler ve Brezilya ve Hindistan ve Güney Afrika gibi yeni ekonomik güçler başta olmak üzere dünyanın bir çok ülkesi BM yapısında değişiklik yapılmasını ve bu teşkilatın günümüz dünyasının şimdiki şartlarına göre yeniden yapılandırılmasını istiyor.
Uluslararası hukuk uzman Said Mahmudi’ye göre son yirmi yılda BM güvenlik konseyinin idari yapısı ve yetkileri ve uygulamaları alanlarında köklü reform yapılması için sarf edilen diplomatik geniş çabalara Brezilya, Almanya, Hindistan ve Japonya öncülük ediyordu. Ancak bu ülkelerin tüm bu çabaları BM bünyesinde nüfuz sahibi olan devletlerin muhalefeti yüzünden şimdiye kadar sonuç vermedi.
Aslında BM yapısı ve uygulamalarına yönelik eleştirilerin mahiyeti de üye ülkelerin arasında büyük farklılık arz ediyor. Başta ABD olmak üzere büyük güçler ve gelişmiş ülkeler bu teşkilatı küçük devletlerin onlara eşit oy hakkı olması yüzünden eleştiriyor. Gerçekte Amerika tamamen bu devletin istekleri doğrultusunda hareket eden ve şom hedeflerine hizmet eden bir BM istiyor ve bu yüzden bağlantısızlar hareketi gibi bağımsız hareket eden devletlerin BM bünyesinde hareketlerini ve bağımsız davranmalarını asla tahammül edemiyor. Oysa BM’nin normal üyeleri ve özellikle güvenlik konseyinde daha ciddi rol ifa etmek isteyen ülkeler bu teşkilatı ve özellikle BM güvenlik konseyinin beş daimi üyesinin veto hakkını eleştiriyor ve BM ve güvenlik konseyi başta olmak üzere ilgili alt kurumlarının yeniden gözden geçirilmelerini ve yeniden yapılandırılmalarını talep ediyor.
Siyaset meseleleri uzman Kazım Garibabadi’nin de belirlttiği üzere veto hakkı, BM üyeleri arasında sürekli ciddi itirazlar ve eleştirilerle karşılaşan bir konudur. Gerçekte BM güvenlik konseyi şimdiki hali ve yapısı ile bir çok üye ülkenin eleştirileri ile karşılaşıyor ve üye ülkelerin büyük bir bölümü güvenlik konseyinin şimdiki yapısını ve üye sayısını dünyanın şimdiki durumu ve şartlarına uygun bulmuyor.
Gerçekte BM güvenlik konseyi şimdiyi hali ile dünyanın bazı kıtalarını ve bazı önemli bölgelerini temsil etmiyor ve bu kıtaların ve bölgelerin konseyde bir tek temsilcileri bile bulunmuyor. BM üyeleri güvenlik konseyi ile ilgili talepleri en çok üye sayısı ve veto hakkının yeniden gözden geçirilmesine yöneliktir.
Her halükarda BM 72 yıl önce dünya güvenliğini ve barışını korumak için kurulduğu günden beri şimdiye kadar yapısı asla gözden geçirilmedi, oysa bu süre içerisinde dünyanın şartları çok değişti ve BM bu sürecin gerisinde kaldı.